|
Siyonizm Sempatizanı Nazi Subayı:Reinhart
Heydrich
Gestapo şefi Heydrich, Nazilerin Siyonist ideolojiye duydukları
sempatiyi, Siyonistlere seslenen şu mesajıyla açıkça ortaya koymuştu:
"Kendilerine iyi dileklerimizle birlikte resmi desteğimizi de sunuyoruz."
(Zionism, Brenner, sf.85)

Siyonist ideolojiye duyduğu sempatiyi dile getirmekten çekinmeyen
Nazi subayı Heydrich.
|
Reinhart Heydrich, SS'lerin Das Schwarze Korps adlı resmi yayın
organında Siyonizmi öven bir yazı yazdı. Heydrich, Yahudiler arasında
iki temel grup (asimilasyonistler ve Siyonistler) olduğunu ve Siyonistlerin
de kendileri gibi ırk düşüncesine sahip olduğunu yazıyordu. Ona
göre asimilasyonistler tehlikeliydi, ama Siyonistlerle iş birliği
yapmak çok makuldü. Yazısının sonunda Yahudi kafadarlarına duygusal
mesajlar vermişti: "Filistin'in binlerce yıldır hasret olduğu kızlarına
ve oğullarına kavuşacağı zaman uzak değildir. Onlara tüm iyi dileklerimizle
birlikte resmi desteğimizi de sunuyoruz."
Ancak savaş yıllarının başlaması ile birlikte tüm Almanya'daki
ve Avrupa'daki Yahudiler arasında büyük bir korku başladı. Milyonlarca
masum Yahudiİ çocuk, kadın, genç, ihtiyar ayırımı yapılmadan korkunç
bir soykırıma maruz kaldı. Dünya tarihinin en büyük katliamlarından
biri olan bu vahşet, yaklaşık 6 milyon masum Yahudinin hayatına
mal oldu. Kurtulabilen Yahudilerin bir kısmı Filistin topraklarına
bir kısmı da ABD gibi diğer ülkelere göç etti.
Ne var ki, Filistin'de bir Yahudi Devleti kurmak için Nazi Almanyası
ile kirli bir iş birliği yapan Siyonistler, Soykırım yıllarında
bile Nazilerle dirsek temasını korumuşlar, dahası Yahudilerin Nazi
zulmünden kurtarılması için en ufak bir girişimde bulunmamışlardır.
Bu, tarihsel kanıtlarla belgelenmiş bir gerçektir. Amerikalı Yahudi
tarihçi Lenni Brenner, "Zionism in the Age of Dictators" adlı kitabında,
II. Dünya Savaşı sırasında asimilasyonist Yahudi organizasyonlarının
Nazi işgali altındaki ülkelerdeki Yahudileri kurtarmak için ellerinden
gelen herşeyi yaptıklarını yazar. Ancak, Brenner'ın özellikle vurguladığı
gibi, Siyonistler Naziler'in elindeki Yahudilerin kurtarılması konusu
ile hiç ilgilenmemişler, hatta bu konudaki çabaların bir kısımını
engellemişlerdir. Brenner, WZO'nun (Dünya Siyonist Örgütü) bu konudaki
tepkisizliği karşısında, pek çok Yahudinin "Avrupalı kardeşlerimiz
katledilirken, siz nasıl buna sırt çevirebilirsiniz?" mantığı ile
isyan ettiğini yazar. (Zionism in the Age of Dictators: A Reappraisal,
Lenni Brenner, Chicago, 1983, s. 233) Polonyalı Siyonist lider İzak
Gruenbaum, bu konuda Siyonistlere yöneltilen suçlamaları ve kendilerinin
cevabını 1943'teki bir yazısında şöyle anlatır:
"Şu içinde bulunduğumuz dönemde, Eretz İsrail'de bazı yorumlar
yapılıyor. Bize, 'Eretz İsrail'i (İsrail topraklarını) şu zor günümüzde
öncelikli hedef yapmayın, Yahudiler yok edilirken yalnızca Filistin
ile ilgilenmeyin' diyorlar. Ben bunu kabul etmiyorum. Ve insanlar
bize 'Keren Hayesod'dan (Filistin'deki Siyonist fon) Avrupalı Yahudileri
kurtarmak için para ayıramaz mısınız?' diye soruyorlar. Ben de 'hayır'
