|
Mossad'ın Eylem Metodları
Mossad'ın propaganda mahiyetindeki, fakat fazla stratejik önemi
olmayan eylemlerini açık bir güç gösterisi şeklinde yaptığı bir
bilinen bir durumdur. Bu propaganda genellikle Mossad kontrolündeki
basın aracılığıyla dünya kamuoyuna duyurulur. Entebbe Baskını (ilerleyen
sayfalarda detaylı olarak ele alınacaktır) gibi eylemler bu sınıfa
ise dahildir. Ancak İsrail'in ve Siyonizmin menfaatlerini doğrudan
ilgilendiren ciddi konularda ise son derece gizli ve örtülü bir
politika izlenmektedir. Bu durumda kendi eylemlerini başka örgütlere
yıkarak, tamamen ilgisiz bir tutum sergilenir. Tüm bunlar dünya
çapında bağlı basın organları, gazeteci ve yazarlar, film yönetmenleri,
siyasi yorumcular kanalıyla kamuoyuna benimsetilir.
Mossad'ın bu anlamda propagandasının yapıldığı filmler dünya televizyonlarında
sık sık yayınlanmaktadır. Filistinlileri sürekli olarak terörist
olarak tasvir eden, ancak İsrail'in suçlarından hiç söz etmeyen
"Delta Force", Münih Olimpiyat Köyü'ndeki olayların İsrail lehinde
çarpıtılarak aktarıldığı "Münih'te 21 saat", 1976 Entebbe Baskını'nın
anlatıldığı çalışmalar, eylemler hakkında pek çok filmler çekilmiş,
kitap yazılmış ve Mossad dünya kamuoyuna yalnızca Mossad İsrail
Devleti'ni düşünen, diğer devletlerin iç işlerine karışmayan, kahraman
bir örgüt gibi tanıtılmıştır.
Öte yandan Nazi savaş suçlusu Adolf Eichmann ve İsrail'in nükleer
santralı Dimona ile bilgileri açıklayan hahamın oğlu Vanunu'nun
kaçırılmaları gibi eylemler, bir anlamda tüm dünyaya "İsrail'e ihanet
edenleri nerede olurlarsa olsunlar buluruz, cezalandırırız" mesajı
vermek için düzenlenmiş Mossad operasyonlarıdır. Bu gibi eylemler
dünya kamuoyu önünde rahatlıkla gerçekleştirilir. Daha sonra basın
organları aracılığıyla da sıkça gündeme getirilerek Mossad'ın caydırıcı
mesajı kitlelere ulaştırılmış olur.
Bir başka metod ise kendi ajanlarını bilgi sızdırmış gibi gösterip
"Hile Yolu Mossad" türü kitaplarla Mossad'ı olduğundan da mükemmel
bir istihbarat örgütü gibi göstererek, Mossad'a karşı kişilerde
korku dolu bir hayranlık uyandırmaktır. "Bizim elimizde bu kadar
nükleer güç var" mesajının ilgili yerlere gitmesi için, Vanunu tarafından
açıklanan Dimona Nükleer Santralı hikayesi de benzer bir taktikle
planlanmıştır.
Ayrıca CIA'den sadece istemekle elde edebileceği bilgileri, Mossad'ın
bir güç gösterisi yapmak amacıyla ajan Pollard vasıtasıyla CIA'den
çalmasını da Mossad'ın metodlarına birdir.
Ancak pek çok kaynakta yer alan daha önemli bilgiler ve Mossad'ın
gerçek yüzünü gösteren eylemler ise örtbas edilmesi gereken kirli
işlerdir. Mossad'ın dünyadaki uyuşturucu ve silah ticareti üzerindeki
denetimi, Olof Palme'nin öldürülmesi, Kennedy suikastı, Maxwell'in
sır dolu ölümü, çeşitli ülkelerdeki faili meçhul cinayetler, mafyanın
örgütlenmesi, kontrgerilla ve terör örgütlerinin teşkilatlandırılması,
tüm dünyadaki kontralara verilen destekler bu tür eylemlerdendir.
