|
Duçe'nin Faşizm Macerası
MUSSOLINI İTALYASI

İtalya'nın faşist diktatörü Mussolini
|
Mussolini, gerek iktidara geliş sürecinde gerekse iktidarı boyunca
belirli çevreler tarafından büyük destek gördü. Bunların başında
ise, Siyonistler vardı. Siyonistler diğer bazı Avrupa ülkelerinde
olduğu gibi, İtalya'da da iç ve dış siyasete yön verebilecek konumda
olmayı hedefliyorlardı. Siyonizme sıcak bakan kişilerin iktidarda
olması, bu hedefin gerçekleştirilmesini kolaylaştıracaktı. Çoğu
yerde olduğu gibi İtalya'da da masonların desteği ile Siyonistler
bu alanda çeşitli faaliyetler yürüttüler.
Mussolini'nin başa getirilmesindeki en önemli etkenlerden biri
ise üstad mason olmasıydı:
"Mussolini Palermo Locası'ndan 33. Derece Madalyası'nı almıştır."
(Faşizmler, Henry Michel, sf.126)
Mason localarında kullanılan bir sembol olan "balta", Mussolini
tarafından faşizmin ve Faşist Parti'nin simgesi olarak seçildi.
Masonik felsefede ölüm ve katliamı sembolize eden "balta", faşizmin
amacı olan şiddeti ve savaşı simgeliyordu.
Mussolini'ye para yardımında bulunan
banker J.P. Morgan
|
Mussolini kendisinin ve Siyonizm-masonluk menfaatleri doğrultusunda
oluşturulan kadronun Siyonist ideallere hizmet için uğraş vereceğini,
Siyonist liderlerle yaptığı bir toplantıda şu ifadesiyle belirtmişti:
"Bir Yahudi Devleti kurmalısınız. Ben kendim, bir Siyonistim ve
bunu Dr.Weizmann'a (ilk İsrail Cumhurbaşkanı) da söyledim. Gerçek
bir devletiniz olmalı. İngilizlerin size lütfettiği milli bir ev
değil. Bir Yahudi Devleti kurmanızda size yardım edeceğim." (Mussolini
and the Jews, Meir Michaelis, sf.131)
Siyonist Yahudiler, Mussolini'nin kendilerine sağladığı bu yardımları
karşılıksız bırakmadılar. Amerika'daki Yahudi banker J. P. Morgan
aracılığıyla İtalya'daki faşist yönetime para yardımında bulundular:
"'J.P. Morgan bankerlik şirketi 1926 yılında İtalya'daki faşist
Mussolini hükümetine 100 milyon dolar veriyor." (Mussolini and Fascism,
John P. Diggins sf.32)
Mussolini, İspanya'daki Kanlı Faşist
Diktanın Destekçisi
Faşist Parti'nin mason üyelerinden
ve aynı zamanda Mussolini'nin damadı olan Ciano
|
Mussolini'nin destek verdiği bir diğer grup ise İspanyol
faşistleri idi. Mussolini, İspanya'da faşistleri iktidara getirebilmek
için Hitler'le birlikte büyük çaba gösterdi ve bunda da başarılı
oldu:
"Mussolini ve Hitler müdahalede bulunduklarını saklamadılar. 19
Temmuz 1936'dan itibaren Franco'yu desteklediklerini açıkça ilan
ettiler." (Pietro Nenni, İspanya'da İç Savaş ve Faşizm, sf.75)
Mussolini İspanya'ya faşist diktayı getirebilmek için, var olan
Cumhuriyetçi yönetime karşı, monarşi yanlısı karşı-Cumhuriyetçi
gruba destek verdi. Roma'da karşı-Cumhuriyetçi grupla gizli bir
anlaşma imzaladı. Yapılan anlaşmayla Mussolini, İspanya'da faşist
yönetimi kuracak, karşı-Cumhuriyetçi grubu maddi-manevi destekleyerek
iş başına gelmesini sağlayacaktı. Bu anlaşma daha sonra gizli olmaktan
