|
HİTLER ALMANYASI
Aralarında Yahudilerin de olduğu dönemin
ünlü bankerleri Hitler'in en önemli destekçileri arasında yer
alıyorlardı. |
Almanya'da Hitler iktidarının yaşandığı dönem, Siyonistlerin birtakım
gizli planlarını gerçekleştirebilmeleri için önemli bir fırsat olmuştur.
Her ikisi de ırkçı birer ideoloji olan Siyonizm ve Nazizm arasında
gizli bir ittifak olduğu, pek çok tarih bilimci tarafından ele alınmış
bir gerçektir.
II. Dünya Savaşı sırasında bütün Avrupa'yı kasıp kavuran Hitler
ve Nasyonal Sosyalist Parti, Almanya'da ilk ortaya çıktığı zaman
henüz kimse tarafından tanınmaz ve kendilerine taraftar dahi bulamazken,
önce ülkenin önde gelen Siyonist sanayicileri tarafından destek
gördü. Krupp, I.G Farben ve diğer bazı Yahudi şirketlerin sahipleri
1929 yılında bu partiye girdiler:
"Toplantıda bulunanlar arasında, bir gün içinde Nazi oluveren Krupp
von Bohlen, I.G Farben'den Bosch ve Schnitzler ile Birleşik Çelik
Kurumu'ndan Voegler vardı." (Nazi İmparatorluğu, William Shirer,
sf.304)
Bu kişiler daha sonra partide, faşist görüşe sahip Hitler'i destekleyen
sanayiciler arasına katıldılar ve Hitler'i partinin başına getirebilmek
için çok büyük paralar harcamayı göze alıp, istediği zaman kullanabileceği
özel bir harcama fonu oluşturdular. Hitler'i 1933 yılında Almanya'nın
başına getiren genel seçimlerde ona büyük maddi destek sağlayanlar
ve seçim kampanyasının yürütülmesinde en büyük rolü oynayanlar da
aynı Siyonist finansörlerdi.
Diğer yandan Yahudi bankerler de Hitler'e istediği zaman istediği
miktarda maddi yardımda bulunuyorlardı. Özellikle uluslararası alanda
çalışan Yahudi banker Warburg, aralarında Rockefeller'ın da bulunduğu
Amerika'daki diğer Yahudi bankerler adına Hitler'le temasa geçmiş
ve ona çok yüksek miktarda maddi destek sağlamıştı:
"Warburg Almanya'ya geldiğinde Hitler'in danışmanlarıyla görüşmeler
yaptı. Temsil ettiği Amerikalı finansörler adına Führer'e başa geçmesi
için 10 milyon dolar vaat etti.
Hitler, Wall Street'teki koruyucularıyla devamlı mektuplaşıyordu:
'Hareketimiz Almanya'da büyük bir hızla gelişiyor. Bana gönderdiğiniz
para bitti. Bir daha ki sefere ne kadar alabileceğimi bana bildirmenizi
önemle rica ediyorum'. Hitler." (La Haute Finance et les Revolutions,
Henry Coston, sf.27)
"Hitler'in bu ricası Yahudi bankerler tarafından karşılıksız bırakılmadı.
Yapılan kısa bir toplantıdan sonra Nazilere 15 milyon dolarlık yeni
bir yardımın yine Warburg aracılığıyla yapılması kararlaştırıldı."
(La Haute Finance et les Revolutions, Henry Coston, sf.29)
Maddi yardımda bulunanların bir diğeri ise, dünya petrol pazarının
en büyük dilimlerinden birini alan Royal Dutch Shell şirketinin
sahibi Samuel Ailesi'ydi:
"Hitler'in diğer bir destekçisi Samuel Ailesi'nce kurulan 'Royal
Dutch Shell'den Sir Henry Deterding'di. Oswald Dutch'ın yazdığına
göre 1931'de Sir Henry Deterding ve destekçisi Samuel Ailesi, Hitler'e
30 milyon pound verdi." (The World Order, A Study in the Hegemony
of Parasitism, Eustace Mullins, sf.109)
Yahudi sanayici ve bankerler Hitler'e sağladıkları büyük maddi
destek ve bunun karşılığında elde ettikleri imtiyazlarla ülkenin
gerçek hakimi durumuna gelmişlerdi:
"Hitler paraya ihtiyacı olduğu zaman Alman Yahudisi finansör Siegmund
Warburg ailesinden milyonlarca dolar alıyordu... Bu sırada Warburg
gibi yüzlerce Yahudi banker aile, hakimiyetleri altına aldıkları
ülkede zenginleştiler." (Les Secrets de L'Empire Nietzschéen, Aron
Monus, sf.614)
Siyonistler Hitler'i maddi olarak desteklerken, aynı zamanda bu
desteklerini Almanya'daki resmi örgütleri olan "Almanya Siyonist
Federasyonu" vasıtasıyla da yazılı olarak Nazi Partisi'ne bildirmişlerdi.
