|
Rusya'da Mason Atağı
Sovyetler'de yıllar boyunca masonluğa karşı sahte bir düşmanlık
politikası uygulandı. "Totaliter rejimler, diktatörler masonluğa
karşıdır" imajının verilmesi için, Sovyetler'deki localar Troçki
döneminden itibaren resmen kapatılmaya başlandı. "Resmen" demek
gerekir, çünkü Sovyetler'de gerçekte masonik faaliyetler bütün hızıyla
sürdürülmüştü.
Rusya'nın kapitalizmle tanışmasıyla birlikte mason locaları faaliyetlerini
çok daha açık bir biçimde yürütmeye başladılar. Ardı ardına kurulan
localar, tüm Rusya çapında üye artırımı için propagandaya başladılar.
Fransız L'Express dergisi "Doğu'nun Masonlarca Fethi" başlıklı sayısında
Rusya'daki masonik faaliyetleri şöyle anlatır:
"28 Nisan 1991'de kesin bir gizlilik içinde Kuzey Yıldızı Locası
ilk toplantısını gerçekleştirdi. Nerede mi? Moskova civarında, ahşap
bir evde. Daha sonra sessiz bir şekilde Novikov Locası kuruldu.
GLF (Fransız Büyük Locası) kendi duvarları arasında Pouchkine adlı
bir slav locasını barındırmaktadır. 18 Ağustos 1991'de Pouchkine
Locasının Üstad-ı azamı ve 6 arkadaşı Moskova'ya geldiler. Üstad
doğduğu kent olan Odessa'yı 1922 yılında terk etmişti. Bagajlarında
tören malzemeleri vardı: kılıçlar, gönyeler, önlükler. "Daha sonra
ilginç bir bilgi veriliyor. Gorbaçov'u indiren göstermelik darbe
masonların gelişinin ertesi günü gerçekleşiyor: "19'unda da darbe
oldu." (L'Express, 17 Ocak 1992)
Kuzey Yıldızı Locası bütün Rusya'da propaganda yoluyla yeni masonlar
arıyor:
"Kuzey Yıldızı Locası'nın üstad-ı azamı şöyle diyor: 'Büyük bir
kendini yenileme çabamız var. Reklamlar aracılığıyla.' Geçen sene
Rusça yayın yapan Liberty Radyosu 2 saatini masonluğa ayırdı. Fransa
Büyük Locası'ndan cevap alarak pek çok mektup geldi. Vilnias'dan,
Bakü'den, Kiev'den 'özgürlük, eşitlik, kardeşlik' gibi kelimelerle
dolu Fransızca mektuplar. Adaylar hakkında Fransız Büyük Locası
(GO) cevap olarak 'onları temasa geçirin' der. Sonra dosyaları 'Kuzey
Yıldızı'na yeniden yollarlar. Eski imparatorluğa doğru." (L'Express,
17 Ocak 1992)
Masonların gücü ise oldukça büyük. Rus gazetelerinin bildirdiğine
göre bu güç, devlet adamlarını hatta Yeltsin'i kontrol edebilecek
durumda:
"Moskova gazeteleri (La Resurrection Russe, Le Jour, La Voix de
Touchino), Saint Petersburg gazeteleri (Affaire Russe, Les Teres
Russe) sesleniyorlar: 'Masonların etki alanları Yeltsin'i, Gavril
Popov'u (Moskova Belediye Başkanı), Lakoklev'i (Gorbaçov'un danışmanı)
de içine alıyor. P2 teröristleri geri döndüler." (L'Express, 17
Ocak 1992)
Rus Kapitalizminin Garip Sosyetesi
Rusya'da gittikçe gelişen bir mutlu azınlık sınıfı var. Bunların
kazandığı olağanüstü serveti ise, bir Rus sosyoloğu Amerikalı Yahudi
banker ailesi Rockefeller'e benzetiyor:
"Rusya, giderek iki ayrı ülkeye, iki ayrı topluma bölünüyor. Bir
yanda geçiş dönemi ekonomisinden büyük vurgunlar vuran Mercedes-Benz'li,
BMW'li küçük bir azınlık, diğer yanda sabah akşam patates yiyen,
bir gece kulübünün üyelik aidatı olan 40 bin rubleyi bir yılda ancak
kazanan çoğunluk. Bir Sovyet sosyoloğunun dediğine göre, bu, Amerika'nın
20. yüzyılın başlarında durumunu andırıyor: 'Sermaye birikimine
giden her yol mübah.'
