Basın-MOSSAD-Gladio İş Birliği

Bazı basın organları ve kontrgerilla, dünya çapındaki önemli eylemlerin, flaş haber şeklinde yayılması veya örtbas edilmesi, suçluların deşifre edilmeden gizlenmesi ve yalan haber yayılmasında iş birliği yapar. Kontrgerilla eylemi gerçekleştirir, etkisini kontra-basın yapar. Kontrgerilla bomba patlatır, kontra basın sansasyonunu ayarlar. Suçluyu suçsuz, ahlaklıyı ahlaksız gösterir, uyuşturucu kaçakçısından bahsetmez, bu suçlamaları masum kişilerin üzerine yıkar. Kontrgerillanın gerçek hedefi, kendilerini engelleyecek güç olarak gördükleri samimi dindar insanlar ve samimi gerçek vatanseverlerdir. Basın da en önemli silahlarıdır. Gerçek milliyetçiler ve dindarlar pek çok iftiraya maruz kalırken, kontrgerilla ve yandaşları, en önemlisi hepsini idare eden mason çevre entelektüel, aydın, vatansever tabaka olarak adlandırılır. Bu telkin dünyanın önde gelen basın-yayın kuruluşlarında bu şekilde verilerek, kitle propagandası yapılmış, halk bu şekilde belli bir düşünceye itilmiş olur. Kontra-basın çok saldırgandır, kolaylıkla iftira atar, kendilerinin her zaman haklı ve doğru oldukları imajını verirler. Yalan haber yayma aracı olan bu kuruluşların sahiplerine göz attığımızda, herşey daha da iyi şekillenmektedir.

Basın kralı Mossad ajanı Maxwell, diğer basın kralı Rupert Murdoch, İtalyan basın kralı Benedetti, NBC, ABC televizyonları, New York Times'dan Arthur Sulzberger gibi basın ve televizyon kuruluşlarının önemli isimleri ile gizli servisler arasındaki ilişkiler dikkat edilmesi gereken bir konudur.

ABD'deki İsrail Medyası

İsrail o ülkelerdeki lobileri sayesinde, dünyanın pek çok ülkesinde medya üzerinde oldukça etkili olmaktadır. Bu etki sayesinde, dünya kamuoyu genellikle Ortadoğu'daki gelişmeleri İsrail taraflı öğrenmekte, dünya gündemini etkileyen pek çok gelişme hakkında da genellikle sınırlı bilgi edinmektedir. İsrail'in, medyası üzerinde en çok etkili olduğu ülkelerden birisi de Amerika'dır. ABD medyası üzerindeki bu etki, Mother Jones dergisinde şöyle anlatılmaktadır:

"İsrail'in imajını daha iyi duruma getirmek için uygulanan bir yöntem de Hasbara Projesi'dir. Bunun taraftarları arasında önde gelen ABD medya yöneticileri de vardır. Bunlar yabancı bir hükümete halkla ilişkiler konusunda yardım etmekten çekinmiyor.

Aslında Amerikalılar İsrail'in ne kadar başının belada olduğunu ve İsraillilerin kendi hükümetlerinin politikalarını kontraları, üçüncü dünya ülkelerini ve Güney Afrika'yı silahlandırmaları nedeniyle eleştirdiğini bilmiyor ve bazı meşhur Amerikan editörleri ve yayıncıları, sahte tarafsızlıklarını kaybedip İsrail'in halkla ilişkiler danışmanları oldukları için bunun böyle kalmasını istiyor.

Dünya Siyonist Organizasyonu, Hükümet Basın Ofisi, Kudüs'teki Dünya Yahudi Yazarlar Birliği tarafından Ocak 1985'te düzenlenen konferansta 'Commentary' editörü Norman Podhoretz'in belirttiğine göre: "Hem Yahudi hem de genel basında yazan Yahudiler İsrail'i savunmak zorundadır, İsrail'e karşı yazılara katılamazlar. İsrail'in çeşitli eleştirilere maruz kalması İsrail'in düşmanlarına yardım ediyor. Bu da İsrail'in demokratik bir ülke olmadığını açıkça ortaya koyuyor.

