FAŞİZMİN YENİ GÖRÜNÜMÜ: NEO-NAZİLER

Son yıllarda Avrupa'nın hemen her ülkesinde ırkçı hareketler yeniden güç kazanmaya başladı. neo-Naziler, dazlaklar gibi isimlerle tanınan bu akımlar gerçekten de Nazilerin terör yöntemlerini aynen uygulamaktadır:

"Dün adları Naziydi, SS ve SA birlikleriydi. Sokaklarda terör estirerek demokrasi yanlılarını öldürdüler. 1932 yılında 'Heil Hitler' sloganıyla iktidara geldiler. 7 yıl sonra yüz milyon insanın öldüğü, yaralandığı II. Dünya Savaşı'nı çıkarıp, her yeri kan ve ateşe boğdular. Bugün kendilerine neo-Naziler diyorlar. Önce Asyalı göçmenlere, şimdi de Türklere saldırıyorlar. 1930'lu yıllardaki ağabeyleri gibi sokaklarda terör estiriyor, öldürüyor, yakıyorlar. Bu dazlakların, zaman geçirmeden hizaya getirilmeleri gerekiyor. Dünyada barış için bu artık şart oldu... Neo-Nazilerin Almanya'nın bir çok bölgesinde silahlı eğitim yaptıkları gençlik kampları var." (Bugün, 24 Kasım 1992)

Nazi özentilerinden, sokak serserilerinden, uyuşturucu müptelalarından, sapıklardan oluşan bu gruplar faşist karakterin tüm klasik özelliklerini de taşımaktadırlar. Kana ve şiddete olan düşkünlük temel özellikleri, "Olympia" isimli faşist örgüt ise, bunun örneklerinden yalnızca biridir:

"Kan, şeref ve fanatizm... Faşist Olympia Örgütü'nün üyelerinin bağlılık duydukları değerleri işte bu üç sözcükte özetlemek mümkün. Bugün örgütün 35 bin üyesi var. Ve hepsinin gözünde yükselme hırsı okunuyor." (Tempo, 14 Temmuz 1991)

Bu yeni faşistler, kendilerini eski benzerleriyle özdeşleştiriyorlar. Hitler'in, SS'lerin sloganlarıyla konuşuyorlar. "Saygıyla andıkları" bu faşist liderler arasında Franco da var:

"İspanya eski diktatörü General Franco'nun ölümünün 16. yılı nedeniyle Madrid'de bir araya gelen Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden neo-Nazi gruplar, ırkçılığı yansıtan simge ve pankartlarıyla gövde gösterisi düzenlendiler." (Günaydın, 19 Kasım 1992)

"Savaşçı atalara özenme" vasfı bu grupların da özelliklerindendir:

"İsveç'in başkenti Stockholm'de ırkçılık karşıtlarının, aşırı sağcı bir grubun gösterisini engellemeye kalkışması sonucu polisle göstericiler arasında çatışmalar çıktı. Olaylar, ırkçıların eski İsveç krallarından Demirbaş Şarl'ın ölüm yıldönümünü anma hazırlıkları sırasında meydana geldi." (Günaydın, 3 Aralık 1991)

Neo-Nazileri Örgütleyen Masonik Güç: Kontrgerilla

Neo-Naziler, aslında sanıldığı gibi kendi kendine oluşan bir hareket değildir. Bütün neo-Nazi grupları örgütlenmiş bir şekilde birbirleriyle bağlantılı olarak faaliyet göstermektedirler. Gizli toplantılarda faşist liderler stratejileri belirlemekte, bu hareketin elemanları gizli kamplarda eğitim görmektedirler.


Neo-Nazi grupları sanılanın aksine oldukça büyük bir örgütlenmeye sahiptir. Başta Almanya olmak üzere pek çok ülkede terör estiren bu sokak erserilerine karşı büyük gösteriler düzenlenmektedir. Yanda bu gösterilerden biri görülmektedir.

Masonluğun sokak gücü konumundaki kontgerilla örgütü Gladio da işte bu aşamada devreye girer.

İtalya'nın ünlü gazetelerinden Corriera della Sera ve La Republica, geçtiğimiz yıllarda bu konuda çok önemli bazı bilgiler verdi. Neo-Nazilerin örgütlenmesini düzenleyen teşkilat, kontrgerilla örgütü Gladio idi:

"Özellikle Avrupa'da son yıllarda tırmanış gösteren ırkçı-faşist hareketlenmelerin ardında, 'Gladio' olarak da bilinen örgütün bulunduğu belirlendi. Gladio'nun, Avrupa'nın belli başlı ırkçı faşist örgütlerin liderleri ve ABD kökenli Klu Klux Klan temsilcileri ile belli aralıklarla toplanarak 'strateji ve eylem planı belirledikleri' iddia edildi.

Faşizmin görünümü hep aynı. Bugünkü faşist gruplar da dedeleri SA'lar, SS'ler, Kara Gömlekliler gibi serserilerden, sokak kabadayılarından, sado-mazoşist ruhlu insanlardan seçiliyorlar.

Corriera della Sera ve La Repubblica'da geniş yer verilen iddialara şu ana kadar NATO yetkililerinden herhangi bir yanıt verilmiş değil.

İtalyan gazeteleri, NATO'nun gizli yeraltı örgütlenmesi Gladio ile Avrupa'da yeraltında faaliyet gösteren ve daha şimdiden aralarında Türklerin de bulunduğu çok sayıda insanın canına kıyan ırkçı örgütlerin İtalya'nın Verono kentinde toplantı yaptığını yazdılar. Bu iş birliğinin uzun süredir gerçekleştiğinin ve ırkçı örgütlerin, Gladio'nun belirlediği eylem stratejisi doğrultusunda hareket ettiğinin öne sürüldüğü haberlerde, gerçeklerin gün ışığına çıkmasına İtalyan Siyasi Polisi DIGO'nun düzenlediği bir operasyonun neden olduğu belirtildi.

Masiero, Verona'da Haziran ayında yapılan ve belirli aralıklarla Avrupa'nın çeşitli yerlerinde düzenlenen toplantıya, Fransa, Avusturya, Almanya, İsviçre ve İsveç gibi Avrupa ülkelerinde faaliyet gösteren faşist örgütlerin liderleri ile ABD kökenli Ku Klux Klan'ın temsilcisinin katıldığını söyledi. Halen büyük bir gizlilik içinde sorgulamasını sürdüren Giancarlo Masiero, toplantıda ırkçı terörist gruplara 'yeni dönemde' ulaştırılacak silah ve malzemenin, faşist militanların 'belli alanlarda uzmanlaştırılması' için verilecek eğitim hizmetinin ele alındığını da söyledi." (Meydan Gazetesi, 21 Kasım 1991)

"Gladio'nun ya da benzeri kontrgerilla örgütlerinin patronu kim?" sorusuna verilecek cevap ise, neo-Naziler, dazlaklar gibi faşist örgütlenmelerin de arkasındaki gücü ortaya çıkarır. Bu güç, İtalya'daki ünlü P2 Locası skandalında Gladio'yu yönettiği ortaya çıkan masonluktur. P2 skandalında ortaya çıkan tablo ise buzdağının ancak görünen kısmıdır.