diyorum. Tekrar ediyorum, 'hayır'... Bence Siyonist hareketi ikinci
sıraya koymaya çalışan bu eğilime karşı çıkmalıyız. Ve bu yüzden
insanlar bize 'antisemit' diyorlar, Yahudileri kurtarma işlerine
öncelik tanımadığımız için." (Zionism in the Age of Dictators: A
Reappraisal, Lenni Brenner, Chicago, 1983, s. 234)
Adolf Eichmann'ın Kontrolünde Filistin'e
Göç
Siyonistler ile Naziler arasındaki görüşmelerin bir neticesi olarak,
Yahudilerin Almanya'dan çıkarılmaları Siyonistlerin denetiminde
gerçekleştiriliyordu. Hitler, Yahudilerin Filistin topraklarına
güvenli ve düzen içinde göç edebilmesi için bu işin başına Adolf
Eichmann'ı getirdi. (Eichmann in Jerusalem, Hannah Arendt, sf.6)
"1938 Martı'nda Avusturya'nın fethiyle beraber Eichmann, Yahudi
göçünü ilerletmek üzere oraya gönderildi. Kendisini Yahudilerin
göç politikasına adadı. Viyana'da kurduğu Yahudi göç merkezi çok
başarılıydı." (Encyclopedia Judaica, cilt 6, sf.517-518)
Eichmann, düzenlediği göç operasyonunun, Siyonist çıkarlar doğrultusunda
yürütüldüğünü şu ifadeleriyle açıkça ortaya koymuştu:
Filistin'e Yahudi göçünü organize
eden Nazi subaylarından Adolf Eichmann
|
"Zihnimde tasarladığım çözüm, Yahudilerin ayaklarının altına katı,
taze toprak koymak. Böylece kendilerine, sadece kendilerine ait
toprakları olacak. Ben böyle bir çözüme memnuniyetle katılırım."
(Eichmann in Jerusalem, Hannah Arendt, sf.51)
"Benim kişisel çabam Yahudilere toprak ve vatan sağlamak." (Eichmann
in Jerusalem, Hannah Arendt, sf.45)
Eichmann, Yahudilerin göçünü sadece Viyana'da değil, Avrupa'nın
diğer yerlerinde de organize etti. Macaristan'daki Yahudilerin göçünü
sağlamak için Dr. Rudolf Kostner adındaki Yahudiyle iş birliği yaparak
onunla bir göç anlaşması imzaladı:
"Eichmann'ın karşılaştığı Yahudiler arasında onun müthiş idealist
diye söz ettiği Dr. Rudolf Kostner vardı. Onunla, Yahudilerin Macaristan'dan
göç etmeleri için anlaşma imzaladı. Eichmann binlerce Yahudinin
kanunsuz olarak Filistin'e göç etmesini sağladı." (Eichmann in Jerusalem,
Hannah Arendt, sf.37)
Eichmann 1939 yılında Çekoslavakya'nın Prag şehrinde bir başka
Yahudi göç bürosu kurdu. Göç için yaptığı çalışmaları sadece kendi
kurduğu göç merkezleriyle bırakmayan Eichmann, aynı zamanda soydaşı
olan Heydrich'le de iş birliği yaparak Yahudilerin Filistin'e göçünü
hızlandırmaya çalışıyordu:
Eichmann, 1941 yılına kadar yasal yollardan 250 bin Alman Yahudisinin
Filistin topraklarına yerleşmesini sağladı. (Eichmann in Jerusalem,
Hannah Arendt, sf.54)
Hitler'in "Satanist" Locası: Thule

Macaristan'daki Yahudilerin Filistin'e göçlerini sağlamak
içinEichmann'la iş birliği yapan Siyonist Rudolf Kostner.
|
Hitler'in bir diğer ilginç yönü de, "Thule" adındaki kara büyü
konusunda yoğunlaşmış olan mason locasına girip burada büyü ve büyücülük
konuları ile ilgilenmiş olmasıydı:
"Hitler, yalnızca yüksek dereceli masonların alındığı Kabala ile
ilgilenen 'Thule' Mason Locasına kayıtlıdır." (Modern Magick, Donald
Michael Kraig, sf.33)
"Sebottendorf, yazdığı kitapta 'Hitler'den önce ben vardım' diyordu.