21 Haziran 1933'de Federasyon'un Hitler'e gönderdiği destek mektubunda
şu ifadelere yer veriliyordu:
"Irk ilkesini hayata geçiren yeni (Nazi) devletin temelleri üzerinde
kurulacak yapı içerisinde, bizler de, kendi topluluğumuza ayrılacak
alanda baba yurdu (Fatherland) için elimizden gelen her türlü verimli
faaliyeti sürdürmeyi umuyoruz..." (Zionism, Brenner, sf.48)
Bu düşünce doğrultusunda Siyonistler ilk olarak o dönemde büyük
ekonomik kriz içinde bulunan "Babayurdu"Almanya'yı tekrar canlandırmaya
çalışmışlar ve "Dünya Siyonist Örgütü" vasıtasıyla Nazi mallarının
Ortadoğu ve Kuzey Avrupa'da dağıtımcılığını yapmışlardır. (The Hidden
History of Zionism, 1988, Ralph Schoenman, sf.51)
II. Dünya Savaşı sırasında da Hitler'in en büyük destekçileri gene
Siyonistler oldu. Yahudi şirketleri Hitler'in ihtiyaç duyduğu lojistik
desteği büyük ölçüde sağladılar:
"Hitler'i savaşa sokmak için ona top güllesi ve petrol konularında
garanti vermek gerekiyordu. İsveç Enskilda Bankası'ndan Yahudi Jacob
Wallenberg 'SKK' top güllesi üretim fabrikasını kontrol ediyordu
ve Nazilere savaş boyunca gülle top mermisi sağladı. Rockefeller'in
sahibi olduğu 'Standard Oil', Nazi gemilerine ve deniz altılarına
İspanya ve Latin Amerika'daki istasyonlarıyla petrol sağladı. II.
Dünya Savaşı başlamadan önce, 'Ethyl-Standard', 500 tonluk ethyl
kurşununu Warburgların sahibi olduğu 'I.G Farben' aracılığıyla 'Reich
Hava Kuvvetleri Bakanlığı'na gönderdi ve ödeme 21 Eylül 1938 tarihli
bir teminatla Brown Bros Harriman tarafından gerçekleşti." (World
Order, A Study in the hegemony of Parasitism, Eustace Mullins, sf.63)
Hitler ise, Siyonistlerin kendisine verdikleri desteği şu ifadesiyle
açıkça ortaya koyuyordu:
"Yahudiler bana mücadelemde önemli katkılarda bulundular. Hareketimizde
çok sayıda Yahudi beni mali olarak destekledi." (Hitler m'a dit,
Hermann Rauschning, sf. 265)
Hitler ve Yahudi Göçü
Siyonistlerin ırkçı ve faşist düşünceye sahip bir partiyi desteklemesi
ilk anda çelişkili gibi görülebilir. Fakat, o dönemde Siyonist liderlerin
ulaşmak istedikleri hedef dikkate alındığında, Nazilerin yaptıklarının
Siyonist amaçlarla uyum içinde olduğu ortaya çıkmaktadır. Siyonistlerin
o dönemde ulaşmak istedikleri hedef, Filistin'deki Yahudi nüfusunu
artırmak ve böylelikle güçlü bir Yahudi Devleti kurmaktı. Bunun
için dünyanın dört bir tarafında dağınık halde yaşayan Yahudilerin
Filistin'e göç etmesi gerekiyordu. Fakat Siyonist lider Theodor
Herzl'in yaptığı çağrılara Avrupa'da ve de özellikle Almanya'da
yaşayan Yahudiler -iyi hayat standardına sahip olmaları nedeniyle-
olumlu cevap vermemiş ve bu çağrıyı duymazlıktan gelmişlerdi. Bu
durum karşısında Siyonist liderler, Filistin'e göçü sağlamak için,
Almanya'nın Ari ırk dışındaki tüm unsurlardan temizlenmesi gerektiğini
düşünen Hitler ile iş birliği yaptılar.
İşte Siyonistlerin desteğiyle iş başına gelen Hitler ile Siyonistlerin
en önemli ortak paydası buydu: Yahudilerin Almanya dışına çıkarılması.
Yurtlarından çıkarılan Yahudilerin Filistin'e yönlendirilmesi ise
Siyonistlerin sorumluluk alanıydı.
"Naziler ve Siyonistler Yahudilerin Almanya'dan Filistin'e mallarının
bir bölümüyle göç etmelerini sağlamak için beraber çalıştılar."
(Die Geschichte des Zionismus und des Staates Israel, Conor Cruise
O'Brien, sf.130)
Göç Anlaşması İmzalanıyor
Siyonist lider Theodor Herzl.
|
Filistin'de bir Yahudi Devleti'nin kurulabilmesi için öncelikle
Hitler ile Siyonist liderler arasında bir anlaşma imzalandı:
"Wilhelmstrasse'nin gizli arşivleri, Hitler İmparatorluğu ile Yahudi
örgütleri arasında, Alman Yahudilerinin Filistin'e göçlerini kolaylaştırmak
amacıyla bir anlaşma imzalandığını ortaya koymaktadır." (Theodor
Herzl, Paris 1960, A. Chouraqui, sf.225)
"Hitler, antisemitik liderler olan Luger, Schönerer ve diğerlerinin
taktiklerini kullandığı halde, politikada antisemitik işlemler uygulamaktan
oldukça uzaktır." (The Universal Jewish Encyclopedia, cilt 5, sf.400)
Siyonistler ile Hitler arasındaki bu ittifakın temel dayanak noktası
ideolojik benzerliklerdir. Nazizm de Siyonizm de ırk saflığını savunmaktadır.
Hitler'in Ari ırkı oluşturmak için yaptığı çalışmalarda, Yahudileri
Alman toplumunun dışına itmesi, Siyonistler tarafından anlaşılması
hiç de zor olmayan bir tutumdur. Çünkü Siyonistler de Yahudilerin
üstün bir ırk olduğu ve diğer ırklarla karışmamaları gerektiği iddiasındadırlar.
Bu durumda, Siyonistler için -kendi planlarına göre- Hitler'in politikaları
karşısında yapılması gereken en akılcı hareket, minimum zarar ile
maksimum fayda sağlamaktır. Bu da, bir yandan Hitler'i desteklemekle,
bir yandan da Almanya'da yaşayan Yahudileri Hitler'in zulmünden
koruyabilmek için hızlı bir şekilde Filistin'e ulaştırabilmekle
mümkündür.
|