"Mossad, Kıbrıs'tan Sibirya'ya uzanan Irak, Suudi Arabistan, Pakistan
ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne Seylan üzerinden ajan sokan tek
örgüt, Afrika ve Latin Amerika'ya ajan ihraç eden belalı şirket.
Türkiye'de Güneydoğu sorununa ilişkin sıkı önlemler alınırken okun
sivri ucunu Irak ve Suriye'ye yöneltmeye çalışan bu arada Türkiye'yle
ilişkileri geliştirmeye çalışan bir örgüt şeması Mossad." (2000'e
Doğru, 8 Nisan, 1990)
İlerleyen sayfalarda da göreceğimiz gibi Mossad, Kuzey Irak'taki
Barzani bağlantısıyla, Orta Asya'daki Türk Devletleri'nde İslam
aleyhinde gösterdiği yoğun propaganda faaliyetleri ve bu ülkelerin
birçok yeraltı kaynaklarının kullanımını kendi tekeline almasıyla,
Ortadoğu'da maaşa bağladığı piyon devlet başkanlarıyla, Bosna-Hersek
katliamına yaptığı katkılarla, sürgün ettiği mazlum Filistinlilerle,
Latin Amerika'daki uyuşturucu işini organize eden kontralarıyla,
insani yardım adıyla Somali'den Kızıldeniz'in anahtarını teslim
almasıyla gündemleri meşgul eden bir cinayet şebekesidir.
Mossad'ın Açık Eylemleri
Mossad'ın propaganda amacıyla gerçekleştirdiği eylemlerden birkaçı
şunlardır:
1) 1969 yılında Fransa Devlet Başkanı De Gaulle'ün İsrail'e göndermediği
5 roket-atar hücum botunu, Mossad İsrail'e kaçırdı.
2) 1972 yılında FKÖ'lülerin Münih Olimpiyat Köyü'nde İsrailli sporculara
yaptığı baskın nedeniyle 12 Filistinli Mossad'ın Golda Meir tarafından
kurulmuş X Komitesi tarafından tek tek katledildi. Bu cinayetler
bazen bir telefon ahizesine yerleştirilen bomba ile bazen de tabanca
ile yapıldı. Mossad'ın ölüm listesindeki 12 kişi öldürülürken Filistinli
olmayan birçok kişi de bu 12 kişinin yanında Mossad tarafından öldürüldü.
Bu 12 kişi arasında eylemle en ufak ilgisi olmayan Filistinli aydınlar
da bulunuyordu.
3) 2 Ağustos 1976 Entebbe Baskını, Mossad ajanlarının giriştiği
önemli eylemlerden biriydi. Uganda sınırları içinde FKÖ tarafından
esir alınan uçaktaki İsrailli yolcular Entebbe Havaalanı'ndan kurtarıldı.
Bu baskın Mossad'ın tüm dünyaya bir gövde gösterisi oldu. Entebbe
Baskını hemen filme alınmış ve "Entebbe" adıyla gösterilerek dünya
çapında Mossad propagandası yapılmıştır.
Entebbe Baskını ve Düşündürdükleri...
Çakal Carlos
|
"İsrail gizli servisinin gerçekleştirdiği eylemlerden hiçbiri 1976
yılında gerçekleştirilen ve kamuoyunda Entebbe Baskını olarak bilinen
eylem kadar dünyanın ilgisini çekmemiş ve Siyonizm davasına katkıda
bulunmamıştır. Bu eylem şaşırtıcı boyutlarda destansı öğelere sahip
askeri bir macera olarak gösterilmişti ve Ortaçağ korsanlarının
ruhuna sahip, askeri ve istihbarat konularında uzman bir ekip tarafından
gerçekleştirilmişti. Olayla ilgili hiçbir bilgi dışarı sızdırılmamasına
rağmen çok sayıda gazeteci tüm operasyonu dramatik boyutlarda ele
alarak yazıya dökmüş, en az yarım düzineye yakın yazar da olayı
kitap haline getirmiştir. Birkaç hafta içinde tüm dünya basınında
baskınla ilgili yazılar birbiri ardından yayınlanmaya başlamıştır.