Bir sosyolog olan Mikhail Gavlin, Rusya'nın içinde bulunduğu ekonomik
durumu Herald Tribune gazetesine şöyle değerlendiriyor: 'Bugün Rusya'da
yaşadığımız şey, sermaye birikimine giden her yol mübah görülür.
Biraz Amerika'nın 20. yüzyılın başlarındaki durumunu andırıyor.
Rockefeller ailesinin de dişinden tırnağından artırarak, ter dökerek
para kazandığını sanmıyorum." (Panorama, 18 Ekim 1992)
Gerçekten de Rusya'nın önde gelenlerinin
bir kısmı Rockefeller'lara çok benzemektedir. Bu çevrenin, İsrail'in
kuruluşunu anmak için düzenlediği kutlama söz konusu kişilerin kimliği
hakkında ilginç bilgiler vermektedir:
Rusya gittikçe çöküş noktasına yaklaşıyor. Ülkenin zenginliğini
sömürmeye başlayan azınlığa karşılık, çok büyük çoğunluk sefalet
çekiyor. Moskova sokaklarında hayatta kalmaya çalışan bu insanlar,
son durumun ibret verici örnekleri...
|
"İsrail'in Moskova'daki temsilcisi Arye Levin 10 Mayıs günü Moskova'nın
en lüks otellerinden birinde İsrail'in kuruluşunun kırkbirinci yıldönümünü
kutlama daveti düzenledi. Ardından 600 kadar Yahudinin katıldığı
Moskova'daki yeni Yahudi Kültür Merkezi'nde yaptığı konuşmasında
heyecan verici bir gün yaşadıklarını ifade etti. Otelin salonunda
tertiplenen davete pek çok yarı resmi ve üst düzey Sovyet makamları
ile Moskova sosyetesinden birçok tanınmış şahsiyetin davete katıldığı
dikkati çekti. Yabancı elçilerin ve alt düzey Rus diplomatik erkanın
katıldığı davetlileri Levin 'Moskova sosyetesinin kreması' olarak
niteledi." (Şalom, 24 Mayıs 1989)
Rusya'daki, Yahudi finansörlerin kontrolü açıkça ortadadır. Yeltsin'in
ekonomik danışmanlığını da yapan bu Yahudi kapitalistler, Rusya'nın
istenen çizgiye gelmesinde önemli rol oynamışlardır:
"Moskova'nın yeni finans liderleri Yegeny Kissin'in, Rus Döviz
Bankası'nın Başkanı olarak atanması, ülkenin ekonomik ve politik
yeniden yapılanmasında genç Yahudilerin önde bir rol oynamaya başlamasının
en son örneği, 30 yaşında bir maliyeci olan Ksisin, Sovyetler Birliği'nin
ve Sovyet Yabancı (yurt dışı) Döviz Bankası'nın çökmesinin ardından,
yabancı döviz piyasasındaki bir boşluğu bekledikten sonra bankadaki
görevini aldı. Kendisi de bir Yahudi olan Lev Wemberg ülkenin önde
gelen iş adamlarından biri olma pozisyonunu güçlendirerek, Rus İmalatçılar
Birliği'nin Başkanı olarak seçildi. Hem Wemberg hem de önemli bir
iş adamı olan Konstantin Bozovay, Başkan Yeltsin'in ekonomik danışmanları
olarak görev yapıyorlar. Uzun süreden beri ilk kez bir Yahudi, Moskova'nın
yönetiminde baskın bir role sahip oldu. Bu kişi 36 yaşındaki, Demokratik
Parti lideri ve Moskova Valisi baş asistanı olan İlya Zoslovsky'dir.