çıktı. Mussolini İspanya'ya faşizmi yerleştirmek için İtalyan ordusunun
kendi askeri ve teçhizatıyla bizzat savaştığını şu sözleriyle itiraf
etti:
"II. Dünya Savaşı bastırdığında bize pek az can kaybına mal olan,
ama muazzam bir askeri ve mali külfet yükleyen İspanya ve Habeşistan
Savaşı'ndan henüz çıkmıştık." (İspanya'da İç Savaş ve Faşizm, Pietro
Nenni, sf.74)
Mussolini'nin Kendini Kutsal Bir Varlık
Olarak Gösterişi
Mussolini, hemen tüm faşist liderlerde görülen bir özellik olarak
kendini ilahlaştırma yoluna gitmiştir. Bunun için devletin sahip
olduğu resmi yayın organlarını kullanmıştır:
"Milizia Fascista adlı resmi dergi vatandaşlarına şu çağrıyı yapar:
'Tanrıyı sevmekten bir an bile geri kalma. Ama unutma ki, İtalya'nın
Tanrısı Duçe'dir'." (Çağdaş Liderler Ansiklopedisi, cilt 4, sf.1474)
Faşizmi yaymaya çalışan iki büyük
müttefik; Hitler ve Mussolini yanyana.
|
Mussolini, bu sapkın iddiasını kanunlara da yerleştirmişti. Yayınladığı
kurallar listesini, Musevilerin 'On Emirinden' esinlenerek On Emir
koymuştu. Bu emirler içinde kendisinin her zaman haklı olduğuna
dair bir madde de bulunmaktaydı:
"Duçe'nin yanılmazlığı yediden yetmişe her İtalyanın kafasına sokulur.
On Emir'in 8. maddesinde yer alan, 'Duçe her zaman haklıdır' sözü
toplumun her bireyi için ilk ağızda benimsenilmesi gereken bir ilkedir."
(Çağdaş Liderler Ansiklopedisi, cilt 4, sf.1474)
Diğer yandan Mussolini, küçük çocukları faşist sisteme uygun bir
şekilde yetiştirmek ve onların gözünde kendini sözde ilah gibi göstermek
için "Balilla"adında, çocukları örgütleyen bir teşkilatın kurulmasına
da önayak olmuştur:
"Çocukları örgütleyen Balilla'nın 'Credo'su (temel inançları) 'Kutsal
Papa'nın şahsında faşizme inanıyorum' diye başlar, 'Mussolini'nin
dehasına iman ederim' sözleri ile devam eder." (Çağdaş Liderler
Ansiklopedisi, cilt 4, sf.1474)
Sözde ilahlık iddiasıyla yapılan bütün bu propaganda ve telkinlerle
halk artık Mussolini'yi insan üstü bir varlık olarak görmeye başlamış
ve sonunda Mussolini arzuladığını elde etmişti:
"Güneyli köylü kadınları, 'Mussolini- insan üstü' diyorlardı; ve
Duçe'nin harman dövmesine bakarak şöyle haykırıyorlardı: 'O bize
ekmek veriyor, bunu bize harmanda döğüyor, bizde onu koruyoruz.'."
(Faşizmin Analizi, Maria Macciocchi, sf.117)
Mussolini'nin bu davranışları, masonik felsefede birçok kez tekrar
edilen mantığın bir benzeridir. Masonik felsefede de insanı herşeyin
üzerinde gören, çarpık bir anlayış hakimdir:
"Mason, kaynağına yaklaştıkça nurlanır, fakat yanar. Hedef güneşe
varmak değil, güneş olmaktır. İşte bu güneş ilahlık mertebesidir."
(Doğuş Kolu, Mason Yıllığı, sf.41)
Nitekim aynı düşünce bir başka masonik kaynakta daha açık bir şekilde
ve şu ifadelerle anlatılmıştır:
"İlkel toplumlar acizdirler, aczleri dolayısıyla etraflarındaki
kuvvetleri ve hadiseleri ilahlaştırdılar. Masonizm ise insanı ilahlaştırdı."
