|
MASONLUK ve DİN
Masonluğun dinsizliği ve din düşmanlığı uzun yıllardır tartışma
konusu olmuştur. Mason üstadlar, zaman zaman basına verdikleri demeçlerde
bu iddiaları yalanlamışlardır. Bütün dinlere saygı duyduklarını,
hatta ateist olanların masonluğa alınmadığını, mason giriş töreninde
üç mukaddes kitabın üzerine yemin edildiğini söyleyerek de kendilerini
savunmuşlardır.
Fakat, masonların kendi kaynaklarına bakıldığında durumun farklı
olduğu anlaşılmaktadır.
Masonlukta Allah İnancı:

Tören kıyafetleri içinde üstad bir mason
|
Masonlar her konuda olduğu gibi Allah inancını kaldırmayı da derece
sistemini kullanarak yavaş yavaş yapmaktadırlar. Masonların yayınlarına
bakıldığında, Allah yerine, Kainatın Ulu Mimarı (K:. U:. M:.) deyimini
kullandıkları görülür. Bu deyim, aslında ateizme geçişin ilk aşamasıdır.
Kainatın Ulu Mimarı daha ileri derecelerde "enerji" olarak değerlendirilmeye
başlanacaktır.
"Masonluk, Evrenin Ulu Mimarı mefhumunu mutlak bilgi, kemalin son
aşaması ve total enerji olarak telakki etmiştir... Bu gerçekleri
kendine prensip, doktrin, öğreti ve iman olarak almıştır." (Mason
Dergisi 1982, sayı 5, sf. 20)
Kainatın Ulu Mimarı terimi yavaş yavaş belirsiz bir kavram haline
gelir. Bunun amacının ne olduğu, aşağıda yer alan Mason dergisindeki
ifadeden anlaşılmaktadır:
"O halde mabedimizi tetkik edersek, kendimize; kendimizi tetkik
edersek "K:. U:. M:." a gideriz ve görürüz ki Kainatın Ulu Mimarı
içimizdedir." (Mason Dergisi, Sayı 27-28, sf.40)
Görüldüğü gibi, Kainatın Ulu Mimarı deyimi bir aldatmacadır. Dini
inanışlar yavaş bir şekilde köreltilirken, sonuçta Kainatın Ulu
Mimarı, insan, yani mason olmaktadır.
"İptidai cemiyetler (ilkel toplumlar) acizdiler, aczleri dolayısıyla
etraflarındaki kuvvetleri ve hadiseleri ilahlaştırdılar. Masonizm
ise insanı ilahlaştırdı." (Selamet Mahfilinde Üç Konferans, sf.51)
Dolayısıyla, masonlukta Allah inancı yoktur. Ve insan adeta ilahlaştırılmaktadır.
Bu sapkın görüşler mason kaynaklarında sık sık tekrarlanır:
"Mason, kaynağına yaklaştıkça nurlanır, fakat yanar. Hedef güneşe
varmak değil, güneş olmaktır. İşte bu güneş Allah'tır." (Doğuş Kolu,
Mason Yıllığı, sf.41)
Konunun önemli bir yönü ise, masonların kendilerince ilahlaştırdıkları
"insan" kavramının sadece "masonik ilkeleri sinesinde toplayanlar",
yani masonlar oluşudur:
"Bizim anladığımız insan, sokakta her gün gördüğümüz insan değildir.
2 ayaklı, 2 kulaklı, az çok usa (akla) da sahip insanı, biz burada
kastetmiyoruz, biz insan dediğimiz zaman, bütün masonik ilkeleri
sinesinde toplayan bir insanı, insan olarak ele alıyoruz." (Mimar
Sinan Dergisi, sf.27-28, sf.35)
Masonlukta Din Anlayışı:
Allah inancını kabul etmeyen masonluk, tabi olarak dinlere de karşıdır.
Kendi felsefelerini sözde dini yok edecek bir güç olarak görmektedirler.
Üstad mason Selami Işındağ, masonluğun dinlere olan bakış açısını
şöyle aktarmaktadır:
"Masonluğun gerçek ihtirası, tüm dinlerin üstüne yükselerek
insanlık ülküsünü oluşturacak olan büyük ruh gücüdür." (Masonluk
Bir Ahlak Okuludur, Üstad Mason Selami Işındağ sf.33)
Kuşkusuz
masonların bu iddiası büyük bir yanılgıdan ibarettir. İnsanı ve
evreni yoktan var eden Allah, insanlara tarihin hemen her döneminde,
onları doğru yola iletecek hak dini göndermiş, elçileri aracılığı
ile insanlara gerçeği göstermiştir. Zaman içerisinde bir kısım insanların
hak dinleri dejenere etmeye yeltenmiş olması bu gerçeği değiştirmez.
