|
Siyonizmin Filistin'deki İlk Adımı: İngiliz
Mandası
İngiltere ve ABD, Osmanlı Devleti'nin çökmeye başladığı yıllarda
İsrail Devleti'nin kurulması yolundaki çalışmalarını hızlandırdılar.
Yahudilerin Filistin'e yerleşmeleri işini İngiltere üstlendi:
"Filistin'i elinde bulunduran İngiltere, çeşitli siyasal düşüncelerle
bağımsız bir Yahudi Devleti'nin kurulmasını üstüne aldı." (Meydan
Larousse, cilt 4, sf.670)
Filistin'e yerleşen İngiltere'nin ilk işi, buraya yapılan Yahudi
göçünün devamını sağlamak oldu.
"Filistin'deki İngiliz yönetimi, 1920 ile 1936 arasında Filistin'e
290 bin Yahudinin göçüne resmen müsaade etmiştir." (Survey International
Affairs 1936, sf.706)
I. Dünya Savaşı'nın sonucunda 60-80 bin kadar olan Yahudi nüfusu,
1929'da 170.000'e çıkmıştı ki, bu, toplam nüfusun %17'si demekti.
Halbuki 1923'te Yahudiler tüm nüfusun %11'ini oluşturuyorlardı.
Daha sonraları da İngiliz yönetiminin sağladığı kolaylıklarla, göç
hızlanarak devam etti.
"1936'da Yahudi nüfusunun miktarı 400 bine çıkarak nüfusun %31'ini
oluşturacaktır." (Palestine and the Arap-Israeli Conflict, cilt
1, Michael J. Cohen, sf. 289)
İngiltere'nin desteği bu kadarla da kalmamış, manda yönetimi sırasında
kurulan Siyonist terör örgütlerindeki militanların eğitimini de
üstlenmişti.
"Haganah'a karşı İngiliz manda yönetimi daima büyük hoşgörü göstermiştir.
Hatta Filistin'deki İngiliz subayları, Haganah askerlerinin eğitiminde
görev almışlardır. Bu subayların en ünlüsü ise, ateşli bir Siyonist
olan Yüzbaşı Orde Wingate'dir." (The Course of Modern Jewish History,
Howard Sachar, sf.389)
İngiliz ordusunun, Siyonistlerin silahlı eğitimine esas ağırlık
verdiği dönem II. Dünya Savaşı yılları oldu. İngilizler, bölgenin
hiçbir dış tehlikeye maruz kalmadığı bir dönemde, savaşı bahane
ederek Siyonist militanları orduya aldı ve bunlar için özel gruplar
kurarak eğitim verdi.
"İngiliz ordusunda dağınık bir şekilde hizmet eden 30 bin kadar
Filistin Yahudisinin ayrı bir tugay haline getirilmesi, 1944 Eylülü'nde
olmuştur." (Keesing's Contemporaray Archives, 1943-1946, sf. 6750)
Böylece Siyonistler, savaş tecrübesi kazanmış ve kurulacak İsrail
Devleti için kaçınılmaz gözüken Arap-İsrail Savaşı'na hazırlanmıştı.
Manda yönetimi, eğittiği Siyonist militanların silah temin etmesi
için de çeşitli kolaylıklar sağlamıştı.
  
Filistin'de, İngiliz mandası döneminde buraya yapılan Yahudi
göçü için kolaylıklar sağlanmış ve Yahudi yerleşim bölgelerinde
büyüme gözlenmiştir.Filistin'de bir Yahudi Devleti oluşturmak
için hazırlanan İngiliz mandası, aynı zamanda Siyonist terör
örgütü Haganah militanlarını da eğitiyordu.
|
"Yahudiler Amerika'dan makineli tüfek ve havan topu gibi silahların
üretimi için aldıkları torna ve makine parçalarını sandıklara yerleştirip
İngiliz gümrüklerine getirdiler. Sandıklar İngiliz gümrüğünden güçlük
çekmeksizin geçti." (O Jerusalem, Dominique La pierre-Larry Collins,
sf. 96)
Ancak Siyonist terör örgütleri sonunda İngiltere'yi de vurdu. 1940'ların
ikinci yarısından itibaren Siyonist teröristler İngiliz hedeflerine
saldırmaya başladılar. İngiltere bu karmaşayı daha fazla üstlenemedi
ve Filistin'den çekildi.
Üç Büyükler İsrail İçin Birarada
"Bu silah ve cephane hırsızlığında İngiliz askerleri de Siyonistlere
yardımcı olmuşlardır." (The Middle East in the War, George Kirk,
sf.229)
II. Dünya Savaşı sonunda (4-11 Şubat 1945) üç galip ülkenin liderleri
Yalta'da biraraya geldiler. Toplantının gündem maddelerinden birisi
de İsrail'in kurulmasıydı.
