|
MASONLUĞUN YAPILANMASI
Masonların dünya üzerinde bu denli güçlü ve etkili
olmalarının nedeni, sağlam bir emir komuta zincirine sahip olmalarıdır.
Bu sistemin en büyük özelliği gizliliğidir. Her masonik loca ve
derece yalnızca kendisine verilen emirleri yerine getirir. Kurulan
derece sistemi sayesinde, her locanın yalnızca en üst kademesindekiler,
masonluğun genel stratejisini bilebilir.
Masonluğu en tehlikeli hale getiren yönü, faaliyetlerini
büyük bir gizlilik içinde yürütmesidir. Bu yöntem nedeniyle sokaktaki
insan, masonik faaliyetlerin içyüzünü fark edemez. Tek bir noktadan
yönlendirilen, fakat tesadüf süsü verilen olaylara ancak çok dikkatli
bir inceleme ile bakılırsa, var olan bağlantılar hissedilebilir.
"Bize verilen sırları, kalbimizin en derin köşelerinde
saklamalıyız. Bir ölü kadar sessiz, bir mezar kadar ketum olmalıyız."
(Mimar Sinan Dergisi S. 7, Sf. 14)
Masonluğu eğer masonlara sorarsak, alacağımız cevap,
"Masonluğun bir hayır ve yardımlaşma kurumu olduğu" şeklinde olacaktır.
Türkiye'de de masonluk, Türk Yükseltme Cemiyeti adı altında kurulmuştur.
Masonlar
dışarı yaptıkları bütün açıklamalarda, ropörtajlarda örgütün hayırseverliğinden,
iyi niyetinden bahsederler. Gerçekten de bu bilgiler doğrultusunda,
masonluğun bir hayır kurumu olduğuna inanmak mümkündür. Fakat, masonların
kendi kaynaklarını incelediğimizde durum biraz farklılaşır.
Herşeyden önce masonlar, kendi üyelerine mahsus olarak
çıkardıkları yayınlarda devamlı gizlilik, ketumiyet ve sırları açıklamamaktan
bahsederler. Masonluğa yeni giren birisi ile mason üstadı arasındaki
şu diyalog, bu gizliliğin önemini ortaya koymaktadır:
"Büyük Üstad: Önce sizden bir şeref sözü isteyeceğim,
aramıza alınsanız da alınmasanız da, burada görüp işittiklerinizi
dışarıda hiç kimseye açıklamayacağınıza söz verir misiniz?
... Uçları size çevrilmiş bu kılıçlar yemininizi çiğnerseniz,
masonluğun sizden nasıl öç alacağını ve aynı zamanda çekeceğiniz
vicdan azabını göstermektedir." (Türkiye Büyük Mason Locası, Birinci
Derece Tüzüğü, sf. 35)
Acaba bir hayır kurumu, niçin bu derece şiddetli bir
şekilde çalışmalarını gizlemektedir? Ortaya çıkmasından korkulan
şey nedir? Başka bir masonik kaynakta da şunlar yazmaktadır:
"Sembolleri ve localarda geçen olayları, tartışmaları
açıklamak ahlak dışı bir harekettir; yemine ve davaya ihanettir."
(Büyük Şark Dergisi, s.11, sf.12)
Demek ki, masonların ortaya çıkmasından çekindikleri
bazı sırları vardır. Ve bundan dolayı gizliliği bir prensip haline
getirmişlerdir. Bir mason yemininde, bu sırların önemi şöyle vurgulanır:
"Şimdi
veya daha sonra bana öğretilecek Kadim Masonluk Misterleri ile bunlara
ait gizli sanatları, yönleri ve noktaları, bu dereceye usulüne göre
kabul edilmiş olanların dışında hiç kimseye, kim olursa olsun, hiçbir
surette açıklamayacağım veya yalnız tam, kusursuz ve muntazam bir
locada iken ve onların da kendim gibi düzenli olduklarına tam bir
kanaat getirdikten sonra usulüne göre açıklayacağım.