Kısa bir süre sonra da Hollywood, piyasaya başrollerinde Charles
Peter Finch, Burt Lanchester, Kirk Douglas hatta Yahudi bir anne
rolü ile Elizabeth Taylor'ın yer aldığı bir film sunmuştur." (The
Israeli Secret Service, Richard Deacon, sf.301)
Ünlü Entebbe Baskını, Uganda'da İdi Amin'in başta bulunduğu bir
dönemde, Mossad timlerinin "Filistinli teröristleri" saf dışı ederek
gerçekleştirdikleri önemli, önemli olduğu kadar da ilginç bir eylemdir.
Entebbe Havaalanı'nda yeterli Ugandalı askerin bulunmamasından,
Mossad timlerinin Ugandalı askerlerin havaalanına gelecekleri saati
bilmelerine kadar en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş bir şovdu
aslında.
Uçak kaçırma eylemini gerçekleştirip Entebbe Havaalanı'nı son durak
yapan teröristler kamuoyuna hep Müslüman Filistinliler olarak lanse
edilmişti. Ama gerçek acaba öyle miydi?
"Teröristlerin şefi Wilfred Boese Baader-Meinhof Çetesi üyesiydi
ve Avrupa polisi tarafından aranan biriydi. Uçakta Wilfred'in yardımcılığını
yapan kadın da Almandı. Ama her nedense adının Halime olduğunu söylemişti.
Ekipte ayrıca Carlos'un da bulunduğu belirtilmişti." (The Israeli
Secret Service, Richard Deacon, sf.303)
Araştırmacı gazeteci David Yallop'un 'Die Verschworung Der Lugner'
kitabında açıkladığı gibi Mossad'ın bilgisi dahilinde faaliyetlerini
sürdüren 'Çakal Carlos' yeri bütün gizli servisler tarafından bilinmesine
rağmen her nedense yakalanamıyordu. Entebbe Baskını'nda da Çakal
yine kilit isimdi.
Afrika'nın kukla liderlerinden İdi
Amin'in de Mossad'la yakın ilişkileri vardı.
|
"Entebbe Baskını'na katılan teröristler bir Alman kadını ve Carlos
Ramirez'in yardımcısı olarak bilinen ve adının Wilfried Böse olduğu
sanılan bir başka Alman anarşistiydi. Çakal'ın yakın dostu Cabir,
Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin siyasi bölümünü yönetiyordu."
(Entebbe Havaalanında 90 Dakika, Uri Dan, sf.20)
"Entebbe Baskını'na katılan kadın terörist Gabriele daha önce dünyanın
en meşhur ve en çok aranan teröristi Carlos'la (Çakal) beraber yaşamıştı
ve şimdi de kendisine refakat eden Alman arkadaşı, Baader-Meinhof
şehir gerillaları grubunun bir üyesiydi." (Entebbe Havaalanında
90 Dakika, Uri Dan, sf.6)
"Carlos olarak da bilinen Çakal'ın asıl adı İliç Ramirez Sançez'di.
Onu Entebbe'de yakalamak ihtimali pek yoktu. Ama 2 Temmuz'da, Avrupa
ve Güney Amerika'dan onunla ilgili olarak verilen bilgiler aceleyle
bir dosya haline getirildi. Çakal, Parisli iki polisin öldürülmesi,
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) Viyana'da düzenlediği
konferansa katılan delegelerin kaçırılması olayları ve bunlar gibi
başka şiddet olaylarına karışmıştı. Şimdi Entebbe'de rehinelerin
başında bekleyen Alman, Çakal'ın arkadaşı ve teknik danışmanıydı."
(Entebbe Havaalanında 90 Dakika, Uri Dan, sf.68-69)
Mossad'la iş birliği yapan Çakal Carlos'un ekibinden birisinin
de aralarında olduğu Alman teröristler, neden Filistinli gibi davranıp
eylemi onlara mal etmek istemişlerdi? Bu sorunun cevabı, kaçırma
olayının arkasında kimlerin olduğu ve bunun kime ne kazardıracağı
sorularının cevaplandırılmasıyla açığa çıkacaktır. Olayın arkasındaki
gizli bağlantılar önemli ipuçları vermektedir.
