|
Siyonistlerin Osmanlı Topraklarında Düzenlediği
Provokasyon: Arap Ulusçuluğu
Osmanlı İmparatorluğu, Filistin sorununun öncesine kadar kendi
sınırları içinde müslüman halkın birliğini sağlamış bir devlet yapısı
sergiliyordu. Türk, Arap, Kürt gibi değişik kökenlere mensup insanlar,
aralarında bir sorun çıkmadan asırlar boyu İmparatorluk çatısı altında
yaşamışlardı.
Siyonistlerin Filistin'e göz koymalarının ardından sistemli bir
şekilde ayrılıkçılık hareketlerinin kışkırtıldığı bir dönem başladı.
Bu politikanın mimar kadrosu, mason ve Siyonistlerden oluşuyordu.
Siyonist yazar ve siyasetçilerin sürekli olarak ırkçılık duygularını
körüklemesiyle Araplar haklarının yeterince korunmadığına inandırılarak,
Osmanlı'ya karşı ayaklanmaları sağlandı. Yakup Dav ve benzeri Siyonist
oryantalist düşünürler, ırkçı Arap milliyetçiliğinin İslam'a ters
düşmediği gibi mesnetsiz iddialar ortaya atarak, fikirlerini ispatlamaya
çalıştılar.
Siyonistlerin, ırkçılığı ve ırkçıları desteklemesinin altında yatan
asıl nedenin, Arapları ve Türkleri birbirlerine karşı kışkırtarak
Filistin'deki Osmanlı engelini ortadan kaldırmak olduğu gayet açıktı.
Fransız ve İngilizlerin I. Dünya Savaşı sırasında, Arapları Osmanlılara
karşı kışkırtarak savaştırmasıyla, Siyonistler bir aşama daha ilerlemiş
oldular. Basit vaatlerle satın alınan bazı Arap liderlerin halkları
ise mandater güçlerin uydusu olmaktan kurtulamadılar.
Dönemin Süper Gücünden Siyonizme Destek:Balfour
Deklarasyonu
Dünya Siyonist Örgütü'nün lideri olan Chaim Weizmann, İngiltere
daha Filistin'e yerleşmeden önce şu önemli açıklamayı yapmıştı:
"Rahatça söyleyebiliriz ki, eğer Filistin İngiltere'nin nüfuz alanına
girer de, İngiltere de orada kendisine bağlı bir Yahudi toplumunun
oluşmasına olanak sağlarsa, yirmi ya da otuz yıl içinde oraya bir
milyon belki daha fazla Yahudi toplarız." (Trial and Error: The
Autobiography of Chaim Weizmann, Chaim Weizmann, sf.49)

Siyonist lider Chaim Weizmann ve İngiltere
Başbakanı Lloyd George, Yahudi Devleti'nin kurulabilmesi için
sık sık biraraya geliyorlardı (Altta) Yahudi halkı için bir
yurt hazırlamayı vaat eden, İngiliz Dış İşleri Bakanı Balfour
(Solda)
|
İngilizler, Arapları bir devlet altında toplayacaklarına inandırarak,
Osmanlı'ya karşı ayaklanmaya ikna ettikleri dönemde, aynı bölgede
Yahudilere bir yurt vermeyi vadeden Balfour Deklarasyonu'nu yayınladılar.
Balfour Deklarasyonu'nun hazırlanmasında başrolü oynayan Siyonist
lider Chaim Weizmann, İngiltere Deniz Kuvvetleri Bakanı Winston
Churchill, Dış İşleri Bakanı Arthur Balfour ve Başbakan David Lloyd
George gibi politikacıların yakın dostuydu.