Yine söz verir ve şerefim üzerine yemin ederim ki,
bu sırları, hareketli veya hareketsiz hiçbir şeyin üzerine yazmayacak,
basmayacak, kazımayacak, işaretlemeyecek, resmetmeyecek, kesmeyecek
veya elimden gelip gücüm yettiğince de başkalarına yaptırtmayacak,
yapmalarına engel olacak, yapmalarına göz yummayacağım ki, bu hareketli
ve hareketsiz şeyler üzerinde herhangi bir kelime, hece, harf, işaret
veya şekil, yahut bunların en küçük bir izi bile, benim ihmal veya
liyakatsizliğimden dolayı sırlarımız ile misterlerimizin usulsüz
olarak bir başkasının okuyup anlamasına, öğrenmesine, ortaya çıkarmasına
sebep olmasın." (Çırak, 2.Derece Ritüeli, Tanju Koray, sf.32-33)
Fakat masonlar, dışarıya karşı, gizli bir örgüt olduklarını
dahi kabul etmezler. Bu konuda yapılmış bir röpörtajda Türkiye'deki
mason üstadlardan Şekür Ökten şöyle diyor:
"Derneğimiz, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre
faaliyette bulunur. Gizli değildir. Bizim hiçbir toplantımız ve
merasimimiz gizli değildir."
Üstad vekili Halil Mülküs ise şöyle demektedir:
|
 |
Mason Prens Frederic
ve yanında yüksek dereceli masonlara ait el yazması bulunan kitap. |
| |
|
|

|
Kendisini bir hayır
kurumu olarak tanımlayan masonluğun iç yüzü incelendiğinde,
Yahudi mistisizminden kara büyüye kadar pek çok sapkın inancı
içerdiği ve törenlerinin bunlardan kaynaklandığı görülür.
|
"Biz, gizli bir cemiyet değiliz. Bunu kesinkes açıklıkla
söylemek durumundayım." (Nokta Dergisi s.40 sf.26-27, 13.10.1985)
Masonların yalnızca kendi üyeleri için çıkardıkları
kaynaklara baktığımızda ise, durumun farklı olduğunu görürüz. Bu
kaynaklarda masonluğun gizliliği önemle vurgulanır:
"Arılar, karanlık olmazsa çalışamazlar... Sol elinizin
yaptığını sağ eliniz bilmesin. Gizliliğin sayılamayacak çok etkileriyle
ilgili olarak ve daha büyük şeylerle alakalı olarak sembollerin
gizemli işlevleri vardır." (Şakül Gibi, 3/25 sf.20)
Masonların eşleri dahi bu sırları öğrenemezler. Mason
dergisi Şakül Gibi'de masonlar ve eşleri arasında, Tekris (masonluğa
giriş töreni)den itibaren başlayan sır perdesi şöyle anlatılıyor:
"Sırlarımızı kimseye söylememeye yemin etmedik mi?
Tekris dönüşü evde eşinin meraklı sorularına cevap vermemek ve bu
yüzden onunla aramızda ebediyen açılmayacak bir sır perdesi oluşturmak
hangimizin hoşuna gitti? Kendilerine bile emanet edemediğimiz sırları
nasıl olup da öğrenip muhafaza edecekler?" (Şakül Gibi s.24 c.3
sf.7)
Masonluğun dışarıya karşı takındığı hayır kurumu maskesinin
altında yatan gerçek ortaya çıktığında, yeni mason bir seçim yapmak
durumunda kalır. Masonluğa bu maskeye kanmış olarak katılan kişi,
ya masonluğun ilkelerini kabul eder ya da masonluk dışı bırakılır.
Mason dergisi Mimar Sinan, bu hayır kurumu maskesine kanarak gelen
fakat sonra "hayal kırıklığına" uğrayan acemilerin toplantılara
gelmeyi aksatmalarını şöyle anlatıyor:
"Masonluğu bir yardım kuruluşu olarak görüp bu tür
çalışmaları bulamayınca hayal kırıklığına uğramak devamsızlığın
başlıca nedeni oluyor..." (Mimar Sinan s.30 sf.11 1979)
Masonların gizledikleri gerçekler ise, kendi deyimleriyle
bunlara hazırlıksız olanlar için "yıkıcı ve şaşırtıcı" olabilmektedir.