Bu gerçek, Allah'ın koruması altında olan son hak kitap Kuran'da
da insanlara bildirilmiştir.
Masonlar, dine karşı olan tavırlarını açıkça ortaya koymazlar.
Düşük dereceli masonlar yavaş bir şekilde eğitilerek dini inançlarından
uzaklaştırılır. Masonluğun dini inançları dereceli bir şekilde kaldırması,
üstad Selami Işındağ tarafından şöyle anlatılır:
"A-Masonluk, hiçbir kardeşinin şahsi inanışına müdahale etmez.
Her mason, dilediği gibi bir dini benimser. Bu konuda tamamen hürdür.
Siyasi düşüncelerde de böyledir.
B-Biz, masonlukta bunun böyle başlamasını kabul ediyoruz. Fakat,
zaman ve masonik derecelerle yükselme ilerledikçe masonların artık
dereceli olarak, masonik kimliğe ve şahsiyete girmelerini, düşünce
ve inançta birleşmelerini uygun buluyoruz. Masonluk bizce çeşitli
insan örneklerini alır, ana prensiplerinin telkinleriyle onları
yoğurur, yontar, cilalar, değiştirir ve hikmete ulaştırmaya çalışır.
Böylece bir süre sonra şimdiki mason, o eski hariciden bambaşka
bir insan olarak ortaya çıkar. Masonluk, insan değiştirici hatta
imal edici bir kurumdur." (Masonik Dialog, Dr. Selami Işındağ, Akasya
Tekemmül Mahfili Yay. Ekin Basımevi 1964 sf.14)
Hala dini inançlarından kopmamış olan düşük dereceli masonların
varlığı da, mason üstadlarını rahatsız eden bir durumdur:
"Bir dinin tesirinden hala kendini kurtaramayan, masonik prensip
ve hakikatleri kavrayamayan masonların mevcudiyeti çok üzücüdür."
(Mimar Sinan Dergisi S.4 sf.40)
 
Üstte bir mason üstadı loca kıyafetiyle, yanda ise masonlar
locada toplu halde
|
Din hakkında bu denli büyük bir yanılgıya sahip olan masonlar,
dinde yer alan bütün gerçekleri de inkar etmektedirler. Örneğin
masonlukta ahiret inancının kabul edilemeyeceği masonlara ait bir
kaynakta şöyle açıklanmaktadır:
"Tamamıyle rasyonalist ve pozitivist olan masonluğun ölüm sonrasında
bir alem kabul etmesine imkan yoktur." (Otuzuncu Derece Ritüelinin
Tetkiki, Üstad Mason Selami Işındağ sf.39)
"Ve sonra külli ve İlahi İradenin (yani Allah'ın) kabulü, daha
birçok inançların kabulünü de gerektirir. Bilinmeyen, görülemeyen,
ve ispat edilemeyen ahiret alemi, dinlerin kabulünü emrettiği bu
merhum (vehmedilen, hayali) alem, bunların arasındadır." (Türk Mason
Dergisi-Ekim 1968 sf.3724)
Masonluk, ahiret inancını reddederken ilginç bir biçimde Yahudilikle
ortak bir yanılgıda buluşmaktadır. Çünkü Yahudilikte de belirgin
bir ahiret inancı yoktur:
"Yahudi sinagoglarına bile girmemiş olan cennet ve cehennem ilkelerini
anlamak imkansızdır."
Oysa ahiret günün varlığı Kuran'da insanlara bildirilmiş olan mutlak
bir gerçektir. Dünya üzerindeki her varlık belli bir süre ile yaratılmıştır,
bu süre tamamlandığında ölümle karşılaşan insan, ölümünün ardından
da dünyada yaptıklarından hesaba çekilmek üzere ahiret gününde diriltilecektir.
Dünya hayatında yapıp ettkileri o insanın, ya sonsuz cennet hayatı
ile ödüllendirilmesine ya da sonsuz cehennem ile azaplandırılmasına
neden olacaktır. Kıyamet gününün ve ahiretin kesin bir gerçek olduğu
bir Kuran ayetinde şu şekilde bildirilmiştir:
İnkar edenler, dediler ki: "Kıyamet-saati bize gelmez." De ki:
"Hayır, gaybı bilen Rabbime andolsun, o muhakkak size gelecektir.
Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey O'ndan uzak (saklı)
kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız,
mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır." (Sebe Suresi, 3)
Tamamen ateist ve materyalist olan bu örgüt tabii ki ruhun varlığını
da reddetmektedir:
"Ruhun ölmezliğine inanmak, imgeye (hayale) kapılmaktır." (Mason
Dergisi-Ocak 1975, sf.8)
"İnsanlarda ruh fikri ölüm korkusundan, daha doğrusu birden bire
yok oluşun kabul edilememesi, bu korkunun elem ve azabının hafifletilmesi
düşüncelerinden doğmuştur." (Türk Mason Dergisi 1965, S.59, sf.3038)
Din konusunda böylesine batıl görüşlere sahip olan masonlar, peygamberlere
de çeşitli iftiralar atmaktadırlar. Halka karşı, peygamberleri övücü
sözlerle anan masonlar, gerçek fikirlerini sadece kendi üyelerine
dağıtılan dergilerde işlemekteler.
Masonların bu tavırları, aslında Kuran'da bize bildirilen ve tarih
boyunca tüm inkarcıların gösterdikleri tavrın bir benzeridir:
İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka:
"Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir. Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine
vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taşkın (tağiy)' bir
kavimdirler. (Zariyat Suresi, 52-53)
Unutmamak gerekir ki, peygamberleri inkara yeltenen, onların getirdiği
hak dinleri dejenere etmeye çalışanları, ahiret gününde acı bir
son beklemektedir. Bu kişilerin kurtuluşu, dünya hayatında iken
yaptıklarından vazgeçip tevbe etmeleri ve Allah'ın emrettiği yola
uymalarıdır.
Masonların Din Düşmanlığı:

Masonların localarda en sık kullandıkları öğelerden biri,
masonik önlük.
|
Masonlar, dini kabul etmedikleri gibi aynı zamanda dine ve dindarlara
karşı da büyük bir düşmanlık beslemektedirler. Bu düşmanlığa çoğu
mason kaynağında rastlanır. Medreseler, minareler ve dini hatırlatan
herşey masonlara göre yıkılmalıdır. Bu, dini kurumların masonları
nasıl rahatsız ettiği aşağıdaki ifade de açıkça görülmektedir:
"...Nasıl ki Milli Mecliste, hiç münasebet almadığı halde caminin
sıralarından yükselen ezan sesi: Ben yaşıyorum, ölmedim, ölmeyeceğim
diyen onun "Essela"sından başka bir şey midir?.. Memleket aydınlarının
kulaklarını tırmalayan bu ses, hepimize ikaz ve basiret görevini
ihtar eden bir hatırlatmadır." (Büyük Üstad Haydar Ali Kermen Hatırası
Broşürü, Birlik Tek:. Muh:. Mahfili Yayını 1949 No:1 sf.10)
Görüldüğü gibi, masonların batıl düşüncelerine göre kulaklarını
"tırmalayan" ezan sesi, onlar için bir tür masonik görevin hatırlatmasıdır.
Varlığını devam ettiren din ahlakının ortadan kaldırılması, samimi
dindar ve vatansever kimselerin susturulması, masonların en büyük
görevidir. Masonlar, din aleyhinde halka verilmesi gereken telkini
ise şöyle ifade edilir:
"Halk olumlu bilim ve akıl ile eğitilirse, aydınlatılırsa, dinlerin
boş inançları kendi kendine yıkılır." (Mimar Sinan, 1982 S.44 sf.14)
Bu büyük yanılgı, masonluğu ayakta tutan en önemli temellerden
biridir. Üstteki iddia bir yanılgıdır çünkü bilim ile dinin asla
çelişmemekte tam tersine bilim dinin insanlara öğrettiği temel gerçekleri
doğrulayan sonuçlar ortaya koymaktadır. Ateist ideolojilerin büyük
bir çöküntü yaşadığı günümüzde, pek çok bilim adamı Allah'ın varlığını
delilleri ile ispatlamakta, din ile bilimin çatışmadığını ortaya
koymakta ve bilim dünyasından da pek çok insan dine yönelmektedir.
