|
Hz. Musa ve Yahudiler
Firavun, İsrailoğulları'na sürekli
zulmediyor ve onları ağır işlerde çalıştırıyordu. İsrailoğulları'nın
Mısır'da yaşadıkları zorluğu temsil eden bir resim.
|
MÖ 1600'lerde, Yusuf Peygamberin önderliğinde Mısır'a yerleşen
Yahudiler, kısa sürede orada çoğalarak, geniş alanlara yayıldılar.
MÖ XV. yüzyılın başlarında Yahudilerin sürekli çoğalmalarından ve
güç kazanmalarından endişe duymaya başlayan Firavun, bu topluluğu
etkisiz hale getirmek için Yahudilere baskı uygulamaya başladı.
Böyle bir dönemde Allah, Hz. Musa'yı Yahudileri ıslah etmek ve onları
Firavun'un baskısından kurtarmak için peygamberlikle görevlendirdi.
İsrailoğulları içinde -her toplumda olduğu gibi- samimiyetle Hz.
Musa'ya itaat edip hak dine uyanların yanı sıra, Hz. Musa ile birlikte
hareket etmelerine rağmen sık sık isyana sapanlar da vardı. Güzel
ahlakları ile diğer insanlara da örnek olan Yahudilerden, Allah
Kuran'da şöyle bahsetmektedir: "Musa'nın kavminden hakka ileten
ve onunla adalet yapan bir topluluk vardır." (Araf Suresi, 159)
Bunun yanı sıra, tavırları ile Hz. Musa'ya çeşitli zorluklar çıkaran
kişilerin yaptıklarına da Kuran'da pek çok ayette yer verilmiştir.
Hz. Musa kendisine destek olması için kardeşi Hz. Harun'u da yanına
istedi. Ancak Firavun ve önde gelen çevresi Hz. Musa'yı yalanlayarak
onu büyücülükle suçladılar. Bu olay Kuran'da şöyle bildirilir:
Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: "Bu
gerçekten bilgin bir büyücüdür. "Sizi topraklarınızdan sürüp-çıkarmak
istiyor. Bu durumda ne buyuruyorsunuz?" (Araf Suresi, 109-110)
Bunun üzerine Allah, Hz. Musa'ya İsrailoğulları'nı Mısır'dan çıkarmasını
vahyetti. Firavun'un zulmünden kurtulmak için yola çıkan Hz. Musa
ve kavmini, Firavun ve ordusu takip etti. Deniz kıyısına ulaştıklarında
Firavun'un ordusu tarafından sıkıştırılan Yahudilerin bir kısmı,
o zamana dek birçok mucize görmüş olmalarına rağmen, tevekkülsüzlük
göstermişlerdir:
Firavun ve kavmi putperest inançlara
sahiptiler.
|
Böylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti
onları izlemeye koyuldular. İki topluluk birbirini gördükleri zaman
Musa'nın adamları: "Gerçekten yakalandık" dediler. (Şuara Suresi,
60-61)
Allah'ın mutlaka kendilerine yardımda bulunacağını hatırlatan Hz.
Musa, asasını denize doğru uzatmış ve Allah'ın büyük bir mucizesi
olarak deniz ikiye yarılıp İsrailoğulları'na geçit vermiştir. Kurtularak
karşı tarafa geçen Yahudilerin ardından tekrar kapanan denizin ortasında
Firavun ve ordusu boğularak yok olmuştur:
(Musa:) "Hayır" dedi. "Şüphesiz Rabbim, benimle
beraberdir; bana yol gösterecektir." Bunun üzerine Musa'ya: "Asanla
denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi
de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu. Ötekileri de buraya yaklaştırdık.
Musa'yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmış olduk. Sonra
ötekileri suda boğduk. (Şuara Suresi, 62-66)
Bu büyük yardımla Firavun'un ordusundan kurtulmalarına rağmen Yahudilerin
bir kısmının isyankar tavrında bir değişiklik olmamıştır. Bu kişiler,
denizi geçer geçmez gördükleri bir putperest topluluğa özenerek
Hz. Musa'dan kendilerine bir put yapmasını istemişlerdir:
İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Putları önünde
bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler
ki: 'Ey Musa, onların ilahları gibi sen de bize bir ilah yap.' O:
'Siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz.' dedi. (Araf
Suresi, 138)
Bunların ardından Yahudiler, çölde çok uzun süre kalarak sürekli
yer değiştirdiler. Muharref Tevrat'a ve bazı tarihi kaynaklara göre
ilk olarak Elim ile Sina Çölü arasındaki Sin Çölü'ne geldiler. Burada
bir süre kaldıktan sonra Refidim'de konakladılar ve son olarak Hz.