Bu doğru bir tesbittir. Gerçekten bir insanı, birdenbire Allah inancından,
milli kimliğinden ayırmak, materyalist yapmak kolay değildir. Bu,
ancak yavaş yavaş verilecek bir telkinle mümkün olabilir.
|
Tarihi belgelere
dayanılarak hazırlanan bir Hollywood filmi olan, "From The
Hell" (Cehennemden Gelen) de, tarihin en acımasız seri katillerinden
biri olan Karındeşen Jack ile masonların bağlantısı gözler
önüne serilmektedir.
|
 
Yukarıda, bu filmde yer alan masonik ritüellerden bölümler
görülmektedir. Mason localarında yapılan törenler bir tür
ayin niteliği taşır. Masonluğa yeni kabul edilenler için düzenlenen
tekris törenlerinin ise masonik ritüeller arasında önemli
bir yeri vardır.
|
Bu noktada şunu da belirtmek gerekir ki, masonların
birçoğu gerçekten ne tür emellere hizmet ettiklerini bilmemektedirler
ve sadece bir hayır ve dayanışma kurumu içinde olduklarını sanmaktadırlar.
Masonluğun asıl amacını bilenler, çok daha az sayıdadır. Dolayısıyla,
kitap boyunca masonluğun dünya düzenindeki etkisinden söz ederken,
tüm masonları bunlardan sorumlu tutmak doğru olmayacaktır. Bu kitabı
hazırlarken bir amacımız da, bu teşkilatın iç yüzünü bilmeyenlere
gerçekleri göstermek, aslında yanlış bir felsefenin içinde olduklarını
ortaya koyarak, gerçeği görebilmelerini sağlamaktır.
Uluslararası Masonik Zirve: BİLDERBERG GRUP
Bilderberg
Grup 1954 Mayısı'nda Hollanda'nın Osterbeek kentindeki Bilderberg
Oteli'nde toplanan bir grup mason tarafından kuruldu. Grubu tasarlayıp
oluşturan asıl kurucu İsveç Franmasonluğu üstad-ı azamı Joseph Retinger
(1887-1960)'dir. Bu gizli grubun finansmanının önemli bir kısmı
Amerika'daki Rockefeller Vakfı tarafından karşılanır. Diğer finansör
ünlü banker Rothschild ailesidir. Bilderberg çok uluslu bir hükümet
gibidir.
Bilderberg birçok kaynakta "Dünyanın Efendileri" şeklinde
tanımlanır. Bilderberg Grubun geçmişine ilişkin kapsamlı bilgi bulabilmek
çok zordur. Başvuru kaynaklarında kurulduğu yer, tarih ve toplantılara
katılan bazı önemli şahısların isminin dışında bir bilgi bulmak
mümkün değildir. Kurulduğundan bu yana Bilderberg toplantılarının
tamamı basına ve kamuoyuna gizli yapılmış, burada konuşulanlar hakkında
hiç kimse bilgi sahibi olamamıştır. Bu toplantılara katılanlar,
burada konuşulanları ne pahasına olursa olsun bildirmeyeceklerine
yemin ederler. Ünlü bir Türk siyaset adamının dediği "görevimden
istifa etmemi isteseler bile burada konuşulanları kimseye söylemem"
sözü bu gizliliği ortaya koymaktadır.
Örgüt, sermaye, siyaset, gizli örgütler ve iş dünyasının
ünlülerini biraraya getirir. Her yıl yapılan toplantı üç gün sürer.
Gizli bir masonik teşkilat olan Bilderberg'in en belirgin özelliği,
devletlerin kilit noktalarında görev yapan üst düzey masonları bünyesinde
toplamış olmasıdır. Bu nedenle Bilderberg, bir tür masonik zirve
toplantısı olarak kabul edilmektedir. Toplantılar sırasında konuların
gizli kalacağına söz verilir. Görüşmelerden sonra, yalnızca katılanlara
özel bir rapor dağıtılır. Bu örgütle ilgili en detaylı bilgi İspanyol
İstihbarat Örgütü'nün üst düzey yöneticisi Luis Gonzales Mata'nın
kitabıdır. "Dünyanın Gerçek Efendileri" isimli kitap 1975 yılında
Paris'te Bernard Grassed Yayınevi tarafından yayınlanmış, fakat
piyasadan toptan satın alınmış ve okuyucuya ulaşması engellenmiştir.
Siyonizm - Masonluk İlişkisi
Masonluğun bir diğer önemli yönü, radikal Yahudi
ulusçuluğu olarak tanımlayabileceğimiz Siyonizm ile olan bağlantısıdır.