Dolayısıyla masonların dini bilim yoluyla yıkma çabası, 19. yüzyıldan
miras kalma bir yanılgı ve cehaletten başka bir şey değildir. Masonluk,
din ahlakını ortadan kaldırmak için çeşitli yöntemler kullanmaktadır.
Tarihte masonlar, din adamlarının arasına girerek dinleri dejenere
etmeye çalışmışlardır.
Dine karşı alınması gereken tavır masonik kaynaklarda şöyle anlatılır:
"Toplumumuzda, İslam medeniyetinden kalma ve onu o medeniyete bağlamaya
çalışan gizli kuvvetler vardır. Bunun varlığını kabul etmekten kaçınmak
lazımdır. Ama, onu ezecek tedbirleri düşünmek ve uygulamak şarttır."
(Bilgi Locası Neşriyatı, no:1, Kürtüncü Matbaası Ankara sf.74)
Masonların düşmanlığı yalnızca din ahlakına değil, her türlü manevi
değere de yöneliktir. Bu nedenle samimi vatansever, milliyetçi insanlar
da masonların önemli hedefleri arasında yer alırlar. Masonların
söz konusu dini ve milli değerlere olan düşmanlığını hemen her gün
görmek mümkündür. Masonların kontrolündeki bazı basın ve yayın organları
sık sık din ahlakını ve milli değerlere sahip çıkmayı dolayısıyla
dindarları ve milliyetçileri kötüleyen ifadelere yer verebilmekte,
gizli ve açık bu çevrelerin aleyhinde kurulan tuzaklara destek olunmaktadır.
Milliyetçi mukaddesatçı çevreler hakkında sayısız, aslı olmayan
dedikodu ve iftira üreten bu masonik çevreler, "ben ölmedim ve ölmeyeceğim"
diyen milli ve manevi değerleri yok etmeye çalışmaktadırlar.
Loca
Mason mabedi çok iyi korunmaktadır. Loca girişinde,
içeri giren kişiler kontrol edilir. Tanınmayan bir kişi içeri girmek
istediğinde durdurulur ve parola sorulur. Loca girişindeki parola
sistemi, bir mason tarafından şöyle anlatılıyor:
"Kapıyı açan kimseye içeri girmek istediğimi söylediğim zaman,
beklememi istedi. Ardından, sonradan Ali Shan Muhterem Locasının
üstad-ı muhteremi olduğunu öğrendiğim Joe Lee K. geldi. Ne istediğimi
sordu. Türkiye'den geldiğimi, çalışmalarına katılmak istediğimi
belirtince, o zaman bana kelimeyi veriniz dedi, ve ritüellik heceleme
faslına geçtik." (Şakül Gibi, 1989 S.19 C.2 sf.5)
Masonların en gizemli ve merak edilen yönlerinden birisi de, locada
düzenledikleri tören ve ayinlerdir. Belirttiğimiz gibi, mason locası
çok iyi korunur. Mason olmayan kimse locanın kapısından içeri alınmaz.
İçeride olanlar dış dünyaya her zaman bir sır olarak kalır. Mimar
Sinan dergisi, locanın korunması konusunda izlenecek prensipleri
şöyle anlatıyor:
"Locaya ziyaretçi olarak gelenlerin mason olup olmadığının usulüne
uygun şekilde tahkik edilmesi. Kardeşler tarafından tanınmayan bir
masonun, imtihana tabi tutulmadan locaya girmesinin yasak oluşu."
(Mimar Sinan Dergisi, yıl 1977, s. 24, sf. 15)
Mason Mabedi
"Verdiğim sözleri yerine getirmediğim takdirde, kalbim göğsümün
sol tarafından, dilim ağzımın dibinden koparılacak, boğazım kesilecek,
vücudum vahşi atlar tarafından parçalanacak, med ve cezirin aktığı
bir noktada deniz kumunun içinde 24 saat gömülecek, sonra kül oluncaya
kadar yakılıp dört rüzgarın estiği bir yerde havaya atılacak ve
böylece hatıram tamamen kaybolmuş olacaktır." (Başlangıçtan Bugüne
Kadar Ritüelimizin İnkışafı, Celil Layıktaz, İstanbul,1972)
Bu yemin bir tiyatro oyunun veya bir romanın değil, içinde dünya
çapında birçok devlet adamı, üniversite rektörü, sanatçı ve yazarın
bulunduğu en çok merak edilen, en gizemli kuruluş olan masonların
törenlerinin bir parçasıdır. Bu yemin, sırları açıkladığı takdirde,
bir masonun başına nelerin geleceğini anlatmaktadır.