Taşeron çalışan Baader-Meinhof örgütü İsrail gizli servislerinden
Shin-Beth'in kontrolünde uçak kaçırma eylemini gerçekleştirip, senaryonun
devamı için uçağı İdi Amin'in ülkesi Uganda'ya indirdi. Senaryoda
rolleri biten Baader-Meinhof üyelerinin İsrail için artık önemi
kalmamıştı.
Bu şovun Uganda bölümünün başrol oyuncusu da İdi Amin'di. Zalim
bir diktatör olan İdi Amin, çeşitli çıkar çevreleri tarafından kullanılan
bir aktördü. Uganda sınırları içinde Entebbe Havaalanı'nda Mossad'ın
gerçekleştirdiği eylemde İdi Amin'in katkıları neydi? Mossad tarafından
Uganda'nın başına geçirilen İdi Amin, her ne kadar daha sonra Yahudi
aleyhtarı gibi gözükmeye çalışmışsa da bunun planlı bir hareket
olduğu apaçık ortadaydı. Ancak bazı çevreler tarafından Müslüman
bir lider olarak tanıtılmaya çalışılıyordu. Oysa İdi Amin, her türlü
ahlaksızlığın, pisliğin içinde yaşayan, yaşamında İslam ahlakına
dair en ufak bir yön bulunmayan bir kişiydi.
Peki kimdi bu üçüncü dünya faşisti?
"İsrail ve Uganda'nın arasındaki ilişkiler oldukça iyiydi. İsrail
Uganda'ya sadece maddi yardım yapmakta cömert değildi, aynı zamanda
Uganda ordusunu eğitmiş ve bu orduya malzeme sağlamıştı. O sıralarda
Albay Baruch Burlev, İsrail Savunma Bakanlığı görevlisi olarak Uganda'da
5 yıl geçirmişti. Kısa bir süre içinde İdi Amin'in ortağı haline
gelmişti. Arkadaşlıkları o kadar ileri gitmişti ki, İdi Amin İsrail'de
kalmaya davet edildi. Uganda Başbakanı Milton Obote'ye karşı İsrail'i
savunup destekleyen ve İsrailli danışmanları koruyan İdi Amin'di."
(The Israeli Secret Service, Richard Deacon, sf.301)
Haile Selasi
|
"1967 Arap-İsrail Savaşı'ndan sonra İsrailliler Afrika ülkeleri
üzerinde daha fazla söz sahibi olabilmek için kararlı bir siyaset
izlediler. Bu amaçla Uganda'da askeri eğitim merkezleri kurdular.
Uganda ordusunun eğitimini İsrailli subaylar yaptırmaktaydı. Böylece
Uganda'daki ticari hayattan sonra savunma sistemleri de Siyonistlerin
eline geçmiş oldu." (The Secret War in Sudan, Edgar O'Ballance,
sf.127-128)
"1966'da İsrail, Uganda'nın askeri güçlerini geliştirme sorumluluğunu
üzerine aldı. 1964 ve 1971 arasında İsrail, Uganda'ya 26 eğitim
ve taşıma uçağı sattı. Uganda'daki İsrailli danışmanlar Albay İdi
Amin'e yakındılar." (The Israeli Connection, Benjamin Beit-Hallahmi,
sf.61)
Uganda İsrail'in yıllardır yakın ilişki içinde bulunduğu bir ülkeydi.
Ve o dönemde albay olan İdi Amin de İsrail'in çok yakın bir dostuydu:
"Albay Bar-Lev, İsraillilerin Uganda'daki eski askeri birliğinin
komutanlığını yapmıştı ve zenci diktatörün yakın bir arkadaşıydı."