Bu, masonların Avrupa'da Kilise'ye karşı verdikleri mücadele sırasında
şekillenmiş bir ilişkidir. Yahudiler de Kilise'nin egemen olduğu
Hıristiyan Avrupa düzeninden rahatsız oldukları için, bazı etkili
Yahudiler masonların savundukları materyalist, din-dışı felsefeleri
ve siyasi hareketleri desteklemişlerdir. Bu da Yahudiler ile masonlar
arasında geleneksel bir ittifak sağlamıştır. Masonların Kabala gibi
mistik Yahudi öğretilerine olan bağlılığı da, bu ittifaka felsefi
bir boyut kazandırmaktadır..
|

Masonik semboller incelendiğinde,
pek çoğunun Yahudilik kaynaklı olduğu görülecektir. Yukarıdaki
tabloda temel masonik semboller birarada sergilenmektedir.
|
Masonlar bu bağlantıyı sürekli olarak inkar etseler
de sadece kendi üyeleri için çıkardıkları gizli dergi ve kitaplarında
bu konuda önemli açıklamalar yer alır .
Örneğin büyük üstad mason Selami Işındağ, "Masonluktan
Esinlenmeler" isimli kitabında masonluğun kuruluşunun Siyonist amaçlar
doğrultusunda olduğunu şöyle itiraf etmektedir:
"İlk aşamada gizli mason kuruluşu Babil tutsaklığıyla
darmadağan olan Yahudileri bir ulusal birlik içinde toplamak istiyordu."
(Masonluktan Esinlenmeler, sf.275)
Diğer mason kaynaklarında da durum bundan farklı değildir.
Masonluğun Siyonizmle ve dolayısıyla Yahudilikle ilişkisinden bahseden
sayısız mason yayınından bazıları şunlardır:
"Yahudisiz hiçbir mason locası yoktur. Yahudi sinagoglarında
hiçbir mezhep mevcut değildir. Orada masonlarda olduğu gibi yalnız
semboller vardır. Bundan dolayıdır ki İsrail Mabedi bizim tabii
müttefikimizdir." (Akasya Mason Dergisi, s.62, sf.24)
Diğer bir masonik kaynak, Yahudilikle olan bağlantıyı
şöyle ifade etmektedir:
"Ritüellerimizde Tevrat'tan sayısız alıntılar mevcuttur."
(Mimar Sinan, 1983, s.47, sf.39)
Masonik diyalogların yer aldığı özel mason dergilerinden
birinde rastlanan şu konuşma ise masonluk-Yahudilik bağlantısını
tüm çarpıcılığıyla gözler önüne sermeye yetiyor:
"Büyük Üstad: Kimden sakınmalıyız?
I. Nazır: Düşmanlarımızdan ve kardeşlerimizden.
Büyük Üstad: Kardeşlerimizden sakınmamızın sebebi nedir?
I. Nazır: İsrailoğulları esarettedir. Biz onların kurtulmaları
maksadını takip ediyoruz. Lakin yeni kardeşlerimiz bizim bu projemizi
anlamayacaklar ve tatbikini engelleyeceklerdir.

Masonik semboller taşıyan madalyalar
|
Büyük Üstad: Kardeşlerim! Nizam vaziyeti alalım. Yahudi
diyarının kurtarıcısını selamlayalım." (15. Derece Çalışma Rehberi,
sf.24)
Masonluk hiçbir dönemde kuruluş amacı çerçevesinden
dışarıya çıkmamış, geleneklerinden en ufak taviz vermemiştir. Masonlar
geleneklerine bağlılıklarını şöyle dile getirmektedirler:
"Bizim yöntemlerimiz, geleneklere bağlılığı ile bu
gelenekler etrafında kurulmuş ve geleneklere bağlılığıyla bugüne
kadar yaşamıştır. Bu gelenekler yıkılırsa masonluğun da temeli yok
olur." (Mimar Sinan Dergisi, s.50, sf.47)
Fakat masonlar bu bağlantının ortaya çıkmaması konusunda
çok titizdirler. Mason yükümlülüklerini belirten Anderson Yasası
davranış maddesi dördüncü fıkrası şöyledir:
"Mason olmayan yabancılar bulunduğunda, sözlerinizde
ve tutumunuzda öyle ketum ve ihtiyatlı olunuz ki en ince zekalı
yabancı bile duyulması uygun olmayan şeylerin farkına varmasın."