(Selamet Mahfilinde Üç Konferans, sf.51)
Mussolini'nin bu sapkın düşünce ve uygulamalarının yanı sıra, ayırımcı
politikaları da ünlüydü. Örneğin kadınlara karşı tam anlamı ile
bir ayırımcılık uygulanıyor, kadınlar ikinci sınıf insan muamelesi
görüyor ve hatta tamamen yok sayılıyorlardı. Mussollini bu düşüncesini
Journal adlı Fransız gazetesine verdiği demeçte şu şekilde ifade
etmiştir:
"Bizim devletimizde kadın hesapta olmamalıdır." (Faşizmin Analizi,
Maria Macciocchi, sf.128-129)
Mussolini'nin kadınlara karşı olumsuz bakış açısına sahip olmasının
temelinde mason localarında aldığı telkinlerin büyük etkisi vardı.
Mason teşkilatlarına da sadece erkekler alınıp kadınlar kabul edilmemekte
ve masonlar, kadınları hor, zayıf insanlar olarak görmektedirler:
"...Kadınlık bizim düzenimiz haricinde bırakılır, alınmaz." (World
Freemasonary, sf.19)
"Kadın pek nadir olarak karar istidat ve kabiliyetine maliktir.
Zira za'fı, onu bencilliğe sürükler. Hem de o, erkekle mukayesede,
tembel, az faal, az sebatkardır, çabuk yorulur... Kadın, nefsine
karşı da samimi değildir. Hiçbir zaman kusurlarını itiraf etmesini
bilmez... Riyakarlık onda fıtridir. Buna bir de kibir ve azameti
ilave ederseniz kadının hakiki seciyesini elde etmiş olursunuz.
" (Türk Mason Dergisi, sayı 11, sf.50)
Mussolini'yi kadınları bu şekilde toplum dışına itmeye götüren
kuvvetlerden biri de esasında her faşistte var olan şiddet duygusudur:
"Mussolini'nin değişmez inançlarından biri zorbalıktır ve bunu
Sorel'den öğrendiğini söylemenin bazen politik olarak faydalı olduğunu
düşünüyordu, şiddete başvurmak kafasında çoktan gelişmiş esas içgüdüdür."
(Mussolini, Denis Mack Smith, sf.14)
Nitekim Mussolini kendisinde yer eden şiddet duygusunu uygulamaya
dökmüş ve "Kara Gömlekliler" adında her türlü şiddet ve zorbalık
eylemlerini gerçekleştiren silahlı birlikler oluşturmuştur. Bu birlikler
vasıtasıyla sadist arzularını halk üzerinde terör havası estirerek
yerine getirmeye çalışmıştır:
"...Mussolini normal duruma geri dönmekten bahsediyor olmasına
rağmen, gizliden gizliye teğmenlerine dehşet eylemlerini artırmalarını
öğütlüyordu." (Mussolini, Denis Mack Smith, sf.81)
Diktatörlüğün muhafızları olan bu silahlı faşist birliklere "Kara
Gömlekliler" denmesinin sebebi Mussolini tarafından belirlenen siyah
üniformaları giymeleridir. Siyah, masonlar için özel anlamlar taşıyan
bir renktir. Locaların iç dekorasyonlarında yoğun olarak kullanılan
siyah renk, masonik felsefede ölüm ritüellerini ve ölümü temsil
etmektedir. Masonlukta siyahın diğer bir önemi de, üstad-ı azamın
kıyafetinin rengi olmasıdır.
Mussolini "Kara Gömlekliler" vasıtasıyla sadece kendi ülkesinde
şiddet uygulamakla kalmamış, bu idealini gerçkleştirmek için diğer
ülkeleri de işgal etme yoluna gitmiştir. 1935 yılında Etiyopya'yı
işgal etmiş ve 1941 yılına kadar 15 bin Müslümanın katledilmesine
neden olmuştur.