(Entebbe Havaalanı'nda 90 dakika, Uri Dan, sf.23)
"Daha 1970 yılında, Uganda'daki yabancı uzmanların faaliyetlerine
son verilmesi kararlaştırılmıştı. Bar Lev, o zamanlar üç yıllık
bir askeri eğitim programı imzalanması için İdi Amin'i ikna etmiş
ve bu yardımları için de Amin sonradan ödüllendirilmişti." (Entebbe
Havaalanı'nda 90 dakika, Uri Dan, sf.93)
"Uganda bağımsızlığını kazandıktan kısa bir müddet sonra, o zaman
İsrail Savunma Bakanlığında Müsteşar olan Şimon Peres bir ziyaret
için Uganda'ya gelmişti. Ev sahipleri, Peres'ten kendi ordu ve hava
kuvvetlerini kurarlarken onlara yardım etmesini istediler. Peres
uygun buldu ve 1963 Nisanı'nda, o zaman Dış İşleri Bakanı olan Golda
Meir, İsrail'le Uganda arasındaki yardım ve iş birliği antlaşmasını
imzaladı...

Resimde, yakın tarihin ünlü diktatörlerinden
Zaire eski Devlet Başkanı Mobutu ve Etiyopya eski Devlet Başkanı
İdi Amin beraber görülmektedir. |
Anlaşmadan sonra, Albay Şaham, İsrail Savunma Bakanlığı heyetinin
başında Uganda'ya geldi. Şöyle üstün körü yaptığı bir teftiş Şaham'a
yapılacak çok şey olduğunu gösterdi. Uganda ordusu, 700-800 askerden
müteşekkil bir tek piyade taburundan ibaretti. Taburun hem komutanı,
hem de diğer bütün subayları İngiliz'di. Piyade taburu, herşeyden
önce merasimler ve resmi geçitler için kullanılıyordu. Genellikle
bayramlarda sokaklardan geçiyor, pek başka bir işe yaramıyordu.
Şaham ve yanındaki İsrailli subaylar, işte bu komik-opera taburunu,
etkin bir savaş gücüne dönüştüreceklerdi." (Entebbe Havaalanı'nda
90 dakika, Uri Dan, sf.108)
"Hatta İdi Amin hayatını bile bir İsrailli subaya, Ze'ev (Zonik)
Şaham'a borçludur." (Entebbe Havaalanında 90 Dakika, Uri Dan, sf.107)
"Zonik ve arkadaşları işe ufaktan başlayarak, sadece bir bölüğü
savaşabilecek bir bölüğe dönüştürmeye koyuldular. Ugandalı askerler
eğitilmek için İsrail'e gönderildiler. Piyade bölüğünün eğitilmesinde
İsrailli subayların gösterdikleri başarı, Cumhurbaşkanı Obote'nin,
İsrail heyetine, Uganda'nın özel polis kuvvetlerini yetiştirmesi
için istekte bulunmasına yol açtı. İsrail'den gönderilen Fuga-Magista
ve Dakota'ları kullanan İsrailli havacı öğretmenler, Uganda Hava
Kuvvetleri'nin temelini attılar ve hatta teknik bir okul bile açtılar.
Uganda'nın bağımsızlığının ikinci yıldönümünde, İsrailli subayların
gururlu bakışları önünde altı tane Fuga-Magista uçağı hava gösterilerinde
bulundu... İdi Amin, Kampala'daki İsrail misyonuyla özel ilişkiler
kurdu. Sık sık İsrail'i ziyaret ediyor ve her seferinde bu ülkeye
duyduğu hayranlık bir kat daha artıyordu. İsraillilerin çalışkanlığını
öve öve bitiremiyordu. Deniz ve karadan taşınmak üzere parçalara
demonte edilmiş şekilde Uganda'ya getirilen ilk jet uçaklarının
orada tekrar monte edilişini görünce, İsraillilerin bu metal parçalarını
nasıl bir jet uçağına dönüştürdükleri karşısında hayretlerini gizleyemedi.