(Akasya Mason Dergisi, s.62)
Masonluğun kurucusu olarak kabul edilen Hiram Usta'nın
dahi Tevrat'ta anlatılan bir kişi olması Tevrat'a olan bağlılığın
bir başka göstergesidir.
Masonik Sırların İfade Şekli: SEMBOLİZM
Masonlar için sır ve gizliliğin bir gereği olan sembolizm,
çok büyük önem taşır. Semboller sayesinde açıkça ifade edilmesi
mümkün olmayan pek çok gerçek, gizli bir şekilde anlatılır.
Sembolizmin kendileri için ne derecede önemli olduğunu
masonlar şöyle anlatırlar:
"Masonlukta semboller, masonik ilkeleri daha iyi anlatmak,
ritüellerin içerdiği aşılamaları ve öğütleri belleklere iyice yerleştirmek,
bunların uzun ömürlü olmalarını sağlamak için kullanılırlar. Masonlukta
sır olarak nitelendirilen şeylerin başında masonik işaretler, sözcükler
ve simgelere verilen anlamlar gelir." (Sözlük, Büyük Mason Mahfili
Yay., sf. 158)
|

İskoç locası, Rus arşivi, 1820
|

Bir mason locasının iç görüntüsü
|
|

Üstte çeşitli localara ait masonik madalyonlar görülmektedir.
|

Mason üstadların törenlerde giydikleri kıyafetlerde kullandıkları
makamları belirten semboller.
|
|

I. derece sembol panosu
|

Masonik önlüklerde ve resimlerde kullanılan ay ve güneş sembolleri
Kabala kaynaklıdır.
|
Mimar Sinan dergisi de sembollerin önemini şöyle dile
getiriyor:
"Masonluğun bir tarifi onun "Allegori perdesi arkasına
gizlenmiş sembollerle tasvir edilmiş bir ahlak sistemi" olduğudur.
Loca içinde dilsiz, sessiz, hatta tozlanmamış duran amblemlerin
manalarını incelemek ve bu suretle hakikatleri meydana çıkarmak
hepimizin vazifesidir. Yani masonluğun sistemiyle, allegorileriyle,
sembolleriyle ne öğretmek istediği hakkında bilgimiz olmalıdır."
(Mimar Sinan -Sayı: 13 Yıl:4)
Görüldüğü gibi masonluk, masonlar tarafından 'sembollerle
tasvir edilen bir ahlak sistemi' olarak tanımlanmaktadır.
Sembollerle Yahudilik Masonluk Bağlantısı
Bu sembollerin hangi kaynaktan geldiğine baktığımızda
bu sistemin tamamen materyalist bir felsefeyi ve Kabala öğretisini
ifade ettiğini görmekteyiz.
Pek çok kuruluşun ambleminde yer alan bu semboller,
oradaki mason hakimiyetini diğer masonlara haber verir.
Başka mason kaynaklarında ise sembolizm önemi şu şekilde
anlatılmaktadır:
"Masonların kendilerine özgü işaret ve alametleri vardır.
Bunların ifade ettiği mana, ancak mason olmakla öğrenilir.
Masonlar bu sayede dünyanın her yerinde lisanından
bir kelime bilmeseler bile, bulundukları memlekette kendilerini
tanıtabilirler." (Şakül Gibi, 1929 s.19 c..2 sf.24)
Masonlukta Derece Sistemi
"Karanlık bir odada, yarı uyur durumda bulunduğunuz
sırada, birisi gelip elektriği yaksa, bunu istemezsiniz. Gözleriniz
karanlığa alışık olduğu için, fazla ışıktan müteessir olur, ışığın
önce az gelmesini sonra kuvvetlenmesini istersiniz. İşte masonların
yaptığı da budur: Işığı uykulu gözlere yavaş yavaş vermek." (Türk
Mason Dergisi,sf 3036)
Masonlar dışarıya karşı büyük bir özenle gizledikleri
sırlarını, kendi üyelerine de birden açıklamazlar.
Masonluk, sırlarını üyelerine telkin ederken, Kabalizmden
kaynaklanan bir dereceleme sistemi kullanır. Bu derecelerle yeni
mason, sistemli bir şekilde eğitilir. Ya da masonik deyimle, "Işık,
uykulu gözlere yavaş yavaş verilir."