Zoslovsky, Moskova'nın ilçelerinden birine, 1986'da Belediye Başkanı
olarak demokratik yolla seçilen ilk Yahudidir. Kendisi Yahudi Komünal
Kurumları ile yakın ilişkiler içindedir." (Jewish Chronicle, 7 Şubat
1992)
Yeltsin'in "Kapitalist" Rusya'sı
Yeltsin'in iktidara geçmesi ile birlikte Rusya, "söz verdiği gibi"
her geçen gün daha da kapitalistleşmeye başladı. Çığ gibi büyüyen
fuhuş, pornografi, uyuşturucu, şiddet ve cinsel sapıklık, içki ve
kumar Rusya'yı yeni dünya düzenine entegre hale getirdi. Aslında
bu, Marx'ın hedef gösterdiği 'komünal topluma' ulaşmak için çok
daha kestirme bir yöntemdi. Lenin'in izlediği yöntemin daha farklısıydı,
ama ulaşılan hedef aynıydı.
Bu gerçek masonlarca da gayet iyi hesaplanmaktadır. Ünlü gazeteci
Çetin Altan kendisiyle yapılan bir röportajda Marxizm'in en önemli
yönünün materyalist düşünce yapısı olduğunu ve bu düşüncenin asla
ölmeyeceğini, ancak şekil değiştireceğini şöyle ifade etmiştir:
"Marxizm, politikayı çok aşan bir dünya görüşüdür, düşünce sistemidir.
Politika bir gün demode olacaktır, sınıflarla birlikte, yönetici-yönetilen
ilişkilerinin de son bulmasıyla birlikte ortadan kalkacaktır. Ama
Marxizm bitmeyecektir. Belki gözden geçirilecek, aşılacak, yenilenecek
ama geçerliliğini koruyacaktır." (2000'e Doğru, 18-24 Ekim 1987)
Yeltsin ile Rusya'ya yerleşen kapitalizm, bugün Rusya'yı büyük
bir çöküntünün içine çekmiş durumdadır. Kapitalizmin ahlaksızlığı
teşvik eden pek çok özelliği, Rusya'da artık çok yaygın olarak gözlemlenmektedir.
Masonluğun yanı sıra fuhuş, uyuşturucu, cinsi sapıklık, anarşi,
mafya gibi "kapitalist imkanlar" Rus halkı arasında yaygınlaşmıştır:
"Birkaç Pfenning için satılan kızlar, yerlerde yatan sarhoşlar,
yemek arayan çocuklar. daha dün sosyalist rejimin hayata hükmettiği
yerde bugün bir kaos hakim. Ve 12 milyonluk şehirde insanların günlük
yaşamları gittikçe daha perişan oluyor.

Rus halkının içine düştüğü dehşet
verici durum, manevi değerlerini yitirmiş bir toplumun ne
büyük çöküntü yaşadığının göstergesidir.
|
Moskova'da ölülerin sayısı gittikçe artıyor. Fakirleşen kiracılar,
aileleri tarafından katledilen çocuklar, uyuşturucudan ölenler,
mafya tarafından katledilen masumlar. Her yıl zor kullanmaktan meydana
gelen ölümlerin sayısı %20 artıyor. Uyuşturucu her yere yayılmış.
Marihuana ve Opium (Kolchosmalit). bulunuyor. Yalnızca bu iki ay
içinde uyuşturucu işi %300 artmış durumda. Mezar işleri çok pahalı
olduğu için ölüleri akrabaları bile gelip almıyor. Moskova bir insan
yiyicisi, zayıf olan yok oluyor. Her Moskovalı'ya yılda 129,8 kg.
zararlı madde düşüyor. Şehir civarında 11 Atom reaktörü var ve 700
radyoaktif bölge var. Her üç Moskovalı çocuktan ikisi hasta olarak
dünyaya geliyor.