Birçok ABD yazarı Podhoretz'in İsrail'le ilgili düşüncelerini paylaşıyor. Bu Ortodoksluğa meydan okuyanlar ise İsrail lobisinden -bunun içinde editörlerin bir koalisyonu, yayıncılar, İsrail taraftarı komiteler, zengin iş adamları var- merhametsiz bir saldırıya maruz kalıyorlar ve bunlar anti-İsrail taraftarlarını cezalandırıyorlar.

Amerikan Yahudi Kongresi eski Başkanı 'İsrail, Amerika'da sevilmekte ve savunulmaktadır' diyor. İsrail ve ABD arasındaki kör ve karşılıklı 'aşk', medyada İsrail'in çarpıtılmış bir imajına neden oldu. Bu yüzden ABD'nin gerçekçi dış politikacılar belirlemesi engellenmiştir.

Ayrıca ABD'de İsrail lobisinin eleştirmenlere saldırması, haber akışını kısıtlaması ve Yahudi topluluğundaki tartışmaları bastırmaya çalışması, işgal altındaki topraklarda İsrail gücünü sağlamlaştırmıştır.

Aslında Yahudi ve Hıristiyan yazarlar medya desteği sağlamaktadır. Washington Post editörü geçen Ekim'de kendisiyle yapılan bir röportajda şöyle demektedir: "İsrail taraftarı olduğumu söylerler. Sanırım bu hayatın bir gerçeğidir."

İsrail hükümeti Beyrut'a saldırdığını savaşın ilk günlerinden beri yabancı basından sakladı. Savaşın mimarı Ariel Şaron savaşın amacı konusunda yalan söyledi, çok sıkı sansür uygulattı, yanlış ölü sayıları verdi ve cephelere girişi yasakladı. İbrani medyasını da aynı yöntemle kontrol etti.

İsrail hükümet görevlilerinden birinin söylediğine göre, basın alanında bulunan Amerikan Yahudileri kendi işverenlerinden daha fazla İsrail'e 'sadakat' gösteriyorlar.

Bir üst düzey İsrail hükümet görevlisi ABD'ye geldiğinde geçirdiği zamanın %40'ını basınla görüşmeye ayırıyor. New York'ta 1985-86 arası İsrail Konsolosluğu'nda basın yöneticiliği yapan Menachem Shalev, 'İyi arkadaşlar televizyonculuğun ve her önemli gazetenin içinde bulunabilir. Bunların isimleri bir ateşeden diğerine aktarılmaktadır. İsrail'in ABD'de etkin basın desteği alması çok önemlidir' açıklamasını yapıyor... Bunun için Shalev'e göre basın ilişkileri İsrail hükümeti için 'en öncelikli' şeydir.

İsrail'in ABD'deki on konsolosu bölgesel medyayı kontrol eder ve yazarlarla bağlantı kurar. Shalev 'İsrail'in Amerika'daki varlığı her yere yayılmıştır' diyor ve ekliyor. 'Gazetelere baskı uygulamak televizyonlardan daha kolay. Gazete idarecileri daha kolay elde edilebilir. Ve pek çok yayıncıyla da çok yakın ilişkilerimiz var.'

ABD'nin İsrail'le olan özel ilişkisi akıl karıştırıyor. 'Geçen sene İsrail 3 milyar dolardan fazla ABD yardımı aldı ve bu dünyanın herhangi bir yerinden daha fazla ve ABD'nin toplam yardım paketinin beşte birini oluşturuyor. Buna karşın 45 Afrika ülkesi 979 milyon dolar alıyor, bu da yardım paketinin on beşte biri." (Mother Jones, Şubat-Mart 1987)

Garip Bir İlişki Daha: Gladio-KGB İç İçe

Anti-komünist bir pakt olarak kurulduğu ileri sürülen NATO, son gelişmelerden de anlaşılacağı gibi bambaşka amaçlar içermektedir. İtalya'da saptanan aşağıdaki olay da bunun çarpıcı bir örneğidir.