 
Masonlar toplantılarını loca denilen gizli salonlarda yaparlar.
Locaya mason olmayan hiç kimse giremez. Loca, tamamen masonik
sembol ve işaretlerle doludur. Bu semboller çeşitli anlamları
içerirler ve Yahudi felsefesi ve sembolleri ile yakın ilişkilidirler.
|
Dış dünyadan, mabede kabul edilecek kişi, ki bu kişi yeni mason
olmaktadır, masonlarca "tekris" adı verilen bir törenle karşılanır.
Bu gizemli dünyaya ilk adımını atan yeni mason, ilk andan itibaren
çok şaşırtıcı ve ürkütücü olaylarla karşılaşacaktır. Mason adayı
locaya girdiğinde, tekrisinden önce küçük bir odaya alınır. "Tefekkür
hücresi", yeni masonun bu karanlık dünyaya ilk geçişidir. Mason
adayı tekris töreninden evvel hala "harici"dir ve "Tefekkür hücresi"
denilen karanlık bir odada bir müddet yalnız kalması gerekir. (Masonlar,
mason olmayan diğer insanları harici olarak nitelendirirler.)
"Harici tekrisinden evvel, "Teffekür hücresi"ne alınır. Burası
duvarları siyah boyalı, kemikler, bir insan kafatası, küçük bir
masa, bir tabure ve bir yazı takımı bulunan bir hücredir. Loca katibi
adaya üzerindeki paraları ve madenden yapılmış eşyayı elindeki keseye
koymasını söyler. Vasiyetnameyi kılıcın ucuna geçirir. Daha sonra
da büyük üstada vasiyetnameyi ve elindeki kılıcı verir. Tören sonunda
üstad kılıcın ucundaki vasiyetnameyi yakacaktır." (Türkiye Büyük
Mason Locası, Birinci Derece Ritüeli)
Mason adayının fiziksel hazırlığı gözlerine bağlanan örtü ve boynuna
geçirilen ip ile tamamlanır. Artık mason adayı, "nuru ziyaya" kavuşmaya
hazırdır:
"Adayın hazırlığı boynuna bir ip geçirilerek tamamlanır. Bu ip
haricin geldiği dünya ile mevcut ilişkilerini sembolize eder. Bu
arada, adayın gözleri bağ ile örtülüdür." (Çırak, Kalfa, Usta, s.
35)
Pek çok gizli ritüelin yapıldığı mason
localarından birinin iç görünümü.
|
Gerekli işlemlerden geçen mason adayı artık Tekrise hazırdır. Büyük
salonun kapıları açılır. Mason adayı, loca katibini yardımıyla iki
sütunun arasına I. tören üstadının karşısına getirilir. Üstadla
mason adayı arasında geçen diyalog, Mimar Sinan dergisinde şöyle
anlatılıyor:
"Namzetlerin (adayların) boyunlarına birer ip geçirilir, sağ ellerinin
ikişer parmakları dudakları üstüne koyulur. Hepsi, boynundan geçirilmiş
olan ipin ucu merasim üstadının elinde olduğu halde, namzetler içeri
alınır.
S: Buraya nasıl geldiniz?
C: Boynumda bir iple geldim. (Başlangıçtan Bugüne Ritüelimizin
İnkilafı, S. 24, Mimar Sinan Yayınları 1)
Önce sizden bir şeref sözü isteyeceğim: Aramıza alınsanız da alınmasınız
da, burada görüp işittiklerinizi dışarıda hiç kimseye açıklamayacağınıza
söz verir misiniz?"
Yeni masonun verdiği sözden sonra üstad şöyle devam eder:
"...Uçları size çevrilmiş bu kılıçlar yemininizi çiğnerseniz, masonluğun
sizden nasıl öç alacağını ve aynı zamanda çekeceğiniz vicdan azabını
göstermektedir." (Türkiye Büyük Mason Locası, Birinci Derece Tüzüğü,
S. 35)
Daha sonra mason adayının ensesinden tutularak loca zeminindeki
Siyon Yıldızı öptürülür. Bu mason adayının Kabalist felsefeye ilk
boyun eğişidir. Üstad, adaya kararlı olup olmadığını sorduktan sonra,
şöyle devam eder:
"Mademki kararlısınız, hazır olun şimdi birtakım yolculuklar yapacaksınız.