İlkokul çağındaki çocuklar çalışıp para kazanıyorlar. Günde 100
Ruble kazanıp bir kısmını mafyaya veriyorlar, kalanla ailelerini
besliyorlar. Şehirde hiçbir sınır yok, ahlak yok. Gazetelerde ilanlar
şöyle: Her yaştaki kadınla seks yapabilirsiniz." (Stern, 1 Temmuz
1992)
Komünist rejimin ardında bıraktığı bu korkunç manzara, insanlara
bir kez daha din ahlakından uzak toplumların içine düşecekleri durumu
göstermesi açısından ibret vericidir.
"Kapitalizm"in Rusya'ya Yeni Bir Hediyesi
Daha Var: Mafya
"Mafyanın hakimiyetinin giderek arttığı ve suç örgütlerinin yaygınlaştığı
Rusya'da hükümete el atan ve çileli Rus halkının günlük yaşamını
cehenneme çeviren gangsterler, büyük kentlerde dehşet saçıyor. St.Petersburg
gibi büyük kentlerin sokaklarında 'mafya' konuşuluyor. Sorun içten
içe büyüyor ve bütün ülkeye yayılıyor. İç İşleri Bakanlığı yetkilileri,
ülkedeki gangster çetelerinin sayısının neredeyse 3 bine ulaştığını
belirtiyorlar. Halkın korku içinde yaşamasına neden olan bu silahlı
kişiler, milyonlarca dolar gasp ediyor, uyuşturucu ve silah ticareti
yapıyorlar. Aralarında yasal olmayan yollardan milyarlarca dolarlık
hammadde ihraç edenler de var." (Milliyet Gazetesi, 30 Eylül 1992)
Günümüzde Rusya'da çok dikkat çeken olaylardan birisi de pek çok
eski komünistin, kapitalizmin en ateşli savunucuları haline gelmiş
olmasıdır. Artık üstlendikleri görevleri ise "bir dogmanın yerine
bir başkasını getirmektir":
"Bir zamanlar, Parti'nin başlıca propaganda organlarından 'Komünist'in
Yayın Yönetmeni olan Igor Gaydar, ultra liberalizmin en ateşli savunucularından
biri haline geliyor. Bir dogmanın yerini bir başka dogma alıyor,
toplumsal gerçeklik, duruma göre, ya propagandanın ya da resmi istatistiklerin
kıskacında yok oluyor." (EP. 24-31 Ocak 1993)
Ahmet Altan ise, Rusya'daki kapitalistleşme sürecini şöyle yorumlamaktadır:
"Marx ölmedi. Onun öngördükleri gerçekleşiyor bugün. Ama onun tahmin
ettiği yoldan başka bir yolla gerçekleşiyor. Tek tek devrimlerin
yapılacağı çağ kapanıyor." (Hürriyet Gazetesi, 6 Kasım 1989)
'Stepne Rejim', İslam'a Karşı El Altında
Tüm bu yaşananlar, elbette Leninist-Stalinist yöntemlerin rafa
kaldırıldığı anlamına gelmemektedir. Kapitalizmin alternatifi, sistem-içi
muhalefeti olarak ortaya atılan bu ideoloji, belli bir amaç doğrultusunda
gündemde tutulmaya devam edilmektedir.
Yeltsin'in "reform"ları halkın önemli bir bölümünden tepki görmesine
rağmen ısrarla uygulanmaktadır. Yeltsin'in Rusya'yı "ahlaksızlaştırdığını"
düşünen, Rus halkının bu bölümü de yine -belli çevreler tarafından-
hemen sistem-içi muhalefetin içine alınmaktadır. Bir kısım lobilerin,
CIA'in finanse edip desteklediği Yeltsin'in karşısında yine, benzer
odaklardan güç alan komünist muhalefet yer almaktadır. Böylece kontrol
dışı bir tepkinin gelişmesi de önlenmiş olmaktadır.
Komünizm en büyük görevini İslam'a karşı uygulamaktadır. Sosyal
adalet, eşitlik gibi yalnızca din ahlakı ile elde edilebilecek insancıl
değerlerin sözde savunuculuğunu yapan bu rejim, İslam ahlakının
güçlenmesi tehlikesine karşı gündemde tutulmaya devam edilmektedir.