Monte edilen ilk Fuga-Magista'nın ilk uçuşuna gönüllü olarak katıldı
ve bu işten son derece zevk aldı. Daha sonra İsrailliler Amin'e
nadir kimselere verdikleri bir ödül verdiler: Paraşütçülerin madalyası
2 Temmuz'da Moritanya'ya giderken bile, saklamaya gerek duymadığı
bir gururla bu madalyayı taşıyordu." (Entebbe Havaalanında 90 Dakika,
Uri Dan, sf.109)
"Aradaki ilişkiler o denli iyiydi ki, Amin bir gün, Kampala'da
askeri ataşe olarak görev yapan Şaham'dan, İsrail'in, Kongo'dan
çalınan muazzam miktarlardaki altınının satışı
için yardımcı olmasını istedi. Bankerler, işin esasını kurcalamak
gereği hissetmedi, altınların satış işlemlerini ayarladılar." (Entebbe
Havaalanında 90 Dakika, Uri Dan, sf. 110)
Mossad, İdi Amin'in bu dostluğunu boşa çıkaracak değildi elbette.
Başkan Milton Obote devrilerek İsrail'in yakın dostu Albay İdi Amin
başa geçirildi.
"İsrail Etiyopya'da Haile Selasi'yi, Uganda'da İdi Amin'i, Zaire'de
Mobutu'yu, Orta Afrika Cumhuriyeti'nde Bokassa'yı destekledi." (Kader
Üçgeni, Noam Chomsky, sf. 49)
"Afrika'nın derinliklerinde, Uganda'da bile Mossad, İdi Amin'e
Başkan Milton Obote'yi devirmek için yardım etti. İdi Amin 1970'de
İsrailli askeri danışmanların yardımıyla bir darbe yapıp Başbakan
olmuştu." (Every Spy a Prince, Dan Raviv Yossi Melman, sf. 153,
217)
"Mossad Milton Obote'nin devrilmesindeki düzende kendi rolünü oynadı
ve İdi Amin'i başa getirdi." (Israel's Most Secret Service Mossad,
Ronald Payne, sf.245)
"İdi Amin tarafından Başkan Milton Obote'ye karşı düzenlenen ihtilali
Mossad destekledi. Uganda'daki İsrail askeri delegenin başında bulunan
Albay Baruch Bar-Levi'nin ihtilalde bizzat katkısı oldu. İsrailliler
Obote'nin artan anti-Siyonizminden rahatsız olmuşlardı. Onlara göre
İdi Amin iyi bir kukla olacaktı." (The Israeli Connection, Benjamin
Beit-Hallahmi, sf. 62)
İdi Amin, Mossad'ın kendisine sağladığı yardımları karşılıksız
bırakacak değildi, bırakmadı da. Entebbe Baskını bunun bir örneğiydi.
İdi Amin, dış dünyaya karşı göstermelik antisemit politikasını sürdürdü.
Sözde İsrail'den ve İsraillilerden "nefret ediyordu." (Entebbe Havaalanı'nda
90 dakika, Uri Dan, sf.107)
Gerçek böyle miydi? Fanatik bir antisemitmiş gibi davranan Amin'in,
Entebbe Operasyonunda rehin alınan İsrailli yolculara karşı tavrı
asıl gerçeği ortaya koyuyordu:
"İsrail haber alma servisinden rapor edildiğine göre, Uganda'nın
Başkanı Amin yolcuların önünde, onların koruyucusu pozunda dolaşıyordu.
Ve 'Yüce Tanrı tarafından sizleri kurtarmakla görevlendirildim'
diyordu." (Entebbe Havaalanı'nda 90 dakika, Uri Dan, sf.22)
"Amin hergün değişik bir üniforma giyerek rehineleri ziyaret etmektedir.
Küçük oğlu Şaron da onunla beraber dolaşmaktadır (bir zamanlar İsrail'de
Şaron Hotel'de kaldığı için oğluna bu ismi vermiştir). İdi Amin
Dada'nın annesi, oğluna Yahudi halkına iyilik etmesini vasiyet etmiştir."