"Kırım'daki küçük Yalta şehrinde, üç büyükler savaş sonrasının
dünya haritasını çizdiler. Burada Franklin Roosevelt, Winston Churchill,
Joseph Stalin arasında geçen ve konusu da Filistin'den başka hiçbir
şey olmayan özel bir konuşmanın ayrıntıları anlatılıyordu. Konuşma
sırasında Stalin, çok sinirli bir havayla Churchill'e dönerek, Filistin
Araplarıyla Yahudi sorununun tek çözüm yolu olduğunu söyler: Stalin'in
öngördüğü çözüm yolu bir Yahudi Devleti'nin kurulmasıydı." (O Jerusalem,
Dominique Lapierre-Larry Collins, sf.68-69)
Yahudi lobileri ve localar sayesinde dünyanın bütün önemli güçlerini
İsrail Devleti'nin kurulması için kullanan Siyonistler, gerçekten
de İsrail'i Herzl'in I. Siyonist Kongre'de söylediği gibi 50 yıl
içinde kurdular. Sayısız entrikanın sonucunda kurulan bu devlet,
Ortadoğu'ya beraberinde yeni entrikalar, kan ve ölüm getirdi...
İsrail Devleti İçin Amerikan Desteği
Arap toprakları üzerinde bir Yahudi Devleti kurabilmek için, Filistin'deki
Siyonist terör örgütü Haganah'ın Başkanı Yigael Yadin önderliğindeki
Siyonistler bir plan yaptılar. "Dalet" ya da "D Planı" diye bilinen
bu plan, İngiltere'nin Filistin'den çekilmesi sırasında doğacak
otorite boşluğundan, bir terör hareketi ile faydalanmayı amaçlıyordu.
"Haganah'ın stratejisi bu plana göre düzenlenmişti. İngiliz birliklerinin
ayrılmasından sonra, kısa sürecek bir boşluk döneminin olacağı hesaba
katılıyor, bu dönemde tüm Siyonist grupların düzenli bir harekete
kadar silahlanması isteniyordu. Ama bu ilk hedefin gerçekleşmesi,
Haganah'ın ABD'den o zamana kadar gerekli insan ve araç-gereci yollamasıyla
mümkündü." (O Jerusalem, Dominique Lapierre-Larry Collins, sf. 87)
Elizer Kaplan, terör örgütü Haganah'a
Avrupa ve Amerika'dan gelen yardımları yönlendirmekle görevliydi.
|
Bu noktada Siyonistlerin kuracakları devlete hem maddi, hem de
siyasi destek sağlayacak büyük bir güce ihtiyaçları vardı.
"3 milyondan fazla Yahudinin yaşadığı Amerika, Dünya Siyonist Teşkilatı'nın
en güçlü merkezlerinden biriydi" (Foreign Relations of the United
States, 1939, cilt 1-5, sf.694)
Dünya üzerindeki en etkili güç olan ABD, Siyonist hedefler için
en uygun ülkeydi. İhtiyaç duydukları finansmanı karşılamak üzere
Yahudiler, ABD yönetiminde etkili olan bazı isimleri kendi saflarına
çekerek, kaynak olarak ABD'yi kullanmayı başardılar. Daha sonra
İsrail Başbakanlığı yapacak olan Golda Meir gerekli finansmanı sağlamakla
görevlendirildi.
"Golda Meir Chicago'ya geldiğinde, sağlayacağı 25-30 milyon dolarla
Filistinli Yahudileri ağır silahlarla donatmayı umuyordu. Roosevelt'in
Maliye Bakanı Henry Morgenthau ve bir grup iş adamı Golda Meir'la
şehirden şehire dolaşmaya koyuldu. Bu turda toplanan 50 milyon dolar,
Yahudi ajansı muhasebecisi Elizer Kaplan'ın sağlamayı umduğunun
on katıydı. Bu miktar Ortadoğu'nun en büyük petrol üreticisi Suudi
Arabistan'ın, 1947 yılında bu yoldan sağladığı toplam parayı da
aşıyordu." (O Jerusalem, Dominique Lapierre-Larry Collins, sf. 202-203
)
Amerika Birleşik Devletleri'nin Maliye Bakanı Yahudi asıllı Morgenthau'un
para toplama işini organize etmesiyle, ABD yönetimi içindeki bazı
kesimler de giderek Yahudi davasının en büyük yardımcısı durumuna
geldiler.
"Morgentheau, Amerikan Hazinesi'nin başında iken B'nai Brith ve
Yahudi Refah Dairesi gibi Yahudi organizasyonlarında çalıştı. 1947-50
arası Birleşmiş Yahudi Müracaatı Genel Başkanlığı, 1950-53'te de
Fahri Başkanlığını yaptı. Daha önce örneği görülmemiş büyük bağışların
yeni kurulan İsrail Devleti'ne yardım için kullanılmasını sağladı."