Tacikistan bunun bir örneğidir. Kapitalist yapıyı kabul etmeyen
buradaki toplum için, İslam yerine sahte anti-kapitalist rejim uygun
görülmüş ve zorla da olsa kabul ettirilmiştir. "Üçüncü dünya", komünizmin
en çok gündemde tutulduğu bölgelerden bir diğeridir. Burada doğal
olarak "emperyalizm"e tepki duyan toplamlara çözüm olarak yine bu
sistem-içi muhalefet rejimi sunulmaktadır. Böylece bu ülkelerin
halklarının da emperyalizmin dışına çıkmaları engellenmektedir.
Bu ülkelerin önemli bir bölümünde yerleşebilecek potansiyeli olan
İslam ahlakı da, bu şekilde durdurulmaya çalışılmaktadır. Bu, sistem
dışı bir muhalefettir çünkü.
Moskova'da Yeltsin aleyhtarı gösteri
yapan halk.
|
Arap dünyasında da uzun bir süre İslam'a alternatif olarak sosyalizm-komünizm
körüklenmiştir. Nasır ve benzerleri, İsrail yayılmacılığına karşı
Araplara, sosyalist-ırkçı bir ideoloji önermişlerdir. Bununla ne
sonuç elde ettikleri ise ortadadır.
Ve komünizm, bir "stepne rejim" olarak dünyanın hemen her yerinde
el altında bulundurulmaktadır. Komünizme safça inanmış olan milyonlar
ise farkında olmadan, onların deyimiyle "burjuvazi"nin kendilerine
hazırladığı sistemin içinde kalmaktadırlar. Kilit noktadaki bazı
liderlerden dışında çoğu emperyalizmle, masonlukla, sömürüyle savaştığını
zannetmekte ve kimi zaman bunun için masum insanları dahi öldürebilmektedirler.
Siyonizmin de kullanmak için elde tuttuğu değişik kanallar vardır.
"New York komünist gazetesi, The Daily Worker'a CIA yıllar boyunca
para yardımında bulunmuştur. Worker'da çalışanların ise bu yardımdan
haberi yoktur." (CIA, The Cult of Intelligence, Victor Marchetti,
John D. Marx. sf.167)
CIA'in 68 yılıyla özdeşleşmiş sosyalist hareket içindeki rolü de
ilginçtir. Hareketin lideri Herbert Marcuse, CIA ajanı olarak bilinmektedir:
". Marcuse, Frankfurt Okulu'nu Amerika'ya taşımış ve başlangıçta
Amerikan Askeri İstihbaratı adına, daha sonra da CIA adına bilimsel
çalışmalarını sürdürmüş ve 'Tek Boyutlu Adam', 'Marxizm ve İhtilal'
vb yapıtlarda bireysel terörizmi kutsamıştır. Marcuse'un önerileri
dünya gençliğini etkiledi ve onların eyleme itilmesinde etken oldu.
Nitekim 1969'da Paris'te ayaklanan gençlik 3 M'den oluşan pankartlar
taşıyordu: Marx, Mao, Marcuse. Yani sol iki kuramcı ve uygulamacının
yanında bir de CIA ajanı, sol kuramcı olarak benimsenmişti." (Özel
Savaş Terör ve Kontrgerilla, Talat Turhan, sf.132)
Marx'dan ve Rus Devrimi'nden bu yana komünizmin finansörleri olan
bazı sermayedarlar, bu yapay rejimi ayakta tutmaya devam etmektedirler.
Komünistlerin belki de en büyük düşmanı ve burjuvazinin simgesi
olarak gördükleri ABD'li sermayedar Rockefeller, gerçekte bu kontrollü
muhalefet rejimini destekleyenlerden biridir:
"Birçok Amerikalı, Rockefeller kuruluşlarının dünyanın birçok yerinde
kendini çekinmeden komünist organizasyonları finanse etmeye adamasına
anlam veremez." (The World Order, A Study in Hegemony of Parasitism,
Eustace Mullins, sf. 51)
|