Weizmann ve diğer Siyonist liderler, Filistin'de Yahudiler için
bir bölge ayrılması yerine, bütün Filistin'in Yahudi Devleti olması
için İngiltere Hükümeti'ne bir uyarı mektubu gönderdiler. İngiliz
kabinesinde yoğun tartışmalara neden olan bu muhtıradan sonra ortak
bir karara varıldı. İngiliz Dış İşleri Bakanı Balfour, 2 Kasım 1917'de
İngiltere Siyonist Dernekleri Başkanı Lord Rothschild'e, daha sonra
Balfour Deklarasyonu adını alacak bir mektup yazdı:
"Majestelerinin hükümeti, Filistin'de Yahudi halkı için bir milli
yurt oluşturulmasını uygun karşılamaktadır ve bunun gerçekleşmesi
için her türlü çabayı harcayacaktır." (Documents and Readings in
the History of Europe Since 1918, Walter C. Langsam, sf.377)
Bu kararla, Arapların İngilizlere olan bağlılığının sarsılma ihtimali
belirdi. Fakat, izlenen yeni bir politikayla bu sorun halledildi.
İngiltere ve müttefikleri, Arapları büyük bir devlet altında birleştireceklerine
inandırdılar. Öte yandan, 1919'da yapılan resmi bildirimde, Filistin'e
göçü destekledikleri de belirtilerek şöyle dendi:
Siyonistlere verdiği büyük destek
ile tanınan Lord Balfour, İsrail'de ilk kurulan üniversitelerden
biri olan Hebrew Üniversitesi'nin açılışına da katılmıştı.
|
"Siyonizm hareketinin liderleri, Siyonizmin başarısını, Araplarla
dostluk ve iş birliği yaparak sağlamaya kararlıdırlar ve böyle bir
teklif de kenara atılacak bir teklif değildir." (The Arab-Israeli
Conflict, John Morton Moore, cilt 3, sf.34)
Bu vaat ile ikna edilen Arap liderleri ile Siyonistler arasında
bir iş birliği kuruldu.
"İngiltere'nin arzu ettiği Arap-Yahudi iş birliği, Hicaz Arap Devleti
adına Emir Faysal ile Dünya Siyonist Örgütü lideri Chaim Weizmann
arasında, 30 Ocak 1919'da Londra'da imzalanan bir anlaşma ile gerçekleşti."
(The Arab-Israeli Conflict, John Morton Moore, cilt 3, sf.34)
Bu anlaşmada, Arap Devleti ile Filistin arasındaki sınırın tespit
edileceği söylenerek, Filistin'in tamamen Yahudi toprağı olduğu
belirtilmiş ve Filistin adına muhatap olarak da Chaim Weizmann kabul
edilmişti. İngilizlerle iş birliği içinde olan Emir Faysal, Siyonistlerle
de çok yakın ilişkiler kurmuştu. Emir Faysal bu yakınlığını ABD'nin
Paris Konferansı'ndaki temsilcisi ve Dünya Siyonist Örgütü'nün önde
gelen üyelerinden Felix Frankfurter'e 3 Mart 1919'da yazdığı mektupta
şöyle dile getiriyordu:
"...Yahudi hareketi milli bir harekettir ve emperyalist değildir.
Bizim hareketimiz de millidir ve emperyalist değildir. Suriye'de
her ikimize de yer vardır. İki hareketten hiçbiri, diğeri olmadan
gerçek bir başarıya ulaşamaz." (The Arab-Israeli Conflict, John
Morton Moore, sf.43)
Bu dostluğun aldatmacadan başka bir şey olmadığı, hemen bir yıl
sonra başlayan ve günümüze kadar süren, boyutları katliamlara kadar
varan çatışmalarla ortaya çıktı. İngiltere, Filistin'e teşvik ettiği
Yahudi göçüyle bu bölgeyi vaat etmiş olduğu büyük Arap devletlerinden
ayırmış oluyordu. İleri aşamada ise aralarında hiçbir dil, din ve
ırk farkı olmayan Arapları, parçaladığı Ortadoğu'da yapay sınırlar
arasında dağıttı. Bu şekilde Siyonist çıkarlarını koruyan İngiltere,
Arap bağımsızlığını engellediği gibi, Müslümanların yaşadığı Filistin
topraklarını da İsrail yayılmacılığına hazır hale getirmiş oldu.
|