|
İsrail'in Ortadoğu'daki Son Politikası
"1982'de, Dünya Siyonist Örgütü'ne bağlı Enformasyon Dairesi'nin
yayın Organı Kivunim'de önemli bir belge yayımlandı. Oded Yinon
eski bir Dış İşleri görevlisi olarak bu yazısında, İsrail'de gerek
ordu, gerekse haber alma örgütünün üst kademelerine egemen olan
düşünce yapısını sergilemektedir. '1980'lerde İsrail için strateji'
başlıklı yazı Arap devletlerinin parçalanması halinde, İsrail'in
bölgede yayılmacı güç olarak sivrilmesinin zamanlaması konusunda
bir programı içeriyor." (Siyonizmin Gizli Tarihi, Ralph Schoenman,
sf. 103)
Söz konusu planda hangi ülkelerin, hangi bölgelere ayrılacağı ve
bu bölme işinde hangi unsurlardan yararlanılacağı ayrıntılı olarak
anlatılmıştır.
Camp David Barışı'ndan sonra İsrail,
Vaat Edilen Topraklar'a sahip olmak için yeni bir planı uygulamaya
başladı. Bu plan Ortadoğu devletlerinin parçalanarak zaman
içinde İsrail'in işgaline uygun hale getirilmesini amaçlamaktadır.
|
"Lübnan zaten fiilen var olan beş bölgeye bölünecektir. Bu bölgeler,
bir Maruni-Hıristiyan bölgeyi, bir Müslüman bölgesini, bir Dürzi
bölgesini ve bir Şii bölgesiyle Haddad'ın milisleri aracılığıyla
İsrail'in denetimi altındaki bölgeyi içerecektir. Daha sonra sıra,
Suriye ve Irak'ın etnik ve mezhebi temeller üzerine bölünmesine
gelecektir. Suriye'nin, kıyısında bir Alevi Devleti, Halep bölgesinde
bir Sünni Devleti, Şam'da bir başka Sünni Devleti ve Golan, Hauran
ve Kuzey Ürdün'de bir Dürzi Devleti'ne bölünmesi öngörülüyor. Projede,
Irak'ın da Basra çevresinde güneyde bir Şii Devleti, kuzeyde Musul
çevresinde bir Kürt bölgesi, ortada Bağdat çevresinde bir Sünni
Devleti olarak üçe bölünmesi hedefleniyor." (Dünya Siyonist Örgütü'nün
yayın organı Kivunim, Oded Yinon, Şubat 1982, sayı 14)
İsrail, Camp David Anlaşmasından sonra "Kutsal Topraklar" üzerinde
yine aynı planı uygulamaya koydu. Böl-parçala-yönet olarak özetlenebilecek
olan bu plan, bölge ülkelerindeki etnik ve dini azınlıkları kullanarak,
öncelikle Ortadoğu'nun parçalanmasını amaçlamaktadır. Planın sağlıklı
bir biçimde yürüyebilmesi için ilk olarak, Mossad'ın desteği ile
bölge devletlerinin başına, genellikle azınlıklardan, birer İsrail
kuklası lider geçirilmiştir. Suriye'de Hafız Esad, Irak'ta Saddam
Hüseyin gibi. Parçalanma sonucu ortaya çıkan küçük devletler zayıf
ve yıpranmış olacaktır. ABD'nin aracılığıyla devamlı kontrol altında
tutulacak olan bu küçük devletçikler, planın son aşamasında İsrail
tarafından rahatlıkla yutulabilecektir. Duruma bakılacak olursa,
planın temellerinin çok daha önceleri, henüz bölgedeki ülkelerin
sınırları çizilirken atıldığı görülebilir.

Ortadoğu'daki Arap ülkelerinin birbirleriyle çarpışmaları
İsrail'in Ortadoğu'nun parçalanması planının gerçekleşmesi
yolunda önemli bir adımdır. Araplar arasındaki bütün iç çekişmeler
bizim için çok faydalı ve söz konusu patlamayı hızlandıracak
olaylardır. (Dünya Siyonist Örgütü'nün yayın organı Kivunim,
Şubat 1982- sayı 14)
|
"Müslüman Arap alemi, buralarda yaşayan insanların dilek ve arzuları
hiç dikkate alınmadan yabancılar tarafından biraraya getirilmiş
iskambil kağıtlarından yapılma geçici bir ev gibidir. Keyfi olarak
on dokuz devlete bölünmüşlerdir. Her biri birbirine düşman azınlıklardan
ve etnik gruplardan oluşturulmuştur. Dolayısıyla bugün her Müslüman
Arap devleti içten, etnik, toplumsal çöküntü tehditi altındadır.