"Trieste'yle Udine arasında içinde nükleer bomba fabrikasyonu için gerekli olan maddelerin de olduğu, yasa dışı silah trafiğinin sınırı geçiyor. Talep Katar'dan Libya'ya kadar çok çeşitli. Savcılık olayın içinde uyuşturucu mafyası, KGB ve Gladio'nun bulunduğunu belirtiyor. Gladio'nun KGB'yle ne alakası var? Bu bir sır olarak kalıyor." (Avvenimenti, 18 Kasım 1992)

NATO bünyesinde kurulmuş gizli örgüt Gladio'nun nasıl KGB ile beraber hareket ettiği tabii ki uzun zaman merak konusu olmaya devam edecektir.

Gladio, İsrail'in Gizli Ordusu

Mossad'ın kuruluş amacı siyonist hedeflerin gerçekleşmesine katkıda bulunmaktır. Bu noktada Mossad'ın işlevi, Siyonizmin hegemonyasına bağlı bir dünya oluşturmak, diğer milletlerin ve inançların ise sömürü sistemi içinde kullanılmasını, güçlenmemesini sağlamaktır. Bunun için kullandığı temel yöntem ise, diğer milletleri kaos ve istikrarsızlık içine sürükleyecek olan savaş, karışıklık, terör ortamları hazırlamak, bu ortamları kışkırtmak, "düzensizliğin düzeni"ni kurmaktır. Kontrgerilla ise, bu hedefi gerçekleştirmek için kurulmuş bir alt örgüttür. Yaptığı iş, hedef ülkelerde, temel Mossad yöntemi olan şiddeti hayat şekli haline getirmiş, sadist ve saldırgan ruhlu kişileri beslemek, örgütlemek ve yapay ideolojileri de kullanarak eylemlere yöneltmektir.

"İsrail'in dünyadaki tüm kontrgerilla hareketlerinin eğitimi için kurduğu merkez Mossad Aman Kfar Sirkin, Tel Aviv ve Mossad Aman Beersheba, İsrail'de bulunuyor. Ayrıca ikinci merkez de Jonathan Institute Jerusalem, İsrail'de. Buradan yollanan subaylar dünyadaki kontrgerilla hareketlerinin eğitimi ve idaresi görevini alırlar. Ayrıca bu merkezde bazı kontrgerilla grupları bizzat eğitim görür. Mossad'ın Inkata şubesi Güney Afrika'daki kontrgerilla hareketlerini, Hindistan'da Sihler, Sri Lanka'da Tamiller, Peru'da Aydınlık Yol, İtalya'da Kızıl Tugaylar, Sırbistan'da Çetnik ve Sırbistan Yenileme Harekatı, Hırvatistan'da Ustaşa, İspanya'da ETA, Ermenistan'da ASALA gibi birçok kontrgerilla hareketinin eğitimini yapar." (Yeni Dünya Düzeni, Halid Özkul)

ABD'nin büyük tekellerinden Yahudi Rockefeller grubu 1956 yılında şu öneriyi ileri sürdü:

"ABD'nin çıkarlarına uygun düşmeyen herhangi bir durumu düzeltmek için dünyanın neresinde olursa olsun, derhal müdahale edebilecek yeteneklere sahip özel askeri birlikler kurulmalı. Bu özel askeri birliklerin çok hareketli olması ve çeşitli lokal harpleri başarıyla sona erdirecek yetenekte olması gerekir.

