|
İspanya Sürgünü mü, Provokasyonu mu?
Yahudilerin İspanya'dan sürgün edilmeleri, klasik anlatımlarda
Hıristiyan dünyasının, Yahudileri dini bağnazlık nedeniyle kovması
olayı olarak geçer. Bu dönemin, yanlış ve radikal yorumlamalar nedeniyle
Hıristiyan dünyasının en karanlık dönemlerinden biri olduğu reddedilemez
bir gerçektir. Bu dönemde dini kendi menfaatleri için kullanmak
isteyen bazı din ve devlet adamları Avrupa'yı savaşlarla, vahşetle
ve şiddetle dolu karanlık bir dönemin içine sokmuşlar, bu dönemden
en çok payını alanlar da Hıristiyan olmayan bazı unsurlar olmuştur.
Endülüs Müslümanlarının acımasızca katledildiği ve yurtlarından
zorla çıkarıldıkları bu dönemde, Yahudiler de İspanya'dan sürülmüşlerdir.
Bu dönemde, zarara uğrayan masum insanlara gerçek yardım elini
uzatanlar ise Müslümanlar olmuştur.
Öte yandan yakından incelendiğinde, bu sürgün olayının altında
başka sebeplerin olduğuna dair kuvvetli deliller de görülmektedir.
Bunlardan birisi, "Türkiye Yahudileri" kitabında anlatıldığı gibi,
Yahudilerin İspanyol yönetiminde büyük ölçüde etkin durumda iken
bu kovma olayını nasıl engelleyemedikleri sorusudur. Hele bu kişilerin
ülke yönetimlerini yönlendirmedeki profesyonelliği göz önünde bulundurulursa,
bu sorunun cevabını bulmak gerçekten zorlaşmaktadır.
Üstelik, sürgün olayını birinci dereceden yönlendiren kişileri
incelediğimizde, olay daha da ilginç hale gelmektedir: Yahudi sürgününe
karar verenler arasında, ne ilginç ki Yahudiler de vardır.
"1469'da Ferdinand, IV. Henry'nin kız kardeşi ile evlendi. Bu evlilik
Yahudiler ve dönmeler tarafından da desteklendi. Çünkü Ferdinand
annesi tarafından Yahudi kanı taşıyordu ve Ferdinand'ın da babası
gibi Yahudilere dostça davranacağı umuluyordu." (Christoph Kolomb
and The Participation of The Jews, M. Kayserling, sf.25)

Yahudileri İspanya'dan çıkartan fermanı imzalayan Kraliçe
Isabella ve Kral Ferdinand'ın da Yahudi olması son derece
gariptir.
|
"Ferdinand ve Isabella iki ayrı Krallık olarak ittifak ettiler.
Ayrı Kraliyet konsülleri bulunuyordu. Konsüllüklerdeki en önemli
görevler Yahudi dönmeler tarafından alınmıştı." (Christoph Kolomb
and The Participation of The Jews, M. Kayserling, sf.28)
"Hazine Bakanı Aragon, Saragassa'da sinagogu olan bir Yahudi dönmeydi."
(Christoph Kolomb and The Participation of The Jews, M. Kayserling,
sf.36)
"Vergi memurlarının pek çoğu dönme Yahudilerdi." (The Rise of Spanish
Inquisition, Robert Hale, sf.107)
Diğer yandan İspanya sürgününün baş sorumlusu olarak gösterilen
Engizisyon'un başı Rahip Torquemada'nın da Yahudi olması dikkat
çeken diğer bir konudur.
"Kraliçe Isabella'nın sekreteri, yazar Hernando del Pulgar, Torquemada'daki
Yahudi kanından söz eder. Bazı tarihçilere göre Pulgar'ın kendisi
de bir Yahudi ve yeni Hıristiyandı (dönmeydi)" (The Rise of Spanish
Inquisition, Robert Hale, sf.125)
Yine aynı kitapta Torquemada'nın Engizisyon'u
İspanya'ya geri getiren Kraliçeyi bu konuda başından beri zorlayanlardan
biri olduğundan bahsedilmektedir:
"Isabella, Engizisyon'u geri getirdi. Tomas de Torquemada, Isabella'ya
bu konuda ısrarda bulunarak, bu fikri sağlamlaştırmasında yardım
eden kişilerden biri oldu." (The Rise of Spanish Inquisition, Robert
Hale, sf.124)
Kraliçe Isabella'ya Engizisyon konusunda destek veren Yahudiler
sadece Torquemada ile kalmıyordu:
"Alanso de Spina 1460'da, dönmelerin ikiyüzlülüğüne dikkat çeken
bir doküman yayınladı. Doküman oldukça sertti. Ama ilginç olan,
kendisinin de bir dönme olmasıydı... Alanso de Spina, dışta Hıristiyan
görünüp, gizlice Yahudiliği uygulayan dönmelerle ilgilenmesi için
Castil'de Engizisyon kurulmasını istedi." (The Rise of Spanish Inquisition,
Robert Hale, sf.107)
Aynı kaynakta, bu iki Yahudi dönmesi dışında Kral ve Kraliçenin
yanında yine çok sayıda Yahudinin görev aldığı belirtilmektedir:
"Isabella'nın kişisel hizmetinde birçok Yahudi dönme bulunuyordu."