Bazılarında ise iç savaş kaynaşması başlamıştır bile." (The Zionist
Plan For the Middle East 1982, Israel Shahak, sf.5)
Ortadoğu'daki her devletin içine biraraya toplanmış azınlıklar,
yaşadıkları ülkede huzursuzluk kaynağı olmaktadır. İsrail, azınlıkların
sebep olduğu bu çatışmalarda rahatlıkla taraftarlar bulup, kendi
çıkarları doğrultusunda öteki topluluklardan hak talep edebilecektir.
Ortadoğu'daki azınlıkların dağılımına bakılacak olursa, İsrail'in
bu planı gerçekleştirmekte fazla zorlanmayacağı kolaylıkla görülebilir.
Irak'ta Şii çoğunluk, Sünni azınlık tarafından, Lübnan'da Müslüman
çoğunluk, Hıristiyan olan Maruni azınlık tarafından, Filistin'de
Müslüman çoğunluk, Yahudi azınlık tarafından yönetilmektedir.
Din ahlakının çoğu zaman göz ardı edildiği yerlerde yönetim soya
dayalı azınlıklara tesis edilmiştir. Etnik ayrımlar, öne çıkarılarak
bu planda kullanılacaktır. İran' da etnik azınlık olarak; Araplar,
Beluciler, Türkmenler ve ülkenin üçte birini oluşturan Azeri Türkler.
Irak'ta Kürtler, Türkmenler ve Şiiler; Mısır'da Koptlar, Cezayir'de
Berberiler, Sudan'ın güneyinde siyahlar ve Hıristiyanlar, Lübnan'da
Maruni Hıristiyanlar, Dürziler, Sünniler, Şiiler. Bu özelliklerden
yola çıkan İsrail kurmayları, tek tek Ortadoğu'daki her ülkenin
bölünmesi için, kimi uzun kimi de kısa vadeli planlar yapmışlardır.
Lübnan'ın Bölünmesi
Lübnan'ın bölünmesi fikri 1919'da ortaya atılmış, 1936'da planlanmış,
1954'te fiilen başlatılmış, 1982'de tam anlamıyla gerçekleştirilmiştir.
"Lübnan'ın beş bölgeye bölünmesi, Mısır, Suriye, Irak ve Arap Yarımadası
dahil bütün Arap alemi için işarettir ve o yolda da ilerlenmektedir.
Sonradan Suriye ve Irak'ın da Lübnan'da olduğu gibi etnik ve dini
bakımdan ayrı ayrı bölgelere bölünmesi İsrail'in, uzun vadede Doğu
cephesindeki birinci hedefidir. Kısa vadedeki hedefi ise bu devletlerin
askeri gücünün dağılmasıdır." (The Zionist Plan for the Middle East,
Israel Shahak, sf.9)
Suriye'nin Parçalanması
"Suriye, etnik ve dini yapısına uygun olarak, bugünkü Lübnan'da
olduğu gibi çeşitli devletlere ayrılacaktır. Böylece kıyıda bir
Şii Alevi Devleti, Halep bölgesinde Sünni Devleti, Şam'da buna düşman
başka bir Sünni Devleti ve Havran, Kuzey Ürdün ve belki bizim Golan'da
bir Dürzi Devleti. Böyle bir devlet uzun vadede bölgede barış ve
güvenliğin garantisi olacaktır ve bu hedef bugün artık erişebileceğimiz
kadar yakındır." (The Zionist Plan for the Middle East, Israel Shahak,
sf.9)
"Siyonist" yazarın "barış ve güvenlik garantisi" olarak tanımladığı
Suriye'nin parçalanmasının, İsrail'in işgal politikasına yarayacak
bir gelişme olduğu açık. Bu planda her Arap devletinin nasıl parçalanacağı
inceden inceye hesaplanmıştır. Suriye'nin bölünmesinde de kullanılacak
unsurlar yine azınlıklardır. Bugün Suriye ordusunun büyük bölümü
Sünni olmakla beraber, başlarında Alevi subaylar da vardır. Bunun
uzun vadedeki önemi büyüktür ve bunun için ordunun rejime sadakati
kısa ömürlü olmaktadır.
