Gladio Yapısı ve Tarihteki Benzerleri

Kontrgerilla, aslında yeni bir örgüt değildir. İsmi farklı da olsa tarihte birbirine benzeyen kontrgerilla yapısına sahip örgütlere rastlamak mümkündür. Kontrgerillanın, Siyonizm ve masonluğun sokak gücü, bir anlamda gizli askeri kanadı olduğu göz önünde bulundurulursa, bu tür örgütlerin tarihinin de masonluk tarihiyle paralel durumda olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Masonluk, tarihteki çeşitli operasyonlarında da, örgütleyip finanse ettiği sokak gücü niteliğindeki grupları kullanmıştır.

Kontrgerilla, masonluğun klasik sokak gücünün yalnızca yeni bir ismidir. Bu görünmeyen masonik ordunun prensipleri de masonlukla paralel; sır verilmez, toplantılar gizlidir. Masonların mason olduklarını gizleyişleri gibi, kontrgerilla üyeleri de kendilerini gizlerler. Birbirlerini gizli parola ve gizli masonik işaretlerle tanırlar. Sürekli vahşet ve sürekli terör, bu grubun ana düsturudur.

Masonluğun kullandığı tarihteki kontrgerilla benzeri örgütler oldukça ilginçtir. Bu örgütler, Fransız İhtilali'ne kadar uzanmaktadır. Fransız İhtilali'nin lider kadrosunu oluşturan ve hemen hepsi mason olan Jakobenler, aynı zamanda bir tür kontrgerilla örgütünün lideriydiler. Jakobenler, Sans Culotte'lar ve daha sonra da Kırmızı Boneliler adı verilen kiralık sokak serserilerine terör eylemleri düzenletiyorlardı. Aynı şekilde, Bolşevik Devrimi'ni düzenleyen ya da Hitler'i iktidara getiren ünlü "fail-i meçhul" Reichteig yangınını çıkartanlar da kontrgerilla karakterindeki örgütlerdi. Hitler döneminde, SA ve SS olarak şekillenen bu örgüt, toplantılarını Thule Locası adı verilen mason locasında yapmaktaydı. İllümine masonluk, yani ihtilalci masonluk, Jakobenler ile Fransız İhtilali'nde, Thule locası ile Almanya'da, P2 ile İtalya'da kendini göstermiştir.

İtalya'da 19. yüzyılın başlarında ortaya çıkan Carbonari cemiyeti de İllüminizm ile bağlantılıydı. Esas amacı kiliseyi yıkmak ve din aleyhtarı bir düzen kurmaktı. Milano, Londra ve Berlin'de bulunan bazı Yahudi bankacılardan büyük mali destek gördü. Bilinebilen en üst teşekkülü "Haute Vente" idi. Bu 40 kişilik bir heyetti ve bu heyete Volpe, Piccolo, Tigre, Clauss gibi birçok Yahudi dahildi. Carbonari cemiyetinin uzantıları bugün de faaliyet halinde. Asıl amaç yapılacak provokasyonlarla halkı kiliseden soğutmak, kilise düşmanlığını sözde laiklik olarak göstererek halkı kutuplara ayırmaktı. Günümüzde İtalya'daki Brendizi Locası masonluk-kontrgerilla bağlantısının en açık örneklerinden biridir. Brendizi Locası, Avrupa'nın çeşitli ülkelerindeki üst düzey kontrgerilla yapısındaki örgütlerin buluşma yeridir.

Yugoslavya Olaylarının Perde Arkasında Çetnik Kontrgerilla Grupları

Kontrgerilla Yugoslavya'da da faaliyet göstermiştir. Çetnik kontrgerilla grupları, Bosna-Hersek'teki katliamın mimarlarıdır. Katliamı gerçekleştiren gerçekte Sırp halkı değil, mason liderlerin örgütlediği Çetnik örgütüdür.

"Mojimilo yerleşim bölgesinin komutanı Boşnak Nejat Aynadziç, 'Her Çetnik Sırptır, ama her Sırp Çetnik değildir' diyor. Ve Bosna Hersek'in Çetnik olmayan Sırpları, Boşnaklarla omuz omuza, 'soydaşları'na karşı savaşıyor." (EP-Ekonomi Politika, 10-17 Ocak 1993)

Çetnikler ile masonların yakın ilişkisi Bosna Savaşı'nın konu edildiği bölümde detaylı olarak incelenmiştir. Tarihte Çetnik çetelerini ilk kez biraraya getirip örgütleyen kişi mason "Kasap" Mihailoviç'tir. 1992-95 yılları arasında yaşanan Bosna Savaşı sırasındaki liderleri de yine bir başka mason olan Miloseviç'tir. Çetniklerin nasıl bir örgüt olduğu şöyle tarif edilmektedir:

"Dünyadaki belli başlı kontrgerilla/paradox-militer örgütlerinin arasında Sırbistan'daki Çetnikler bulunuyor." (Yeni Dünya Düzeni, Halid Özkul, sf.87)

'Kontrgerilla" örgütlenmesinin merkezi ise yine aynı kitapta şöyle bildirilmektedir: "Paradox-militer/Kontrgerillanın merkezi: Mossad ve Aman: Kfar Sirkin, Tel Aviv, İsrail."