Önünüz engellerle doludur. Kaygılı olmayınız, azimli ve yürekli
olunuz." (Çırak, Kalfa, Usta, S. 35)
İlk yolculukta, gözü bağlı olan adayın eli bir suya sokulur. İkinci
yolculukta bir mum alevi adayın eline dokundurulur. Üçüncü de ise,
adayın eli toprak kaba sokulur. Daha sonra adayın gözleri açılır:
"Bağ, aday nuru ziyaya kavuştuğunda açılır. Bağın açılması, tekris
olanın duyması gereken "tekris şokunu" somutlaştırır." (Çırak, Kalfa,
Usta, s. 35)
Tefekkür hücresine alınmış bir mason
adayı
|
Bundan sonra masonlar, iki sıra paralel olup adayın altında geçeceği
bir tak oluşturmak üzere, ellerindeki kılıçların uçlarını birleştirirler.
Daha sonra aday birinci derece nizam vaziyeti alır:
"Ayakta, sağ eli dört parmak bitişik, baş parmak gönye teşkil etmek
üzere kalkık olarak boğazın altına koymak ve sol kolu aşağıya sarkıtmaktır.
Daha sonra sağ el ufki olarak sol omuza çekilir ve aşağıya indirilir.
Bu hareket sır verdiği takdirde adayın boynunun kesilmesine razı
olduğu anlamına gelir." (Birinci Dereceye Mahsus Muhtıra, s. 13)
Daha sonra yeni masonun ketumiyet ve gizlilik konusunda ne derece
dikkatli olduğunu anlamak için bir deney yapılır:
"Tekriste, derece bilgileri verildikten sonra, yeni çırak bazı
evrakları imzaladığı sırada, I. veya II. tören üstadı ona bir kağıt
uzatarak, aklında kalmış ise öğretilen kelimeyi yazmasını ister.
Eğer boş bulunup da yazmaya kalkarsa, o sırada orada bulunan bir
başka kardeş cetvelle eline hafifçe vurur. Bunun üzerine, üstad-ı
muhterem, yeminde söylediklerini hemen unuttuğunu hatırlatarak yeni
kardeşe dikkat ve ketumiyetle ilgili öğütler verir." (Çırak II.
Derece Ritüeli, Tanju Koray, s. 22-23)
Bütün bunlar yeni masonun bu sır dünyasıyla tanışmasıdır. Kendisine
birinci derecenin sırları, daha doğrusu telkinleri verilmeye başlanır.
Zaman geçip, bilgisi artıkça derecesi yükselir. Ve yavaş yavaş düşünceleri
değişmeye, inanışları kaybolmaya başlayacaktır. Mason dergisi konuyu
şöyle anlatıyor:
|

Tefekkür hücresinden sonra, Mason adayının loca salonuna alınışından
evvel fiziksel hazırlığı tamamlanır; gözleri bağlanır, tek
dizi sıvanır. Daha sonra boynuna geçirilen bir iple salona
getirilecek olan yeni mason, yemin edecek, sırları açıkladığı
takdirde öldürülmeyi kabul edecektir. Bundan sonra, gözleri
açılan mason yeni biraderleri ve üstadı ile karşılacaktır.
|
"Ham taş insan zihnidir. Çekiç telkindir. Aslında iradeyi bilinçlendirip
kıvama getiren telkinden başka bir şey değildir. Nasıl çekiç darbeyle
ham taşı yontarsa, telkin de tıpkı onun gibi zihni yontar." (Sayı
23, s. 45)
Ülkemizde sayıları 7000'i aşan masonlar, toplum üzerinde büyük
etkiye sahiptirler ve bazı önemli makamlara ulaşmışlardır. Politikada,
ekonomide, basında, sosyal hayatta masonluk, materyalist masonik
felsefeyi topluma empoze etme çabasındadır.
Masonluk merkezi dışarıda olan bir örgüttür. Türkiye'nin her yanında
mason locaları vardır. Bunların hepsi tek bir locaya ve tek bir
büyük üstada bağlıdırlar. Büyük loca ise yurt dışından gelen karar
ve emirleri diğer localara ve Rotary, Lions gibi masonluğun alt
kuruluşlarına iletmekle görevlidir.
Bu emir komuta sistemi sayesinde dünya masonluğunun, Türkiye hakkında
aldıkları kararlar ülkemizde büyük bir titizlikle uygulanır.
Bu sistemin uygulamasının en önemli örneklerinden birisi 1989 yılında
Avusturya'da toplanmış olan Dünya Büyük Mason Kurultayı'dır.