"İktidardaki güçlü askeri rejim dışında Suriye'nin, temelde Lübnan'dan
hiçbir farkı yoktur. Bugün Suriye'de Sünni çoğunluk ile iktidardaki
Alevi azınlık (nüfusun yalnızca %12'si) arasında sürmekte olan iç
savaş, ülkedeki sorunun dev boyutlarını gözler önüne sermektedir."
(The Zionist Plan for the Middle East, Israel Shahak, sf.4)
Ortadoğu'da Lübnan'dan Sonra Parçalanan İkinci
Ülke: Irak
"Irak bir yandan petrol bakımından zengin, öte yandan da içte bölük
pörçük bir ülke olarak, İsrail için sağlam bir hedef olmaya adaydır.
Irak'ın bölünmesi bizim için Suriye'nin bölünmesinden çok daha önemlidir."
(The Zionist Plan For the Middle East, Israel Shahak, sf.97)
Ortadoğu'daki en büyük silahlı kuvvet olan Irak'ın gücü, Körfez
Savaşı sayesinde eritilirken, ülkedeki Sünni, Şii ve Kürt grupların
ülkeyi bölmesi sağlanmıştır.
"Irak, çoğunluğun Şii, yönetici azınlığın ise Sünni olmasına karşın
özde komşularından farklı olmayan bir ülkedir. Nüfusun %65'nin iktidara
hiçbir siyasi katılımı yoktur. İktidar, %20'lik bir seçkin tabakanın
elindedir. Ayrıca, kuzeyde büyük bir Kürt azınlık vardır. İktidardaki
rejimin elinden, ordu ve petrol gelirleri alındığında Irak'ın gelecekteki
durumu, Lübnan'ın geçmişteki durumundan farklı olmayacaktır." (The
Zionist Plan For the Middle East, Israel Shahak, sf.4)
Yukarıda da belirttiğimiz gibi, İsrail Dış İşleri Bakanlığı'nda
üst düzey görevlisi olan Oded Yinon, 1982'de, Dünya Siyonist Örgütü'nün
Kivunim adlı yayın organında yazdığı "İsrail için strateji" adlı
yazıda Irak'ın 3'e bölünmesi planı şöyle açıklanıyordu.
"Irak etnik ve mezhebi temeller üzerine bölünecek; kuzeyde bir
Kürt Devleti; ortada bir Sünni ve güneyde Şii Devleti."
Bu hedef, Körfez Savaşı'nın ardından gelen gelişmelerle büyük ölçüde
gerçekleşti. Bölgede İsrail'in ileri karakolu olan Çekiç Güç, bu
parçalanmanın mimarlarından oldu.
Ortadoğu'nun kiralık lideri Saddam Hüseyin, Kuzey Irak'ta bir Kürt
Devleti kurulması konusunda son perdeyi açtı:
"Saddam Hüseyin'in yıllarca sindirip asimile etmeye çalıştığı Kürtlere
bir anda bağımsızlık yolunu açması, Irak liderinin Kürtler üzerinde
değişik planlar yaptığı yorumuna yol açtı. Kürdistan Yurtseverler
Birliği Başkanı Celal Talabani, Saddam'ın ülkenin kuzeyinde otonomi
ilan eden Kürt ulusuna bağımsızlık hakkı tanıdığını ve bağımsız
Kürt Devleti'ni ilk olarak kendisinin tanıyacağını açıkladığını
bildirdi. Uzmanlar, Saddam'ın, Türkiye ve İran'daki Kürtleri de
bağımsızlığa özendirmek isteyebileceğini ve böylece bu iki ülkede
kargaşalıklara yol açma amacında olabileceğini belirttiler." (Sabah,
10 Mart 1993)
|