|
ARAP-İSRAİL SAVAŞLARI
"İsrail'deki siyasi ve askeri liderlerin İsrail'e Araplardan gelecek
bir tehlikeye aslında hiçbir zaman inanmadıkları açıkça görülür.
Onların peşinde oldukları şey, çeşitli manevralarla Arap devletlerini
Siyonistlerin kazanacaklarından emin oldukları askeri çatışmalara
zorlamaktı. Böylece İsrail'e, Arap rejimlerini istikrarsızlığa sürükleyip
başka alanlar ele geçirme planını gerçekleştirme fırsatı yaratmaktı."
(İsrail Başbakanı Moshe Sharett'in Günlüğünden, Siyonizmin Gizli
Tarihi, Ralph Schoenman, sf.60-61)
I. Arap-İsrail Savaşı
İsrail'in kuruluşunun ilanından birkaç saat sonra 14-15 Mayıs gecesi
I. Arap-İsrail Savaşı başladı.
Savaşın üçüncü gününde, 18 Mayıs'ta, Akka İsrail kuvvetlerinin
eline geçti. 1-11 Haziran arasındaki üçüncü hafta içinde, aldığı
askeri yardım sayesinde İsrail, hava üstünlüğünü de ele geçirdi.
Savaşta İsrail zaferi için gereken hava kuvvetleri Sovyetler tarafından
verildi. Ve bu uçaklarla, Ürdün ile Suriye başkentlerindeki siviller
hava bombardımanında öldürüldü.
"Arap devletleri 9 Nisan 1948'de meydana gelen Deir Yassin Katliamı
gibi katliamlardan Filistinlileri korumak üzere harekete geçince,
Siyonist devletin yöneticileri yeni topraklar elde etmek için bunu
fırsat bildiler: Birleşmiş Milletler teşkilatının kendilerine verdiği
%56'lık Filistin toprağını ilk Arap-İsrail Savaşı'ndan sonra %80'e
çıkardılar.
Bunu bir efsane ile de doğruluyorlardı: İsrailli küçük Davud, Golyat
Arabı yenmişti... Şimdi herkes tehdit altında bırakılan bu 'küçük
halka' acıyacak ve askeri başarılarını alkışlayacaktı. Ancak İsrail'in
o sırada nicelik ve nitelik bakımından ortaya koyduğu askeri güç
Arap ülkelerinin toplam gücünün çok üzerindeydi. 1948 Savaşı günlerinde
Mısır'da toplanmış olan, Suriye, Ürdün ve Irak birliklerinin bütünü,
İsrail'in 65.000 askerine karşılık 22.000'den azdı. Bu konu kimsenin
dikkatini çekmiyor." (Siyonizm Dosyası, Roger Garaudy, sf.162)
Sovyetler'den İsrail'e Destek
"Siyonist orduyu Araplara karşı üstün duruma geçiren uçaklar, Menahem
Begin'in terörist örgütü Irgun, Zvai Levmi ve Stern tarafından satın
alınıp kaçak olarak Filistin'e sokulmuştur. Sovyet Rusya bu organizasyonların
teçhizatını sağladı. Uçaklar bu örgütlere Çekoslavakya'dan verildi
ve İsrail pilotları burada eğitildi." (Ropes of Sand, Wilbur Eveland,
sf.57)
Savaş sırasında Sovyetler'in verdiği uçaklarla, İsrail'in Araplarınkinden
çok daha büyük bir hava kuvvetine sahip olması sağlandı.
"İngiltere Hükümeti'nin 1948 Aralık ayında yaptığı açıklamaya göre,
1948 Haziranı'nda İsrail'in elinde 40 tane avcı uçağı ile 22 tane
bombardıman uçağı bulunuyordu ve avcı uçaklarının hepsi Çekoslavakya
üzerinden gelmişti." (Keesing's Contemporary Archives, 1948-1950,
sf.90743)
Kudüs yolu İsrail askerlerinin kontrolü
altında. I. Arap-İsrail Savaşı'na katılan İsrail kuvvetlerinden
32 bin kişi, İngiliz ordusunda eğitilerek savaş tecrübesi
kazanmıştı.
|
Sovyetler Birliği, İsrail'e yaptığı silah sevkiyatını kamufle edebilmek
için Çekoslavakya'yı kullanıyordu:
"Sovyetler, kurdukları hava köprüsü ile, Çekoslavakya'dan İsrail'e
toplar ve otomatik silahlar sevk etmeye başladı." (Histoire de la
Guerre Froide, Andre Fontaine, cilt 2, sf.162)
Savaş sırasında Sovyetler'in İsrail'den yana tavır alması, 19 Mayıs'ta
Çekoslavakya'nın, ardından da Macaristan ve Romanya'nın İsrail'i
resmen tanımasına neden oldu.