Dünya masonları her yıl Büyük Kurultay'da biraraya gelerek dünyanın
geleceğine yönelik stratejiler geliştirirler. Masonlar tarafından
"Konvan" olarak tanımlanan bu Kurultay'da alınan kararlar, ülkelere
göre gruplanarak her ülkenin Yüksek Şurası'na bildirilir. Sadece
33. derecedeki masonlardan oluşan Yüksek Şura'da kararları uygun
şekilde alt derecelere iletir. Böylece o ülkede uzun, orta ve kısa
dönemde yürütülecek politikalar da belirlenmiş olur.
1989 yılında Avusturya'da toplanmış olan Dünya Büyük Mason Kurultayı'nda,
Türkiye hakkında son derece önemli kararlar alınmıştır. Türkiye'de
ilerideki on yıl boyunca uygulanacak politikaları belirleyen bu
kararlar, ülkemiz üzerinde masonluğun planlarını, açık bir şekilde
ortaya koyuyor.
Daha önce konuyla ilgili diğer eserlerimizde yayınlanmış oldan
Kurultay resimlerini, kararların tam metnini ve bütün kararların
Türkçe tercümesini tekrar yayınlıyoruz.
Bu kararlar, Türkiye'nin Siyonist hedefler açısından ne derece
önem taşıdığını ve masonluğun bu hedefler doğrultusunda ülkemizde
oynadığı oyunları ortaya çıkaran en önemli belgelerden birisidir.
Kurultayda Alınan Kararların Türkçe Tercümesi
31. ve 33. başlıklarda belirtildiği gibi, İtalya'daki P2 skandalından
sonra, Yunanistan'da biraderlerin açıklamaları ciddi krizlere yol
açtı. Benzer sonuçlar Türkiye için de geçerlidir. Biraderlere derhal
gerekli tedbirleri almalarını tavsiye ediyoruz.
Aşağıda 25 Nisan 1989'da Avusturya'da toplanan Kurultay'da, Grand
Orient'e bağlı Türkiye hakkında alınan kararlar belirtilmiştir:
KARAR 1:
A) Anti-masonik ve antisemitik bütün gelişmelerin tespit edilerek
önüne geçilmesi.
B) Masonik ideallerin gerçekleşmesini engelleyebilecek hareketlerin
yok edilmesi.
C) Son 10 yıldaki anti-masonik güçlerle ilgili detaylı bir rapor
hazırlanması.
|
1989 Avusturya Büyük Mason Kurultayı'na,
dünyanın dört bir yanından ülkelerin 33. dereceli üstad-ı
azamları katıldı.Kurultay'da bütün dünyanın politik, ekonomik
ve sosyolojik yapısı ve dünya masonlarının her ülkede bu konular
hakkında uygulaması gereken önem ve yaptırımlar hakkında kararlar
alındı.
Kurultay ülkemiz için büyük önem
taşıyordu. Çünkü Türkiye konusu, Kurultay gündeminin önemli
bir kısmını işgal etmekteydi.
Türkiye hakkında alınan kararlar 33. dereceli
Türk mason üstadlarına tebliğ edildi. Bu kararlar, daha sonra
masonluğun emir komuta zinciri sayesinde, uygun ve planlı
bir şekilde alt derecelere ve kuruluşlara iletilecekti.
"Herhangi bir mason locasında bulunan üyelerin
isimlerini araştıracak olursak görürüz ki, siyasi kanaatleri
taban tabana zıt birçok kimseler aynı saf altında çalışmakta
ve yekdiğerine kardeşim demektedir. Askerlerle sulhperverler,
kral taraftarlarıyla cumhuriyetçiler aynı locada üye olabilirler."
(Büyük Şark Mason Dergisi, s.10, sf.6)
|
KARAR 2:
A) Basındaki biraderlerimiz arasında dayanışmanın güçlendirilmesi.
Bununla birlikte, afişe olmalarını önlemek amacıyla, aralarında
suni bir rekabet havası oluşturulması.
B) Önemli rollerdeki biraderlerin açıklanmasının engellenmesi için
temel önlemlerin alınması.