Bu derecelendirme sistemi mason kaynaklarında şöyle
anlatılır:
"Masonlarda sır yok değildir. Bu müessesede gizli şeyler
vardır. Müptediler, (masonluğa yeni girmiş birinci dereceli masonlar)
yalnız birinci dereceye mahsus rumuz ve işaretleri bilirler. Ondan
sonra da terfi ettikleri derecenin rumuz ve işaretlerini öğrenebilirler.
Demek oluyor ki, derecelere göre, masonlar arasında bile gizli rumuz
ve işaretler vardır." (Büyük Şark Dergisi, s.15, sf. 19)
Her derecenin kendine has sırları vardır. Dereceler
içinde giderek yükselen mason, masonluğun gerçek anlamını çok sonraları
öğrenecektir.
İlk derecelerdeki masonlar, masonluğun gerçek felsefesini
bilmeden, bu örgüte hizmet ederler. Yalnızca kendilerine verilen
emirleri, çoğu kez amacını fark etmeden uygularlar. Bu sayede masonluk,
iç yüzünü çok iyi gizleyebilmiştir. Mimar Sinan dergisi, masonların
kurdukları bu sistemi şöyle anlatıyor:
"Bütün masonik merasimlerin ortak bir içeriği vardır.
Derecesine göre her mason, bir sırrın ve bir misyonun (görevin)
taşıyıcısı kılınmıştır. Her kardeş bu sırrı muhafaza etmek, onun
bekçisi olmak, kendinden istenecek görevleri, yani bir misyonu yerine
getirmekle yükümlüdür." (Mimar Sinan Yıl 4 s.16 sf.14)
Ünlü besteci Amadeus Mozart'ı bir
mason toplantısında gösteren tablo, Viyana'daki Tarih Müzesi'nde
sergilenmektedir.
|
Masonlar, derece sistemini bir başka kaynakta da şöyle
anlatırlar:
"Masonlukta sır olarak nitelendirilen şeylerin başında,
masonik işaretler, sözcükler ve simgelere verilen anlamlar gelir.
Ezoterik (gizemci) sistemin gereği olarak bunlar bir alt derecedeki
masonlara bildirilmez." (Büyük Mason Mahfili Yayınları, No:4 Sözlük
İst. 1982)
Aşağıdaki ifadeler ise yeni bir
masonla, üstad-ı azamı arasındaki diyaloğu göstermektedir:
"Efendim, üstadım, hepsini anladım,
iyi, güzel, fakat şu bizim mesleğimizin bu kadar derecelere ayrılması
ve bunların aralarında bu kadar seneler olması ne oluyor? Neden
bu bir dereceden ibaret olmuyor? Hiç olmazsa üç dereceden... neden
bu mesleğe girenler mesleğin anlatmak istediği gerçekleri ilk günden
itibaren görmesinler? Neden onları bir din kitabı gibi, bir felsefe
tarihi gibi, bir sosyoloji eseri gibi okumasınlar? Anlayamaz mıyız
?
Üstad-ı azam: Biz size otuz üç
derecenin içerdiği gerçekleri nasıl, niçin birdenbire verelim? Hem
bu yalnız masonluk prensiplerini dereceli bir surette ruhlara sindirmek
meselesi değil, aynı zamanda bir istifade meselesidir. Öyleleri
vardır ki, bu mesleğin fikirlerini kavrayamayacaklardır.
O gibileri denemeye ve daha sonra
ayırmaya tabi tutmak ve gerektiğinde kabiliyetinin sınırlarından
ileriye aşmasına engel olmak, hatta gerekirse topluluk dışı bırakmak
lazım gelir. Halbuki senin dediğin olursa tehlikeli adımlar atılmış
olur." (Büyük Şark 1933, No.10, sf.16-17)
Bu diyalogda görüldüğü gibi,
masonluğu özümleyecek yapıya sahip olmayanlar, ileri derecelere
yükselemezler. Masonik felsefeyi tam kavrayamayanlara sırları açmak,
masonların deyimiyle, "tehlikeli adım" olacaktır.
Masonlar için 27. derece çok
önemlidir. Bir masonun 27. dereceyi aşabilmesi için bütün dini inançlarını,
dünya görüşünü terk etmesi gerekir. Çünkü bu noktadan sonra mason,
Kabala esaslarını çok detaylı olarak öğrenecektir.
Masonluğun en büyük sırlarından
olan kara büyü buradan sonra devreye girecektir.
|