(The Rise of Spanish Inquisition, Robert Hale, sf.126)
Dolayısıyla, Kral ve Kraliçe de dahil olmak üzere, bütün yönetim
mekanizması Yahudilerin elindeyken, Hazine Bakanlığı'na varana kadar
hemen hemen tüm kilit noktaların başında Yahudiler varken, Krallık
Konsüllükleri Yahudilerce yönetilirken, Kral ve Kraliçenin pek çok
danışmanı Yahudiyken, Engizisyon Mahkemeleri'nin en yetkili kişisi
dahi Yahudiyken, nasıl olmuştu da böyle bir sürgüne mani olunamamıştı
ya da olunmamıştı?
|

Engizisyon'un başı Torquemada'nın da Yahudi asıllı olması
sürgün olayına ilginç bir yön kazandırıyor.
|
Tabi bu durumda akla ikinci bir ihtimal daha gelmektedir: Bu sürgün
olayının bir kısım Yahudi önde gelenlerinin direktifleri doğrultusunda
yapılmış olması. Yani sürgünün bir provokasyon olma ihtimali.
Yahudilerin böyle geniş çaplı bir sürgünü planlamış olma ihtimalini
kuvvetlendiren çeşitli sebepler vardır.
Bunlardan bir tanesi, bu batıl inançlara göre, Yahudilerin dünyanın
her yerine dağılmadan önce Mesih'in gelemeyeceği düşüncesidir. Yahudi
Ansiklopedisi Judaica'da bu inanç şöyle anlatılmaktadır:
"Mesih'in tekrar geleceğine dair son kehanetin gerçekleşmesi ancak
Yahudilerin dünyanın dört bir köşesine yayılmasıyla söz konusu olabilecekti."
(Encyclopedia Judaica, cilt 15, sf.1006)
Bu, Mesih düşüncesine sıkı sıkıya bağlı Yahudilerin tüm dünyaya
yayılmalarının, kendi inançları açısından şart olduğunu ortaya koymaktadır.
İspanya sürgününün dünyaya dağılma açısından çok önemli bir aşama
olduğu düşünülürse, bazı Yahudi liderlerinin bu sonuçtan memnun
olduklarını hatta bu sonucu düzenlediklerini düşünmek de oldukça
mantıklıdır. Bu sürgün olmadan Yahudi halkın büyük çoğunluğunun
göçe ikna edilmesi oldukça zor olacağı açıkça görülmektedir.
Gerçekten, sürgünün Yahudi liderlerce provoke edilmesi ihtimalini
destekleyen en önemli sebeplerden biri de Osmanlı'ya göçün gerçekleştirilmesidir.
O dönemde, Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'nın en güçlü devleti idi.
Yunan ve Bizans döneminden kalan az sayıda Yahudi, Osmanlı'nın içinde
son derece iyi şartlar altında yaşamaktaydılar. Osmanlı İmparatorluğu,
doğuya ve batıya doğru sürekli bir genişleme halindeydi. Bu, "Vaat
Edilmiş Topraklar'ın" Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde olması ve
Yahudilerce kutsal kabul edilen Kudüs şehrinin de bu gelişim sonunda
Osmanlı topraklarına dahil olması anlamına geliyordu. Yahudilerin
Kudüs'e ve 'Vaat Edilmiş Topraklar'a ulaşmaları, Osmanlı İmparatorluğu'na
yerleşmelerine bağlıydı. Elbette yüz binlerce Yahudinin kendiliğinden
Avrupa ve Osmanlı'ya yerleşmesi mümkün değildi. Bunun makul bir
sebebi olması şarttı.
İspanyol Engizisyon'u ve sürgününün diğer bir sonucu ise, pek sözü
edilmeyen ama gerçekte sürgünün asıl ceremesini çeken İspanyol Müslümanlarıyla
ilgilidir. İspanyol Müslümanları sürgün sırasında sistemli şekilde
tasfiye edildiler. Bunun amacı, Avrupa'daki Müslüman tehlikesini
ortadan kaldırmaktı. Hıristiyanlar, Müslüman Endülüs Emevi Devleti'nin
yıkılmasından sonra İspanya'ya hakim olmaya başladıkları yıllarda,
bölgedeki Müslümanları kontrol altında tutmak ve idari sorunları
çözmek için Yahudileri göreve getirmiş, hatta yurt dışından Yahudi
uzmanlar bile getirmişlerdi. (Türkiye Yahudileri, Moshe Sevilla-Şaron,
sf.25) Ancak Müslüman Osmanlı o dönemde her geçen gün daha güçlenerek
yayılmaktaydı ve bundan endişe eden İspanya Kralları, gelecekte
kendileri için, sorun olabilecek İspanya'daki Endülüs Emevi Devleti'nden
kalan Müslümanlarını tamamen tasfiye etmeleri gerektiğini düşünüyorlardı.