Hitler'in ilk kez kendilerine- 'Thule' ye geldiğini ve burada eğitildiğini
açıkladıktan sonra, Hitler'in, Thule'nin aristokrat olmayan Almanlara
açık olan yan örgütü Alman İşçi Partisi'ne, sonra da Thule'nin üyesi
ve görevlisi Karl Harrer tarafından kurulmuş olan Münih'teki Alman
Sosyalist Partisi'ne üye yapıldığını açıkladı." (Hitler'den Önce
Hitler'den Sonra, Aytunç Altındal, Cumhuriyet, 1 Aralık 1992)
Hitler bu büyü örgütünde aldığı bilgiler doğrultusunda "nasyonal
sosyalizm"düşüncesini oluşturmuş ve Nasyonal Sosyalist Parti de
bu örgütün ön ayak olmasıyla kurulmuştu:
"Hitler'in ünlü Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP),
1920'de, Thule tarafından başlatılan çabalarla kuruldu." (Hitler'den
Önce Hitler'den Sonra, Aytunç Altındal, Cumhuriyet, 1 Aralık 1992)
Nitekim, "Thule"nin amblemi olan "Gamalı Haç"partinin de amblemi
olarak kullanılmıştır:
"Thule'nin amblemi, yukarıda da belirtildiği gibi, Gamalı Haç'tı."
(Hitler'den Önce Hitler'den Sonra, Aytunç Altındal, Cumhuriyet,
1 Aralık 1992)
Hitler siyasi hayatının ilk yıllarında uluslararası Siyonist finansörler
dışında "Thule" locasının da desteğini görmüştü:
"Adolf Hitler, 1919'da Alman İşçi Partisi'ne katıldı, çünkü etkin
bir Alman topluluğunun, aristokratların ve finansçıların oluşturduğu
'Thule Locası' tarafından desteklenmişti. J.H. Stein Bankasının
sahibi ve Polonya bankacılarının ortağı olan Baron Kurt Von Schroder,
Herrenklub'ün üyesi ve aynı zamanda Almanya'nın en etkin grubu 'Thule'
Locası'nın lideriydi. 'Thule', 1919'da Hitler'in işini başlatmıştı.
Schroder, tüm ITT'lerin ve Alman yan kuruluşlarının yöneticisiydi,
SS Kıdemli Grup Lideri, Deutsche Reichsbank ve diğer yüksek seviyede
yöneticilikleri vardı.
Thule yazıtlarındaki büyü sembolleri
arasında gamalı haçın yeri (solda) ve içinde gamalı haç bulunan
Thule locasının amblemi. (sağda)
|
Hitler'in yardımcısı Walter Funk, Schroder'le görüşerek uluslararası
bankacılarla ilgili sorularda Hitler'in gerçek görüşlerini tartışıyordu.
Funk, Schroder'i tatmin etmeyi başarıyordu ve böylece Nazi Partisi'ne
finansal destek devam etti.
4 Ocak 1933'te Hitler, Baron Kurt Von Schroder ile, Cologne'deki
evinde buluştu. Schroder, Hitler'e onu Almanya'nın Başbakanı yapmak
için gerekli fonu sağlayacağına dair garanti verdi.
Schroder'in J.H. Stein Bankası Hitler rejimi boyunca iş anlaşmalarına
dahil olan bankaydı." (The World Order, A Study in the hegemony
of parasitism, Eustace Mullins, sf. 107-108)
"Hitler için toplanan endüstriyel yardımlar Schroder Bank'a yatırılıyordu."
(The World Order, A Study in the hegemony of parasitism, Eustace
Mullins, sf. 63)
Nazilerin Karanlık Yönleri
Hitler, yaptığı konuşmalarda kendisini
adeta insan üstü bir varlıkmış gibi göstermeye çalışarak kitleler
üzerinde etkili olmak istemiştir.
|
Siyonistlerin, tarihin çeşitli döneminde iş birliği yaptıkları,
kullandıkları kişi ve örgütler olmuştur. Naziler bunlardan yalnızca
birisidir. Masonluk ve alt-üst örgütlenmeleri de Siyonistlerin yakın
dostları arasındadırlar.
Fakat bu kişi ve örgütler genelde bazı ilginç özelliklere sahiptir.
Para hırsı, zalimlik, ikiyüzlülük gibi özelliklerin yanında bazılarının
cinsel sapıklıkları da oldukça ünlüdür. Nazilerin arasında homoseksüelliğin
son derece yaygın olması, bu durumun en çarpıcı örneklerinden biridir:
ADOLF HITLER: Hitler hastalıklı ruha sahip bir liderdi.