C) Basındaki biraderlerin, dindarları bildirmek konusunda, daha
duyarlı ve daha dikkatli olmaları için uyarılması.
|

1989 yılında her yıl yapılan Dünya Büyük Mason Kurultayı,
Avusturya'da toplandı.
|
KARAR 3:
A) Kitle partilerindeki biraderlerin sayılarının arttırılması ve
etkilerinin güçlendirilmesi. Bununla birlikte, afişe olmalarını
önlemek amacıyla, aralarında suni bir rekabet havası oluşturulması.
B) Parasal sorunlar için Avrupa localarının yardım ve iş birliğinin
istenmesi.
KARAR 4:
A) Medya topluluklarının yardımıyla, yavaş yavaş arttırarak,
masonik ahlak ve düşünüş biçiminin benimsetilmesi
B) Derhal masonlar hakkındaki şüphe ve ön yargı sorununun çözülmesi.
Bu görev için birleşiğimiz olan klüplerimizin (Rotary-Lions vs.)
görevlendirilmesi.
KARAR 5:
A) Büyük derneklerimizin GAP düzenlemesinin içine sokulması.
B) Güneydoğu'daki yatırım için faydalı koşulların hazırlanması.
C) Bu bölgedeki yatırımlar için girişimci biraderlerin biraraya
getirilmesi.
KARAR 6:
|
 
Üstte solda 1989 Avusturya Büyük Mason Kurultayı'nda Türkiye hakkında
alınan kararların 1. sayfası. Üstte sağda ise1989 Avusturya Büyük
Mason Kurultayı'nda Türkiye hakkında alınan kararların 2.
sayfası
|
A) Halkın, dini inançların dışında kalması için, eğitiminin sağlanması.
B) Akademik çevrelerde bulunan biraderlerimiz vasıtasıyla, üniversite
çevresi içinde bu konunun güncelleştirilmesi.
C) Diğer bir yandan, medya kitleleri yardımıyla bu dogmatik eğilimlerin
yerilmesi.
KARAR 7:
A) Sovyetler Birliği'ndeki Türk Devletleri'nin muhtemel bir bağımsızlık
hareketi, Türkiye'nin Avrupa ve Ortadoğu'daki konumunu etkiliyebilir.
Bölgedeki dengelerin korunması için etkili siyasi tedbirlerin alınması.
B) Sovyetler Birliği'ndeki rejim değişikliğine müteakiben oluşabilecek
muhtemel bir Türk Birliği'ne karşı halkta oluşacak ılımlı bakışın,
kitle psikolojisi yöntemiyle, yok edilmesi. Kamuoyunun böyle bir
birliğin zararları doğrultusunda yönlendirilmesi.
KARAR 8:
A) Premasonik kuruluşlarımız (Lions, Rotary, Diners vs.) vasıtasıyla,
uygun gençlerin gözlem ve seçimlerine devam edilmesi. Seçilen gençlerin,
masonik idealler doğrultusunda, Avrupa ve Amerika'daki merkezlerimizde
eğitimlerine başlanması.
B) Yeni seçilenlerin dışarıda eğitimi için, ödemelerin ve uygun
şartların hazırlanması.
KARAR 9:
A) Her hafta tüm yeni gelişmelerin Paris Merkez Komitesi'ne ve
Büyük Türk Konseyi yetkililerine aktarılması.
B) Büyük Chicago Locası'na gönderilen bilgilerin, zenginleştirilip,
daha iyi hale getirilmesi.
KARAR 10:
A) İslami hareketlerin, kontrol edilerek, uzun vadede yok edilmesi.
B) Dini gruplar arasındaki ihtilaf ve bölünmelerin körüklenerek,
masonluk aleyhindeki etkilerinin zayıflatılması.
C) Dini akımların toplu gücünün değişik odaklara yönlendirilerek,
masonik ideallere zarar vermelerinin önlenmesi.
|
Kurultay'da yapılan
törenlerden bir görünüm.Avusturya Büyük Mason Kurultayı'nda
Türkiye hakkında alınan kararlar, masonik hayat tarzı ve felsefenin
ülkemizde tamamen yerleştirilmesi doğrultusundaydı. Ve bu
ideale zarar verebilecek her türlü engelin bertaraf edilmesi
üzerine duruluyordu.
|
KARAR 11:
A) Basındaki bütün anti-masonik yayınların takip edilmesi.
B) Tüm anti-masonik yayınların toplatılması ve satışının engellenmesi.
C) Fiili ve uygun yöntemlerle, anti-masonik yazarların ve yayın
evlerinin tüm faaliyetlerinin durdurulması.
KARAR 12:
Halk arasında masonluk öncesi kurumların yayılması.
|