Öncelikle İspanya'nın Gırnata bölgesinde, Müslümanların "tasfiyesi"
gerçekleştirildi.
"İstanbul'un fethiyle gelişen Türk yayılışı karşısında Granada
(Gırnata)'nın kendileri için tehlikeli bir durum yaratabileceğini
hisseden Katolik Krallar, bölgenin Müslümanlardan arındırılmasına
büyük bir önem verdiler ve bu işi on sene (1481-1492) gibi kısa
bir sürede başardılar." (Meydan Larousse, cilt:4, sf. 255)
"İspanya'dan Yahudilerle birlikte 3 milyon kadar Müslüman kovulmuştu."
(Kürdistanlı Yahudiler, Dr. A. Medyalı, sf.16 )
"1492'de Müslümanların kovulması, Avrupa'nın en büyük günahı ırkçı
baskılardan biri olmuştur." (NPQ Türkiye, Nisan 1993, sf.43 )
İspanya'daki bu geniş çaplı tasfiye sonucu, 3 milyon kadar Müslüman
sürüldü. O dönemde İspanya'dan kovulan Yahudilerin sayısının 250.000
kadar olduğu düşünülürse, bu sayının ne kadar büyük olduğu daha
kolay anlaşılır. Nitekim o dönemde başlayan Müslüman tasfiyesi 1600'lü
yıllara kadar sürecek ve Kuzey Afrika'ya sürülen Müslümanlarla birlikte
İber Yarımadasında neredeyse hiç Müslüman kalmayacaktı. Yani sürgün
ile hem Yahudilerin "dünyaya yayılmaları" sağlanıyor, hem de Müslümanların
tasfiyesiyle, Avrupa'da bir tehlike olarak görülen İslamiyet'e karşı
tedbir alınmış oluyordu.
Bütün bunları göz önünde bulundurunca, İspanya sürgününün perde
arkası daha iyi anlaşılıyor. Ancak bu olayın ardında bir Yahudi
planı varsa bile, bu bir kısım Yahudi hahamlarının ve bazı Yahudi
önde gelenlerin planı idi. İspanya'daki Yahudiler kendi önderleri
tarafından, Yahudi planı için kullanıldılar. Evlerini, işlerini,
eşyalarını bırakıp, yeni ülkelerde, hiç tanımadıkları topraklarda
ev ve iş kurmak, hayata yeniden başlamak zorunda kaldılar. Elbette
ki çok büyük zorluklar, güçlükler yaşadılar. Ancak, onların yaşadıkları
bu zorlukların sorumlusu, klasik tarihi kaynaklarda belirtildiği
gibi, sadece Katolikler değil, bizzat kendi ırklarının, kendi dindaşlarının
liderleri olan Yahudilerdi.
Sonuçta 200 binden fazla Yahudi çeşitli ülkelere dağıldılar. Bir
kısmı İtalya'ya göç ederken, bir kısmı da Fas ve Kuzey Afrika'nın
diğer yerlerine yerleşti. 1492'de Sefardi diasporasının büyük bir
kısmının gittiği yer Osmanlı İmparatorluğu oldu. Bu tarihte 90 bin
kadar Sefarad Yahudisi Osmanlı'ya yerleşti. Portekiz'e giden diğer
bir bölüm ise, Portekiz'in İspanyol egemenliğine girmesinden sonra
1497'de Osmanlı'ya göçtüler. Bu tarihten sonra Osmanlı Devleti,
Sefarad Yahudilerinin en yoğun yerleştikleri yer haline geldi. O
dönemde Osmanlı toprakları içinde bulunan Selanik ise, Avrupa'daki
bu en büyük Yahudi topluluğunun merkezi oldu.
Bir yüzyıl sonra, Sefarad Yahudiliğinin bir kolu olan Portekiz
diasporasının yoğun olarak göç ettiği diğer bir ülke ise, İspanya'dan
bağımsızlığını alan Hollanda'ydı. 17.yüzyıl, Amsterdam Yahudiliğinin
altın çağı oldu.
Yahudiler, o dönemde ayrıca Bordo ve Hamburg gibi Batı Avrupa merkezleri
ile İngiltere ve Amerika'ya da göç ettiler.
|