Tarihin en dengesiz diktatörlerinden biri olan Hitler'in buna rağmen
kitleleri ardından sürükleyebilmesinin en önemli nedenlerinden birisi
ise, cahil kitleleri galeyana getirebilecek bir üslup ve stil
kullanmasıydı. Halka yaptığı en önemli telkinlerden biri ise, kendisinin
adeta insan üstü bir varlık olduğu idi. Mussolini'nin hayatını ele
aldığımız bölümde gördüğümüz, faşist liderlerin kendilerini sözde
birer ilahmış gibi gösterme çabası, Hitler'de de yoğun olarak görülmekteydi:

Alman tarihinin yer aldığı arşiv belgelerine göre Hitler,
gençlik yıllarında geçimini kendisini homoseksüel ilişkiler
için kiralayarak sağlamıştır.
|
"Açıkça görüldüğü gibi, Hitler kendisinin, Almanya'ya kurtarıcı
olarak, insan üstü bir varlık gibi, özel bir görevle yükümlü olduğuna
inanmaktadır." (Hitler Melek mi, Şeytan mı?, Walter C. Langer, sf.16)
Hitler yaptığı toplantılarda da bu özelliğini ön plana çıkarıyor
ve insanlar üzerinde bu şekilde hakimiyet kurmaya çalışıyordu:
"Bütün bu toplantılar, doğaüstü ve dinsel bir hava yaratmayı amaçlıyordu,
Hitler'in toplantı yerine girişi sözde bir ilah edası taşıyordu."
(Hitler Melek mi, Şeytan mı?, sf.41)
Bu yönüyle insanları etkilemekte o kadar başarılı olmuştu ki, halk
artık onu insan üstü bir varlık gibi görmeye başlamış ve tüm iradenin
Hitler'e ait olduğu sapkınlığına inanmıştı. Hitler'in Hava Kuvvetleri
Komutanı olan Goering'in şu ifadesi bu durumu en çarpıcı şekilde
ortaya koymaktadır:
"Vicdansızım ben. Benim vicdanım Adolf Hitler'dir." (Hitler Melek
mi, Şeytan mı?, sf.52)
Hitler'in içinde bulunduğu bu "üstün insan" olma sapkınlığı onda
şiddete dayalı bir ruhun yansımasına da yol açtı:
"Barbarlık, onur dolu bir sıfattır. Bu nedenle, tam anlamıyla barbar
olmak istiyoruz." (Cumhuriyet, 26 Kasım 1992, sf.12, Hitler'den
Önce Hitler'den Sonra, Aytunç Altındal)
Hitler'in özel hayatı da birçok sapkınlıkla doluydu. Üst düzey
Nazilerin çoğunda bulunan özelliklerden biri olan homoseksüellik
Hitler'in de "alışkanlık"larındandı. Hitler
gençliğinden itibaren bu tür bir kimliğe sahip olmuş ve gençlik
yıllarında homoseksüellerle beraber yaşamıştı. Bu dönemde geçimini
eşcinsel ilişkiler için kendisini kiralayarak sağladığına dair polis
kayıtlarında çeşitli bilgiler yer almaktaydı:
"İşte bu günlerde, üstelik eşcinsel ilişkiler için kendilerini
kiralayan insanların kaldığı bir otelde kalıyor ve belki de bu nedenle
polis kayıtlarına, bir 'cinsel sapık' olarak geçiyordu." (Hitler
Melek mi, Şeytan mı?, Walter C. Langer, sf.172)
Genel olarak bütün yakın korumalarını homoseksüel olan kişilerden
seçmiş ve aynı zamanda kendisine homoseksüel eşler de edinmişti.
Hitler, bu sapık ilişkilerinin, homoseksüelliğinin bilinmesinden
hiç rahatsızlık duymuyor ve eşcinsel oluşunu gizlemeyip eşcinsellerin
kendi aralarında kullandıkları bir ismi kullanıyordu:
"Hitler'in normal kişilerden çok, eşcinsellerin yanında rahat ettiği
doğrudur. Strasser'ın belirttiğine göre, kişisel korumalarının hepsi
eşcinseldir. Rauschning, Hitler'in eşcinsel eşi olduklarını söyleyen
iki oğlana rastladığını belirtmiştir. Hitler'in, eşcinsellerin,
arkadaşları için kullandıkları "Bubi" adını kullandığı büyük bir
olasılıkla doğrudur." (Hitler Melek mi, Şeytan mı?, Walter C. Langer,
sf.164)
Sabah, 8 Ekim 2001
|
ERNST ROEHM: Roehm, "Hücum Kıtaları" adı verilen ve ülkede
çok büyük ağırlığı olan SA'ların lideridir. Aynı zamanda Hitler'in
de en yakın çalışma arkadaşlarındandır. Nazilerin birçoğunda var
olan özellik, Roehm için de geçerlidir:
"Roehm ilk Nazilerin birçoğu gibi bir homoseksüeldi." (Nazi İmparatorluğu,
William L. Shirer, sf.75)
Nazilerde homoseksüelliğin normal bir anlayış olarak halka benimsetilmesi
adeta bir devlet politikası haline getirilmişti. Özellikle Roehm
bunu topluma yerleştirebilmek için etkin bir şekilde faaliyet gösteriyordu:
"Roehm, homoseksüelliği yeni ahlakın tabanı olarak tavsiye ediyordu.