Rockefeller grubunun önerdiği özel askeri birlikler Amerikan kontrgerillalarının ilk nüvesini meydana getiriyordu. Rockefeller grubunun önerisi doğrultusunda Stratejik Müdahele Birlikleri kuruldu." (Rockefeller Vakfı'nın Raporu, Prospects of America, Amerikan Harp Doktrinleri, sf.271)

Kontrgerillaların fikir babalarından bir diğer isim de, uluslararası Yahudi lobileri Bilderberg, Trilateral ve CFR üyesi Mc Namara idi:

"Amerika Eski Savunma Bakanı, Dünya Bankası'nın yıllarca Başkanlığını yapmış Mc Namara; 'Gerilla ve anti-gerilla savaş taktik ve biçimlerini iyice öğrenmiş ve dış müdahaleler de özel silahlarla donatılmış küçük birlikler kullanmak gerekir'." (Rockefeller Vakfı'nın Raporu, Prospects of America, Amerikan Harp Doktrinleri, sf.356-357)

"Bu yeni kuvvetler Mc Namara'nın belirttiği gibi kontralardı. Bu örgütlenme tüm dünyada yapıldı." (Peter Parret, John W. Shy, Guerillas in the 1960, sf.42)

Rockefeller grubunun bir raporunda ise kontraların amacı şu şekilde açıklanmaktaydı:

"Gerek bizim gerek dünya devletlerinin güvenliğini sağlamak için mahalli kuvvetler ve akımlar tarafından sıkışık durumda bırakılmış olan dost hükümet ve rejimlere silahlı yardımlar yapmak zorunluluğunu duymalıyız. Bu zorunlulukla yapılacak askeri müdahale, ne klasik askeri stratejiye uymakta ne de geleneksel diplomatik müdaheleye benzemektedir. Bu askeri müdahalenin kendine özgün bir niteliği ve biçimi vardır." (Rockefeller Vakfı'nın Raporu, Prospects of America, Amerikan Harp Doktrinleri, sf.298)

Ünlü stratejist Kissinger'ın da bu konudaki görüşleri oldukça ilginçtir:

'Eğer hür dünya, yavaş fakat sürekli bir erozyondan kurtulmak istiyorsa, lokal savunma savaşlarına hazırlanmalı ve bu savaşlar için gerekli önlemleri alıp, gerekli ordular kurulmalıdır. Sömürgeciliğe karşı Ayaklanma Hareketi'nin hemen her tarafı sardığı bir dönemde, Pentagon'daki bazı otoriteler hala toptan-red-yıldırma stratejisinde inatla ayak diretiyorlar. Bir yandan hür dünyanın sosyalist devletlere karşı konvansiyonel bir denge kuramayacağını söylerken, diğer yandan yıldırma stratejisinde ayak diretmek, anlaşılmaz bir tutumdur.'

Kissinger, "Nuclear Weapons And Foreign Policy" adlı kitabında, total savaş ile lokal savaşın uygulama ve sonuçlarını incelemiştir. Kissinger'a göre, 'total savaş, ABD için, dolayısıyla kapitalizm için intihardır. Asya, Afrika ve Güney Amerika'daki Ulusal Kurtuluş Savaşları ancak lokal-sınırlı savaşlarla önlenebilir. Bu bölgenin sınırı sosyalist blok ülkeleri sınırlarından başlar." (CIA, Kontrgerilla ve Türkiye, Emin Değer, sf.125)

'Devlet içinde devlet' halinde örgülenmiş olan Gladio, NATO çerçevesinde kurulmuştu.

CIA, bu örgütün kuruluşunda rol oynamıştı. İtalya'daki Gladio ve diğer NATO ülkelerindeki benzer kuruluşlar, sivil ve askeri 'yerli' istihbarat örgütleri yanında 'gizlilik' esası ile çalışan bazı derneklerin üyelerini de içine almışlardı. Gladio skandalı, İtalyan P2 Mason Locası ve İtalyan İstihbarat Teşkilatı ile ordunun bazı kesimlerinin yakın iş birliği içerisinde olduğunu ortaya çıkardı.

Skandalın ortaya çıkardığı bir diğer gerçek de, İtalya'yı bir ara kasıp kavuran terör olaylarının büyük bir bölümünün, NATO çerçevesinde kurulmuş Gladio örgütünün eseri olduğuydu. Suikastlar, siyasi cinayetler, bombalama ve tedhiş olayları, kökleri devlet içinde olan bu örgüt elamanlarının eseriydi.