Diğer yandan 3 Ekim 1911 yılında İtalya'nın Libya'yı işgal etmesiyle
başlayan ve Müslümanlara karşı yapılan zulmü devam ettirmiştir.
Mussolini'nin göreve gelmesiyle Ömer Muhtar yönetimindeki Müslümanlara
karşı yapılan saldırılar daha da artmıştır. İşgal ancak Mussolini
öldükten sonra 10 Şubat 1947'de yapılan barış anlaşmasıyla son bulmuştur.
Bu süre içinde 1,5 milyon Müslüman şehit edilmiş, yüz binlercesi
de yaralanmıştır.
Mussolini'nin Din Düşmanlığı
Mussolini'nin en belirgin özelliklerinden birisi, din konusunda
gösterdiği ikiyüzlülüktür. Mussolini, bir yandan siyasi çıkarları
ve geleceği endişesi ile, Papa ve diğer din adamları ile yakın ilişkiler
kurmaya çalışırken, diğer yandan Allah'ın varlığını ve dini inkar
ettiğini ifade etmesi ile ünlüdür.
Mussolini'nin yaşadığı bu gayri-meşru hayat ve halk üzerinde meydana
getirdiği zulüm ve baskı, günümüzdeki birçok faşist liderler gibi
dinsiz olmasının bir sonucudur:
"Mussolini ateistlikten de öte dine karşı tamamen düşmanlık gösteriyordu.
1915'de Lausanne Halk Sarayı'nda şunları söylüyordu: 'Allah yoktur;
din, bilim karşısında bir saçmalıktır. İnsanlar için bir hastalıktır'."
(Histoire de Mussolini, Louis Roya, 1926)
Hatta iktidara gelmeden önce de "La Lima"adlı gazetede "gerçek
dinsiz" takma adıyla yazılar yazıp dine saldırmıştır. Mussolini'nin
bu ilkel mantığı, büyük oranda cahilliğinden kaynaklanıyordu. Çünkü,
ateizmin hızlı bir çöküş süreci yaşadığı günümüzde, pek çok bilim
adamı tarafından da açıkça kabul edildiği gibi din hiçbir şekilde
bilimin karşısında yer almamakta, tam tersine elde edilen tüm bilimsel
sonuçlar ve bulgular Allah'ın varlığını bir kez daha tasdik etmektedir.
II. Dünya Savaşı'yla başlayan süreç Mussolini'nin sonunu hazırlamıştır.
İtalyan ordularının her çarpışmada başarısızlığa uğraması ve 1943
yılında müttefik ordularının Sicilya'ya ayak basması, halkın Mussolini'ye
artık olumsuz gözle bakmasına neden olmuştur. Gelişen bu olaylar
karşısında Yüksek Faşist Konseyi toplanmış ve yönetimi Mussolini'den
alarak Kral'a devretmiştir. İtalyanlar tarafından dışlanan Mussolini
daha sonra Hitler'in işgal ettiği Kuzey İtalya'da kurulan "İtalyan
Sosyal Cumhuriyeti" adında yeni ve küçük bir Cumhuriyetin başına
geçmiştir. Mussolini burada tamamen Hitler'in yönlendirmesiyle hareket
etmiş ve onun isteği doğrultusunda da ilk iş olarak kendisini İtalya'nın
yönetiminden uzaklaştıran konsey üyelerini öldürme kararı almıştır.
Nitekim daha sonra aralarında damadı Ciano'nun da bulunduğu bu kişiler
yakalanarak öldürülmüştür. Bütün bu çabalarına rağmen Mussolini,
müttefiklerin ve partizanların birçok yeri ele geçirmesi nedeniyle
zor duruma düşmeyi engelleyememiştir. Almanların da yardım etmediğini
görünce yandaşlarıyla beraber kaçmaya çalışmış, fakat partizanlar
tarafından yakalanarak, 28 Nisan 1945'de kurşuna dizilerek öldürülmüştür.
|