Tartışmalara yeni bir açı getirerek homoseksüelliği halka açık olan
yerlerde teşhir ediyordu." (Hitler's Elite, Louis L. Snyder, sf.63)
Hitler de aynı çarpık ahlak anlayışını savunduğundan dolayı halkın
yoğun tepkilerine rağmen Roehm'ün bu yöndeki faaliyetlerine her
zaman destek vermiş ve onu savunmuştur:
"Roehm'ün özel yaşamı beni ilgilendirmez, ben ona mutlak olarak
inanıyorum." (I Knew Hitler, Ludecke, sf.477-478)
Roehm homoseksüellik gibi bir sapkınlığı, halka, insanda muhakkak
bulunması gereken, insanı yücelten bir özellik gibi göstermeye çalışıyor
ve homoseksüel olmayanları aşağılayıp onları hor görüyordu:
"Homoseksüelleri süper insanlar olarak görüyordu. Çünkü ona göre
homoseksüeller insanların en cesur olanlarıydı. Homoseksüelliğiyle
övünüyordu. Hatta gurur duyuyordu. Normal - namuslu- insanlardan
kendini ve homoseksüel arkadaşlarını daha iyi görüyordu." (Hitler's
Elite, Louis L. Snyder, sf.63)

Nazi subaylarının büyük çoğunluğu
ruhsal dengesizlikleri olan kimselerdi. (Aşağıda) Homoseksüel
SA lideri Ernst Rohem, ve (sağda) Hitler'in Propaganda Bakanı
Paul Joseph Goebels.
|
PAUL JOSEPH GOEBBELS: Hitler'in propagandadan sorumlu bakanıdır.
"Hitler'in Propaganda Bakanı iken, Der Angriff (Hücum) adını verdiği
Siyonizmi öven on iki bölümlük bir rapor yazmıştır." (The Hidden
History of Zionism, Socialist Action, Ralph Schoenman, sf.51)
HERMANN WILHELM GOERING: SA liderliği ve Hava Kuvvetleri
Komutanlığı yapmış olan Alman mareşalidir.
"Goering, tüm hayatı boyunca uyuşturucu bağımlısı olarak yaşamış
ve birçok kere tedavi olabilmek için hastanelerde yatmıştır. " (NSDAP:
The Party, sf.60)
"Goering, uyuşturucu bağımlılığının yanı sıra aynı zamanda bir
homoseksüeldir. Devamlı kadınsı, egzotik kıyafetler giymiş ve bundan
büyük haz duyduğunu belirtmiştir." (NSDAP: The Party, sf.61)
JULIUS STREICHER: "Nazilerin siyaset adamıdır. En büyük
merakı pornografidir." (Eichmann in Jerusalem, Hannah Arendt, sf.27)
Aynı zamanda sadizme düşkün olmasıyla da ünlüdür:

Pornografiye olan merakıyla bilinen Julius Steicher.
|

Nazilerin Yahudi ideoloğu Alfred Rosenberg
|

Hitler
|
"Sürekli kırbaç taşır ve kızdığı insanları kırbaçlardı. Kırbaçlayarak
öldürdüğü insanları gülerek anlatırdı." (Çağdaş Liderler Ansiklopedisi,
cilt 3, sf.863)
FREIHERR WERNER VON FRITSCH: Hitler'in Kara Kuvvetleri Komutanı'dır.
"Homoseksüel ilişki sırasında yakalanmış ve Askeri Mahkeme'de yargılanmıştır."
(Nazi İmparatorluğu, William L. Shirer, cilt 1, sf.497-554)
|