(Entebbe Havaalanında 90 Dakika, Uri Dan, sf.94)
Baskında kurtulan bir kişinin günlüğü, Amin'in rehinelere nasıl
davrandığını gösteren bir diğer örnektir:
"İdi Amin bundan başka, Uganda'daki kalışımız süresince mümkün
olduğu kadar rahat edebilmemiz için elinden geleni yapacağını söyledi.
Afrikalı kadınlar bulunduğumuz yere koltuk taşıyorlardı. Herhalde
hepimize yetecek sayıda koltuk getirdiler-yani 250 kadar. Bundan
sonra kahvaltı verildi: çay, muz, ekmek, tereyağı, yumurta ve hatta
patates. Arkadan bir doktorla bir hemşire geldi. Her birimize hasta
olup olmadığımızı ya da tıbbi müdahale gerektiren herhangi birşeyimiz
olup olmadığını sordular." (Entebbe Havaalanında 90 Dakika, Uri
Dan, sf.59)
Rehin alınmış kişilere iyi davranılması elbette gerekli ve önemli
bir davranıştır. Ancak bu hususların belirtilmesinin nedeni, bizim
bu iyi tavra karşı olmamız değil, olayın içindeki bazı çelişkilerdir.
Amin'in İsrail'e karşı hislerinin hiç de dünya televizyonlarında
defalarca yayınlanan Entebbe filmlerinde anlatıldığı gibi olmadığı
açıkça görülmektedir. İsrailli rehinelerin, İsrailli komandoların
Ugandalı askerlere ateş açmalarını engellemeleri de Ugandalı askerlerin
rehinelere karşı tutumlarını açıklar nitelikteydi.
"Patlak gözlülere zarar vermeyin.' (Rehinelerin, komandolara Ugandalılara
ateş etmemelerini, onların daima kendilerine yardımcı olmaya çalıştıklarını
söylemeleri üzerine eski terminal binasındaki Ugandalı askerlere
zarar verilmemesi isteniyor.)" (Entebbe Havaalanında 90 Dakika,
Uri Dan, sf.183)
"Amerikan siyasetinin 'şahin'lerinden biri olan Brzezinski de Entebbe'de
yaşananların gerçek yüzünden haberdardır. ABD'nin Başkan adaylarından
Jimmy Carter'ın dış politika danışmanlarından biri olan ve o gece
İsrail haber alma örgütünün önde gelenleriyle beraber bir ziyafette
davetli bulunan Profesör Zbigniew Brzezinski'ye de operasyon çıtlatıldı.
Ziyafeti, kendisi gibi Polonya doğumlu olan Brzezinski'yle Polonezce
konuşan Savunma Bakanı Peres veriyordu.
Savunma Bakanı, diğer bütün görevli bakanlar gibi, 'hiçbir şey
yokmuşcasına' günlük işlerine devam etmek zorundaydı. Yıldırım Harekatı'nın
çölde tam bir provasının yapıldığı o gece, Peres bir gün Henry Kissinger'in
yerini alabilecek olan bir insanla beraber olmaktan memnunluk duyuyordu.
Amerikan politikacılarının bir çoğunun çıktığı yer olan Columbia
Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler profesörü olan 48 yaşındaki
Brzezinski, sorunu, kendine has bir analitik yaktlaşım tarzıyla
incelemeye koydu." (Entebbe Havaalanında 90 Dakika, Uri Dan, sf.88)
İdi Amin'in Mossad ajanlarına Entebbe Havaalanı'nda gösterdiği
kolaylığa rağmen, Filistinlilerin bu eylemi nasıl rahatlıkla gerçekleştirip
Uganda'daki Entebbe Havaalanı'na taşıdıkları da bir başka merak
konusuydu. Bu sorunun cevabını da Alman istihbaratı vermektedir:
"Alman İstihbaratı Entebbe Baskını'na sebep olan uçak kaçırma olayı
için şöyle bir yorum yapıyor; Bu mükemmel organizasyon, Mossad'ın
bir kolu olan Shin Beth tarafından, Filistinlileri ön plana çıkararak
organize edilmiştir." (The Israeli Secret Service, Richard Deacon,
sf.304)
|