Araplarla İsrailliler arasındaki karşılıklı hafif çatışmalar, 14
Ekim'de şiddetli çarpışmalara dönüştü. İsrail kuvvetleri, Kudüs'ün
54 mil güneyindeki Beersheba'yı Mısır'dan aldılar. İsrail Kuvvetleri'nin
Gazze'ye kadar sokulması üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi,
19 Ekim'de, tarafları ateşkese uymaya çağıran bir karar aldı. İsrail
ve Araplar, 22 Ekim'de bu çağrıyı kabul ettiklerini bildirmelerine
rağmen, İsrail kuvvetleri 23 Aralık'ta Birüssebi'den hareketle,
Mısır cephesinin sağ kanadını arkadan çevirdi ve 26 Aralık'tan itibaren
de Mısır kuvvetlerinin yığınak merkezleri olan Gazze, Han Yunus
ve Rafa'yı birbirinden ayırarak, derinlemesine bir şekilde Sina
Yarımadası'ndan içeri girdi. Bu, Mısır ve diğer Araplar için bir
hezimetti. İngiltere'ye yakınlığı ile tanınan Mısır Kralı Faruk,
ordusunu kendi elleriyle hezimete sürükledi:
"81 mm.lik silahlarla techiz edilen askere 61 mm.lik kurşun dağıtılmıştı.
El Alemeyn Çölü'nde satın alınan elden düşme İtalyan bombaları daha
atmaya vakit kalmadan askerlerin elinde patlamıştı. Orduya verilen
tüfekler 1912'de İspanya'da kullanılmış ve çürüğe çıkarılmış olan
tüfeklerdi. Faruk ordusunu bile bile, göz göre göre ölüme ve bozguna
mahkum etmişti." (İhtilaller ve Darbeler Tarihi, Sabiha Bozbağlı,
cilt:2, sf.375 )
Bu olay Mısır'da hükümet değişikliklerini doğuracak olan karışıklıkların
çıkmasına neden oldu. Bu sırada İsrail kuvvetlerinin bir bölümü
güneye inerek, Vadi Aruba'dan Akabe Körfezi'ne ulaştı. Bu şekilde
Güney Filistin'in tamamı İsrail'in kontrolüne girdi.
Savaş Sonrası Anlaşmalar
Filistin'i kurtarma sloganıyla savaşa giren Arap yönetimleri, imzaladıkları
anlaşmalarla Filistin'i İsrail'e teslim ettiler. Savaşın en kazançlısı
olan İsrail, anlaşmalarla topraklarının genişlemesini belgelemiştir.
BM'in taksim planında 26.000 km2'lik Filistin'in, 15.500 km2'si
İsrail'e verilmişti. Savaş sonunda İsrail bu miktarı 20.500 km2'ye
çıkardı ki, bu oran Filistin'in %77'si demekti. Filistin'de hızla
artan Yahudi nüfusu da incelenecek olursa, İsrail'in işgal yoluyla,
toprak büyütme işinin ne derece planlı olduğu görülür. Nüfus artışında
rol alan birinci etken ise Siyonist liderlerin, gerektiğinde zor
da kullanarak, Avrupa'dan Filistin'e göç etmelerini sağladıkları
Yahudilerdi.