(Encylopedia Judaica, cilt 2, sf.321)
"Siyonist" sanayici Rudolph Sonenborn tarafından yönetilen "Materials
for Palestine" (Filistin için Maddi Yardım) isimli kuruluş, İsrail
için ayrılan paraları topluyordu. Bu paralarla ABD ve Avrupa'da
satın alınan silah ve askeri mühimmat gemilere yüklenerek Filistin'e,
Siyonist terör örgütleri Haganah ve Irgun militanlarının kullanması
için gönderildi.
İsrail'e silah alması için mail yardım
yapan ABD Maliye Bakanı Henry Morgenthau, ilk İsrail Devlet
Başkanı Chaim Weizmann ile birlikte.
|
Siyonistlerin ABD'den sağladıkları askeri yardımların çoğu karşılıksız
olmasına rağmen, İsrail'in borçlanarak aldığı yardım da küçük sayılmazdı.
Böylesine büyük bir borca karşılık İsrail'in yeni yardımlara ihtiyacı
olması, zayıf durumdaki Yahudi Devleti'nin geleceğini tehlikeye
sokuyordu. İşte bu sırada Amerikalı General George Marshall, Amerika'nın
müttefiki olan Avrupa devletleri için yardımı amaçlayan bir plan
hazırladı. Marshall Planı, 2 Nisan 1948'de Başkan Truman tarafından
imzalanan bir kanunla kabul edildi. Bu plan 1 Nisan 1948'den, 30
Haziran 1952'ye kadar olan dört yıl için öngörülmüştü. Avrupa'yı
hedef alan Marshall yardımı, aynı zamanda İsrail'in borçlarının
silinmesi ve bundan sonraki ihtiyaçlarının karşılanabilmesini de
öngörüyordu.
İsrail'in kurulması ve devletler arası hukuka göre tanınması için
son bir adımın daha atılması gerekiyordu. Bunu da, Birleşmiş Milletler
bünyesinde özel bir Filistin Komitesi kurulması talebiyle İngiltere
başlattı. İngiltere'nin isteğiyle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu,
28 Nisan'da toplandı ve 19 Mayıs'ta da, "Birleşmiş Milletler Filistin
Özel Komitesi" (UNSCOP)'nin kurulmasına, bu komitenin 11 üyeden
oluşmasına ve komitenin raporunu en geç 1 Eylül'de vermesine karar
verildi. Komite'ye, Avustralya, Kanada, Çekoslavakya, Guatemala,
Peru, İsveç, Uruguay, Hindistan ve İran seçildi. Komite'nin öngördüğü
rapor, Siyonistlerin planları doğrultusunda, Filistin'in bölünmesini
ve bir Yahudi Devleti'nin kurulmasını içeriyordu. Raporun çizdiği
sınırlara göre, Arap Devleti'nin yüz ölçümü 4476 milkare olup Filistin
topraklarının %42.88'ini, Yahudi Devleti'nin yüzölçümü ise 5893
milkare olup Filistin topraklarının %56.47'sini oluşturuyordu.
Diğer yandan Harry Solomon Truman, ABD Başkanı olarak bütün yetkilerini
Filistin'de bir Yahudi Devleti'nin kurulması için kullanmaktan çekinmiyordu.
"Siyonistler, 1948'in Mart Ayı'nda Chaim Weizmann'la Truman arasında
gizli bir görüşme ayarladılar. Weizmann bu görüşmeden sonra Truman'ın
desteğini kazandı. Aynı yıl Mayıs ayında Weizmann Beyaz Saray'a
bir mektup yazarak Filistin'de bağımsız bir Yahudi Devleti kurmaları
durumunda ABD'nin tanıyıp tanımayacağını sordu ve Truman onu destekleyeceğini
belirtti." (The Lobby, Edward Tiwnan, sf.27)

Yeni Yahudi Devleti'ne karşılıksız ekonomik destek sağlayacak
planın sahibi general Marshall, dönemin Yahudi ABD Başkanı
Truman ile.
|
İngiltere'nin bölgeyi terk etmesiyle Amerikan yönetimi, Arapların
Filistin'i işgal etmesi ve Yahudi Devleti'nin tehlikeye düşmesi
olasılığına karşın tedbirler alma ihtiyacı duydu. Böyle bir durumda
tek yol ABD'nin en kısa zamanda Filistin'e müdahalede bulunmasıydı.