Musa'nın "On Emir"i aldığı Sina Çölü'ne ulaştılar. Her yerleştikleri
yerde karşılaştıkları bazı zor koşullardan yakınan bir kısım Yahudiler,
bu durumlarından dolayı Hz. Musa'ya ve Hz. Harun'a karşı isyankar
tavırlar gösterdiler. Her zorlukla karşılaştıklarında, Allah'ın
desteklediği ve mucizelerle yardım ettiği bu topluluk içinde bazı
kimseler, gösterilen mucizelere rağmen isyan ederek, Allah'a baş
kaldırdılar. Bu olaylardan muharref Tevrat'ta şöyle bahsedilir:
... Ve İsrailoğulları'nın bütün cemaati, çölde Musa'ya karşı ve
Harun'a karşı söylendiler; ve İsrailoğulları ona dediler: Keşke
Mısır diyarında et kazanları başında oturduğumuz zaman, doyuncaya
kadar ekmek yerken Rabbin eli ile ölseydik, çünkü bütün bu cemaati
açlıkla öldürmek için bizi bu çöle çıkardınız....Ve Musa dedi: Rab
size akşamleyin yemek için et ve sabahleyin doyuncaya kadar ekmek
verdiği zaman, bileceksiniz, çünkü Kendisine karşı söylenmelerinizi
Rab işitiyor, ve biz neyiz? Söylenmeleriniz bize karşı değil fakat
Rabbe karşıdır. (Çıkış Bölümü, 16/1-6)
Kuran'da da, bazı Yahudilerin bu isyankar tavırları şöyle bildirilmektedir:
Siz (ise şöyle) demiştiniz: "Ey Musa, biz bir çeşit
yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da bize yerin bitirdiklerinden
bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın"... Onların üzerine
horluk ve yoksulluk(damgası) vuruldu ve Allah'tan bir gazaba uğradılar.
Bu, kuşkusuz Allah'ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri
haksız yere öldürmelerindendi: (Yine) bu, isyan etmelerinden ve
sınırı çiğnemelerindendi. (Bakara Suresi, 61)
Hz. Musa, Tur Dağı'na, Allah'tan vahiy almak için gittiğinde, İsrailoğulları'nın
başına kardeşi Hz. Harun'u bıraktı. Hz. Musa'nın yokluğundan istifade
eden Samiri adındaki bir ikiyüzlü bozguncu, Yahudilerin bir kısmını
kışkırttı ve onlara ilahlarının bir heykelini yapmalarını söyledi.
Samiri'ye uyan İsrailoğulları Hz. Harun'u dinlemediler ve bütün
altın süs eşyalarını eritip altından bir buzağı heykeli yaparak
ona tapmaya başladılar. Hz. Musa henüz topluluğunun başına dönmemişken
Allah, ona İsrailoğulları'nın saptığını haber verdi. Kuran'da, Hz.
Musa'nın İsrailoğulları'nın başına geri dönmesi şöyle anlatılmaktadır:
|

Bu temsili tabloda, Hz. Musa'nın,
kavminin yanından ayrılışının ardından, Yahudilerin bir kısmının
Samiri'nin sapkın telkinlerine uyarak altından bir buzağı
heykeli yapıp bu heykele tapınmaya başlamaları anlatılmaktadır.
|
Musa kavmine oldukça kızgın ve üzgün olarak döndüğünde
onlara: 'Beni arkamdan ne kötü temsil ettiniz? Rabbinizin emrini
çabuklaştırdınız, öyle mi?' dedi. Levhaları bıraktı ve kardeşini
başından tutup kendisine doğru çekiyordu (ki Harun ona:) 'Annem
oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp güçsüzleştirdi) ve
neredeyse beni öldürmeye giriştiler. Bari sen düşmanları sevindirecek
bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğu ile kılma(sayma)' dedi.
(Araf Suresi, 150)
Sürekli bozgunculuk çıkartarak, Hz. Musa ve Hz. Harun'a baş kaldıran,
hatta hz. Harun'u öldürmeyi planlayan bazı Yahudiler, Hz. Musa'nın
Samiri'yi kovması ve buzağı heykelini yakarak yok etmesinden sonra
tekrar doğru yola tabi oldular. Ancak yalnızca kısa bir süre için.
Allah'ın onlara vadettiği kutsal yere girmek için mücadele etmeleri
gerektiğinde de itaat etmeyerek Hz. Musa' yı dinlemediler. Kuran'da
Hz. Musa'nın kavmine şöyle seslendiği bildirilir:
Ey kavmim, Allah'ın sizin için yazdığı kutsal yere
girin ve gerisin geri arkanızı dönmeyin; yoksa kayba uğrayanlar
olarak çevrilirsiniz. (Maide Suresi, 21)
İsrailoğulları'nın ise, Hz. Musa'ya cevabı şöyle olmuştur:
Dediler ki: "Ey Musa, biz orada onlar durduğu sürece
hiçbir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın.
Biz burada duracağız."
(Allah) Dedi: "Artık orası kendilerine kırk yıl
haram kılınmıştır. Onlar yeryüzünde şaşkınca dönüp dolaşıp duracaklar.
Sen de o fasıklar topluluğuna karşı üzülme. (Maide Suresi, 24, 26)
Çıkardıkları isyanlara ve baş kaldırmalarına karşılık olarak, Allah,
daha önce kendilerine vadettiği Kutsal Toprakları İsrailoğulları'na
yasakladı.
|