Hitler'in Kurduğu Kontrgerilla Grupları: SS ve SA

Hitler, Alman kontrgerillasının liderlerindendi. Kurduğu SA ve SS grupları tipik kontrgerilla örgütleriydi:

"SA'lar 1921de Hitler'in Muhafız Birliği olarak doğdu. Örgütsel dayanağı Nazi hareketine katılmış serserilerdi." (Ana Britannica, sf.864)

"Sokak eşkiyaları, eski katiller, işsiz, güçsüz kişilerin oluşturduğu bir örgüt olan SA'lar, rakip partilerin toplantılarını basıyor, Hitler'in fedailiğini yapıyorlardı." (The Life and Death of Adolf Hitler, Robert Payne)

SA'ların yöntemi de tüm faşist örgütlerde olduğu gibi terör ve işkence olmuştur:

"Berlin'de SA'ya ait bir köşkte işkence odaları bulunuyordu. İtiraf ettirmek için burada akla gelebilecek her türlü işkence yapılıyordu." (Encyclopedia Judaica, cilt 4, sf.714)

Hitler'in birlikleri bir tören sırasında

Faşist-Siyonist lider Jabotinsky'nin kurduğu kontrgerilla grubu Kahverengi Gömlekliler'den esinlenen Hitler, SA'ları yani bir diğer adıyla Kahverengi Gömlekliler'i kurdu. SA'ların başında ise Yahudi Pfeffer Von Solomon bulunmaktaydı.

Hitler 1925 yılında kendi koruması için SS adı verilen daha organize bir birlik kurdu. Diğer bir kontrgerilla grubu olan SS'ler daha çok orduya yönelikti. SS'lerin rolü çok farklıydı. Herhangi bir SS subayı Alman generalinden daha yukarıda yer almaktaydı. Kontrgerillanın tüm özellikleri SS'lerde de görülmektedir. Devlet içinde devlet yapısı gösteren Hitler'in çok özel ordusu SS'lerin başında ünlü faşist Himmler bulunuyordu.

Gestapo ise tipik bir istihbarat teşkilatıydı. Rejim aleyhtarlarını saptıyordu. Gestapo'nun başında Heidrich bulunmaktaydı. Kontrgerilla yapısının zengin örneğini Gestapo örgütlenmesinde de görmek mümkündür. Örgütün kuruluş şemasında; "Cinayet Bölümü" de vardır. Görülüyor ki, Naziler kendilerine karşı olanları öldürmek için devlet içinde cinayet işlemekle görevli birimler oluşturmuşlardır.

Alman Nazizmi ile İtalyan faşizmi ve onların istihbarat örgütlerine (özellikle Gestapo) baktığımızda bunlarda cinayet işleme birimleri bulunduğunu görüyoruz. Kontrgerillanın tüm özellikleri Hitler'in SS ve SA'larında toplanmıştı. Nazi komutanların yönlendirdiği sokak eşkiyaları ve katiller her türlü işkenceyi, katliamı yapıyorlardı. 6 milyon Yahudinin yaşamına mal olan korkunç soykırımı da yine bu Gladio benzeri Nazi örgütlenmeleri gerçekleştirmiştir. (Hitler ve faşist örgütlenmeleri ile ilgili daha detaylı bilgiyi Faşizm bölümünde bulabilirsiniz.)

Gladio ve Faşist Örgütler İç İçe

"Özellikle Avrupa'da son yıllarda tırmanış gösteren ırkçı-faşist hareketlenmelerin ardında Gladio olarak da bilinen NATO'nun gizli yer altı örgütlenmesinin bulunduğu belirlendi. Gladio'nun Avrupa'nın belli başlı ırkçı-faşist örgütlerin liderleri ve ABD kökenli Ku Klux Klan temsilcileri ile belli aralıklarla toplanarak strateji ve eylem planı belirledikleri İtalya'nın ünlü gazetelerinden Corriera Della Serra ve La Repubblica'da yayımlandı. İtalya'nın Verona kentinde Gladio'yla toplantı yaptıkları saptanan faşist örgüt temsilcileri Gladio'nun belirlediği eylem stratejisi doğrultusunda hareket ediyorlardı." (Meydan, 21 Kasım 1991)

"İtalya'yı kasıp kavuran neo-faşist terörün gerisinden bütün haşmetiyle İtalyan kontrgerillası Gladio çıkıverdi. Baş kontrgerillacınınsa İtalya Cumhurbaşkanı Cossiga'dan başkası olmadığı herkesin bildiği bir 'sır' artık. Belçika kontrgerillasını keşfetti, Fransa geri kalmadı ve gerisi çorap söküğü gibi geldi. (Kontrgerilla Cumhuriyeti, Talat Turhan, sf.173)

Görüldüğü gibi uluslararası terörizmin ve devlet terörünün vurucu gücü olan ölüm mangaları, Alman Nazizmi'nden günümüze kadar uzanmaktadır. Ölüm mangalarının simgesi, aynı zamanda onların işlevini açığa vurmaktadır: Arjantin, Brezilya, Uruguay, Paraguay, İspanya'da koşullandırılmış ve dolarla beslenen aşırı sağcı militanlar, kurdukları partiler ve bürokrasideki yandaşları ölüm saçmakta, terör estirmektedirler.