"1914'te Filistin'deki Yahudi nüfusu 85 bin, 1943'te 539 bin, 1946'da
608 bin, 1947'de 650 bin oldu ve mütarekelerin imzalandığı 1949
yılı sonunda 758 bine ulaştı. İsrail, BM Genel Kurulu'nun 29 Kasım
1947 ve 11 Aralık 1948 tarihli kararlarını kabul ederek uygulayacağını
bildirdi. Bunun üzerine 'Barışsever bir devlet' olduğundan hareketle,
İsrail, 273-II sayılı kararla BM üyeliğine kabul edildi..." (The
Arab-Israeli Conflict, cilt 3, sf.419)
Savaş sonrası anlaşmalara tek tek göz gezdirirsek;

Ürdün Kralı Abdullah
|
MISIR: Savaştan sonra 24 Şubat 1949'da, 12 maddelik bir
'İsrail-Mısır Genel Mütarekesi' imzalandı. "Bu anlaşma ile Gazze
bölgesi 25 mil uzunluğunda, 3.3-5.5 mil genişliğinde bir kıyı şeridi
haline getirilerek Mısır'a bırakıldı. Gazze'nin köylerinin verimli
toprakları İsrail tarafında kaldı. Bu sınır düzenlemesiyle, Gazze'nin
normalde 70 bin olan nüfusu, Filistin'den göçmek zorunda kalanlarla
sıkışarak 200 bine çıktı." (From War to War, Nadaf Safran, sf.38)
LÜBNAN: İsrail ikinci mütarekesini, savaşa sembolik olarak
katılan Lübnan ile yaptı. 23 Mart 1949'da Ras Nakura'da yapılan
anlaşmayla İsrail-Lübnan sınırı, eski Lübnan-Filistin sınırı olarak
kabul edildi. Her iki taraf bu sınırda en fazla 1500'er asker bulundurabilecekti.
(The Arab-Israeli Conflict, John Norton Moore, cilt 3, sf.381)
ÜRDÜN: Ürdün, Arap-İsrail Savaşı'nda oynadığı rol ile diğer
Arap ülkelerinden ayrılır. Ürdün bu savaşa Filistin'i Siyonist işgalden
korumak için değil, ilhak amacıyla katıldı. Savaştan önce de Siyonistlerle
son derece samimi olan Ürdün Kralı Abdullah, gerçekte İsrail'in
gizli müttefiği olarak hareket etti.
"Hiçbir Arap Kralı, Ürdün Kralı Abdullah kadar Ben Gurion'la uyuşmazdı.
Son on yıl içinde Filistin Yahudileriyle gerçek ilişkiler kuran
tek Arap yöneticisi Abdullah'tı." (O Jerusalem, Dominique Lapierre-Larry
Collins, sf. 119)
"Kral Abdullah 13 Aralık'ta kendisinin bütün Filistin'in de Kralı
olduğunu parlamentosunda kabul ettirdikten sonra Yahudilerle masaya
oturdu." (Keesing's Contempory Archives 1948-50, sf.9748)
Bu yapı içindeki Ürdün ve İsrail arasındaki görüşmeler 2 Mart 1949'da
Rodos'ta başladı. Ancak güneyde Vadi Aruba ile Ölü Deniz'in kuzeyindeki
İsrail-Ürdün sınırı anlaşmazlık yarattı.
"Bu anlaşmazlıklar, İsrail Dış İşleri Bakanlığı'ndan Reuve Shiloah
(Mossad'ın ilk şefi) ile Albay Moshe Dayan'ın gizlice Ürdün'e gelip,
Kral Abdullah'la yaptıkları görüşmede çözümlendi. Daha önce de İsrail'e
bir problem çıkarmayan Ürdün Kralı Abdullah, İsrail'in bütün isteklerini
kabul edince İsrail-Ürdün mütareke anlaşması 3 Nisan 1949'da imzalandı."
(Keesing's Contempory Archives 1948-50, sf. 10100)
Bu anlaşmayla Ürdün, Batı Şeria adıyla anılan 2200 mil2'lik bölgeyi
İsrail'e bırakmayı kabul etti. Kudüs ikiye bölünerek batısı İsrail'e,
doğusu Ürdün'e verildi.
SURİYE: İsrail-Suriye ateşkes görüşmeleri, İsrail'in yönettiği
bir darbe ile başa getirilen Hüsnü Zaim yönetimiyle 12 Nisan 1949'da
başladı. (Bkz. Suriye Bölümü) Anlaşma 20 Temmuz 1949'da imzalandı
ve İsrail-Suriye sınırı olarak, eski Filistin-Suriye sınırı kabul
edildi. Ancak bu sınırda İsrail için stratejik noktalar askerden
arındırıldı. Bu, İsrail'in bir sonraki Arap saldırısı için vakit
kazanmasını sağlayacaktı.
|