Kontrgerilla örgütlenmesinin mimarlarından en önemlisi hiç kuşkusuz Henry Kissinger'dı:

"1968 yılından günümüze değin, ABD'nin yürüttüğü sınırlı savaşların, teorik ve pratik planda geliştirilmesinde zaman, emek harcayan uzmanlardan en önemlisi Henry Kissinger'dir." (Bıçağın Sırtındaki Türkiye, Süleyman Genç, sf.20)

"Kissinger'in NATO içindeki gizli örgütlenmenin ABD'deki sinir uçlarından olduğu sonradan öğrenildi." (Türkiye'de Laiklik ve Fikir Özgürlüğü, Fehmi Koru, sf.178)

ABD'nin eski Dış İşleri Bakanlarından Henry Kissinger'in, ABD'nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya'da Nazi artıklarının toparlanarak yeniden örgütlendirilmesi faaliyetinde oynadığı rol belgelenmiştir." (Kontrgerilla Cumhuriyeti, Talat Turhan, sf.24)

Gladio Kimlerin Emrinde?

Kontrgerillanın kimlerin emrinde olduğunu New York Times muhabiri James Lemoyne ve eski CIA ajanı Philip Agee şöyle açıklıyorlar:

"ABD'nin dış ülkelere ekonomik yardımından daha çok zenginler yararlanmaktadır. Bunlar vergi vermedikleri gibi sürekli olarak ülke dışına para çıkarmaktadırlar. Oğulları askerlik yapmaz. Vergi vermek fakir halkın işidir. Yaşamak zenginlere, ölmek fakirlere düşmüştür. Ne var ki bu iş bölümünden yoksullar hiç de memnun gözükmemektedirler. Dış yatırımların ancak küçük bir kısmı yoksullara ulaşabilmektedir. Siyasi güç sosyetenin elindedir. Fakirlere siyaset vasıtasıyla da durumlarını düzeltme yolu tıkanmıştır. Halk polisten ve askerden korkmaktadır. Yasal yollardan haklarını aramak bu insanlar için olacak işlerden değildir. Fakir halk ile zenginler arasında fakirlerin hakkını temsil edecek hakimlerin varlığı hayal bile edilememektedir." (James Lemoyne, New York Times, 5-7 Nisan 1987, 16 Şubat 1987)

Anti-komünist maskesi düşen Gladio'nun, KGB'yle iç içe olduğunu ele alan haberlerden biri de Avvenimenti'de yayınlanmıştı.

"Eski CIA ajanı Agee ise şöyle diyor: 'Ben Kapitalizmin gizli polislerinden biriydim. Yoksul ülkelerdeki Amerikan şirketlerinin hisse senedi sahiplerinin kaymağını yemelerini sürdürmelerini sağlamak için politik barajın sıkıntılarını Amerikan kapitalizminin gizli polisinden başka bir şey değildir ki. Yoksul ülkelerde CIA başarısının anahtarı, nüfusun kaymağının çoğunu yiyen %2 ya da %3'lük kısmının bulunmasıdır. Şimdi çoğu ülkelerde bu sınıfın geliri 1960'dan bu yana daha da artmış ancak bir kenarda bırakılan ve nüfusun %50 ya da %70'ini teşkil eden sınıfların gelirleri ise daha da azalmıştır." (CIA Günlüğü, Philip Agee, sf.760 -766)


1 Eylül 1991 tarihli L'Espresso dergisinde yayımlanan ve çeşitli ülkelerdeki Gladio örgütlenmelerini anlatan küpür.

Kontrgerilla'nın kullandığı sokak serserilerinin ikiyüzlülüğü her yönden ortadadır. Uyuşturucu kaçakçılığını yapanlar da, çıkar çatışması olduğunda yakalatanlar da onlardır. Fail-i meçhul cinayetlerin faili bu gruplardır, fakat sahte failler üretmekte de üstlerine yoktur.