Gladio Karakteri ve Beklenen Karşı Çözüm

Masonların, kontrgerilla sistemini kurmaları ve ayakta tutmaları, bu sisteme uygun yapıdaki insanların bolca bulunabilmesinden kaynaklanmaktadır. Şiddeti, bir zevk ve şeref göstergesi haline getirmiş, gücü putlaştırmış, haklının değil güçlünün yanında olan grup ve kişiler bulunduğu sürece, karanlık güç merkezleri kendine maşa bulmakta zorluk çekmeyecektir.

Şiddete dayalı faşist kültürün yaşatılması ise, söz konusu güçlerin üzerinde özellikle durduğu bir konudur. Irkçılığı, şiddeti, savaşçılığı yücelten, güzel ahlakı, sevgiyi, barış ve huzuru ise göz ardı eden bu faşist düşünce yapısının yayılması için şimdiye dek çalışmış olan ideologların büyük çoğunluğunun mason olması elbette bir tesadüf değildir. Bugün de bütün dünyaya filmler, romanlar, resimli romanlar aracılığıyla söz konusu faşist düşünce yapısı enjekte edilmektedir. Bu propaganda ile kan dökücü kabadayı karakteri, "gözü pek, bileği ve yüreği güçlü" gibi sahte tanımlamalar altında kendine meşruiyet zemini bulmaktadır.

Önce sahte bir haksızlık ortamı oluşturmak, sonra saldırmak, sonra halkı kendini savunmaya mecbur edip, sonra tekrar saldırmak kontrgerillanın en önemli taktiğidir.

Ancak bu sistemin ortadan kaldırılmasıyla, mutlak barış ve huzur çağı oluşabilir. Dünya üzerindeki bu cinayet şebekesinin çözülmesi, gerçek huzurun yaşanmasına vesile olacaktır. Bu durumdan sonra, artık silahlanma ve savaş sanayine, teröre ve ondan korunmaya yönelik organizasyonlara ayrılan para refaha, eğitime, beslenmeye, barınmaya, giyime, sanata, çevre düzenlemelerine ve her türlü güzelliğe, iyiliğe ve mutluluğa harcanabilir.

Mossad'dan kontrgerillaya uzanan zincirin ortadan kalkması ise çok güçlü bir sistem gerektirmektedir. Çünkü pek çok ülkede hükümetler ve hükümet başkanları, kontrgerilladan şiddetle çekinmektedir ve kontrgerilla bir anlamda devlet içinde devlet konumuna gelmiştir. Kontrgerillayı ortadan kaldırabilmek için, son derece sağlam bir düşünce yapısından temel alınması gerekir. Şiddete, gurura, nefrete dayalı olan bu sisteme karşı beklenen karşı çözümün tamamen bu yapının dışında olması, sevgiye, adalete, fedakarlığa, alçakgönüllülüğe, merhamete dayalı olması şarttır. Bunların dışında yapay çözümlere, geçici tedbirlere sarılmak sonuç vermez, vermeyecektir.

Unutmamak gerekir ki, başta kontrgerilla hareketleri olmak üzere, yeryüzünde kan dökenler ve bu eylemleri organize edenlerle yapılacak mücadele mutlaka fikri alanda olmalıdır. Daha önce de vurguladığımız gibi, bu çevrelerin varlıklarını devam ettirebilmelerinin nedeni eylemleri için kullanabilecekleri yapıda kişileri -ahlaki zaafları olan ve kolay yönlendirilebilen bilinçsiz kitleleri- kolaylıkla bulabilmeleridir. Ahlaken güçlü, manevi değerlerine sahip çıkan, vicdan ve sağduyu sahibi, kişilikli insanların sayısının çoğalması bu kişilerin hayat sahalarının sona ermesi anlamına gelecektir. Bu ise ancak din ahlakının yaygınlaşması ile mümkün olur.

Bununla birlikte, asla unutulmaması gereken önemli bir konu da, bu çevreler ne kadar büyük ve güçlü görünseler de, ne kadar iyi organize olmuş ve ne kadar planlı hareket ediyor olsalar da herşeyleri ile tamamen Allah'ın kontrolü altında olduklarıdır. Bunların ve kurdukları tüm planların Allah'ın kontrolü altında olduğunu Allah Kuran'da bizlere şöyle bildirmiştir:

Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri dağları yerlerinden oynatacak kadar da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır. (İbrahim Suresi, 46)

Onlar hileli düzenler kurdular, Biz de onların farkında olmadığı bir düzen kurduk. Artık sen, onların kurdukları hileli-düzenin uğradığı sona bir bak... (Neml Suresi, 50-51)