Başkan Truman, Amerikan Anayasasında kongreye dahi başvurmadan asker
gönderme yollarını incelemek için, hukuk işleri danışmanı Ernest
Gross'u gizlice görevlendirdi. Ancak, Filistin Yahudilerine yapılan
uluslararası yardım o kadar büyük oldu ki, ABD'nin müdahalede bulunmasına
dahi gerek kalmamıştı:
"Filistin paylaşımının gerçekleştirilmesi için en büyük çabayı
gösteren Birleşik Amerika'ydı. Beyaz Saray, Filistin'in paylaşılmasına
karşı çıkan ya da sadece kararsız kalan ülkeler üzerinde her türlü
baskıya başvurdu. Başkan Truman, BM'deki temsilcisi Büyükelçi Hershel
Johnson'u 'Bir başarısızlığın sonuçlarına şahsen katlanmak istemiyorsa
Filistin'in paylaşılması yönünde Birleşmiş Milletler'den karar çıkarması
gerektiğini' söyleyerek uyardı. Aynı şekilde, Başkan'ın danışmanı
olan Yahudi işadamı Bernard Baruch, Fransa'nın BM'deki temsilci
Alexendre Paradi'yi, ülkesinin paylaştırmaya karşı çıkması halinde
Amerikan yardımının kesilmesinin muhtemel olduğunu söyleyerek tehdit
etmekten çekinmemişti. Ancak, İsrail'in kurulmasını sağlayacak kadar
oy sağlanmamıştı. Oturumun başkanı Brezilya delegesi Oswaldo Aranha
Filistin'in paylaşılmasını büyük bir içtenlikle destekliyordu. Takvimdeki
büyük bir rastlantı sonucu (!) BM'deki oylama sırasında 'şükran
gününün tatil olduğunu' söyleyerek oylamayı erteledi. Bu da Siyonistlere
48 saatten fazla zaman kazandırdı. Bu hayati süre boyunca paylaştırmaya
karşı olan ülkeler Liberya, Haiti ve Filipinler, inanılmaz bir baskı
ve hatta tehdit dalgasıyla karşılaşacaklardı." (O Jerusalem, Dominique
Lapierre-Larry Collins, sf.29)
Filistin'de Son Perde: Birleşmiş Milletler,
Yahudi Devleti'nin Kurulmasını Kabul Ediyor
Birleşmiş Milletler'deki bu tehdit ve baskı kampanyası, Siyonistlerin
hedefe ulaşmasında çok önemli bir rol oynadı.
"BM Genel Kurulu'nun 29 Kasım 1947 günü saat 17:35'te yapılan oylamasında,
çoğunluk planı, genel kurulun 181 (II) A sayılı kararı alarak, 13
red, 10 çekimser oya karşılık 33 oyla kabul edildi." (The Course
of Modern Jewish History, sf.275)
Güvenlik Konseyi'nde taksim planını görüşen 11 üyeli komiteden
sadece ikisinin red oyu kullanması, bu komitenin daha başlangıçta
ne amaçla kurulduğunu gösteriyordu. İsrail'in kurulmasında ABD'nin
açık desteğinin yanında, fanatik bir Yahudi aleyhtarı olan Stalin'in
gizli desteği de büyük rol oynadı. Yalta Konferansı'nda bir Yahudi
Devleti'nin ateşli savunucusu olan Stalin, taksim planını ABD ile
birlikte destekledi. Bu, diğer ülkeleri de etkilemişti.
"Amerika ile Sovyetler'in ortak hareketleri, etkileri altındaki
pek çok ülkenin de aynı şekilde oy kullanmasına neden oldu." (The
Course Modern Jewish History, sf.275)
14 Mayıs günü, Filistin'deki İngiliz manda yönetiminin sona ermesinden
birkaç saat önce, Tel-Aviv'de toplanan Yahudi Milli Konseyi (Vaad
Levmi) yayınladığı deklarasyonda İsrail Devleti'nin kurulduğunu
ilan etti. Bağımsızlığın ilanı ile birlikte David Ben Gurion Başkanlığında
13 üyeli bir kabine kuruldu. Ben Gurion Savunma Bakanlığını da üzerine
almıştı. Moshe Şertok ise Dış İşleri Bakanı'ydı. Yahudiler bağımsızlık
ilan edeceklerini, dönemin Yahudi Başkanı Truman'a daha önce bildirmişlerdi.
Ve tabii ki ABD, İsrail'i tanımakta hiç vakit kaybetmedi.
"İsrail Devleti'nin bağımsızlık ilanından tam onbir dakika sonra,
Başkan Truman İsrail'i tanıdığını açıklıyordu." (Foreign Relations
of the United States 1948, cilt 5, sf.992)
İsrail Devleti, diğer ülkeler tarafından da kısa süre içinde tanındı.
Ancak daha önce de vurguladığımız gibi, kurulan devletin sınırları
Siyonistler için pek de tatmin edici değildi. Ben Gurion bu konudaki
memnuniyetsizliğini şu şekilde dile getiriyordu:
"Statüko'yu korumak bahis konusu değildir. Biz genişlemeye yönelik
dinamik bir devlet kurmak zorundayız." (Rebirth and Destiny of Israel,
Ben Gurion, sf.419)
|